Treated as an outcast and exploited by the villagers of a small town, a young woman liberates herself through sex, which she uses as a tool of economic gain and an instrument of revenge against those who have wronged her.
Peter Greenaway'in yönettiği film, 16. yüzyıl Hollandalı ressam Hendrik Goltzius ve tiyatro kumpanyasının hikayesidir. Goltzius, bir matbaa makinesi alabilmek için Alsas Beyi'ne cinsel tabuları konu alan altı İncil hikayesini (Lut, Davut, Samson vb.) sahnelemeyi teklif eder. Film, Greenaway'in kendine özgü teatral ve tabloyu andıran görsel stiliyle sanat, erotizm, din ve sansür arasındaki ilişkiyi sorgular. Sahne ve gerçekliğin iç içe geçtiği, entelektüel ve cüretkar bir yapımdır.
Gerçek bir olaydan esinlenilen bu filmde; Babasının borcunu ödeyebilmek için, Marie de Heredia, Henri de Regnier isimli bir şair ile evlenir. Fakat, kalbi, Pierre Louÿs isimli eretomanyak bir şaire aittir. Pierre Louÿs uzun bir yolculuktan yanlız dönmez ve Marie kıskançlığına hakim olamayınca aralarında eski aşk tekrar alevlenir. Alevlenen aşk, aralarında sevgi ve erotizm dolu bir fotoğraf ve edebiyat kültürü doğurur. İhanet, ihtiras, aşk ve erotizm dolu bu hikaye, gerçek bir olayın dramını gözler önüne seriyor!
7 ayrı skeçten oluşan bu fantastik film, her bölümünde farklı farklı yerlere göndermeler yapar. Filmde 1960'lı yılların sinemasında sıkça ele alınan cinsellik merakı ile dalga geçilmektedir. Filmi oluşturan kısa bölümlerin isimlerine bakılınca zaten filmin yapısı hakkında bir fikir edinilecektir.
Dinleyicilerinin bir kısmı ona hayrandı, geri kalanları ise ondan nefret etmeye bayılıyorlardı. Programlarında banyo yaparken canlı yayına katılıp çılgın fantezilerini anlatanlara kadar herkese yer vardı. Radyo da yasaklı sözcükler kuralı uygulanırken bu sansürü ilk kıran ve dinleyicileri ile işbirliği yapıp parolalarla konuşan yine o oldu. Howard Stern'ün kendi yazdığı kitaptan beyazperdeye uyarlanan otobiyografik filmin başrolünü doğal olarak Howard Stern'ün kendisi üstlenmiş. Radyodan sonra televizyona çıkan Stern, kendi hayatı dahil her şeyi açıkça konuşabildiği için Amerika'nın en çok sevilen ve aynı anda nefret edilen insanlarından biri.