Admiral Isoroku Yamamoto (1884-1943) was the Japanese Naval commander who was given the order to attack Pearl Harbour, an order he was duty bound to obey which went against his own personal beliefs. While this infamous attack is a low point in Japanese and US history it wouldn’t have happened if the Japanese government had listened to Yamamoto in 1939 and searched for a more peaceful way to end their war campaign, proving his many ominous presages of the outcomes of the attack to come true.
61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...
Yıl 1945. Kanlı bir savaşın kanlı canlı devam etmekte olduğu anlar. Iwo Jima Adası, Japonlar’ın elinde ve Amerika, burayı kazanmanın peşinde. Ele geçirdikleri anda birkaç Amerikan askeri, oradaki dağın tepesine çıkarak zafer bayraklarını dikerler. Ancak bu askerler, kahraman olarak evlerine döndüklerinde kendilerini zorlayan bir takım çelişkili hislerin ve durumların ortasına düşerler.
1941 yılında Hawaii 'de Japonların Pearl Harbor baskınının öncesinde bir Amerikan askeri üssünde geçer. Adaya yeni transfer edilmiş Er Robert Prewitt'in yetenekli bir boksör olduğu için boks takımında dövüşmesi istenir. Vicdani sebeplerden dolayı teklifi reddeden er Prewitt'i zor günler beklemektedir.Kararını değiştirmesi için başta Başçavuş Milton Warden olmak üzere diğer astsubaylar tüm zor görevleri er Prewitt'in üstüne yıkarak hayatı onun için zorlaştırmaya başlarlar.Bu zor zamanlarında derdini kelimelere dökemeyen Prewitt trompetini üfleyerek çıkardığı melodilerle teselli bulmaya çalışır.Tek destekçisi ise disiplinsiz ve şakacı arkadaşı Er Angelo Maggio (Frank Sinatra) 'dır...
A WWII film set on a Pacific island. Japanese and allied forces occupy different parts of the island. When a group of British soldiers are sent on a mission behind enemy lines, things don't go exactly to plan. This film differs in that some of the 'heroes' are very reluctant, but they come good when they are pursued by the Japanese who are determined to prevent them returning to base.
Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.