Cennetteki üç melek, bazı kurallara uyması şartıyla, şöhret olmak ve şarkılarını insanlara duyurmak isteyen genç bir kıza şarkı armağan ederler. Bu üç meleğin gözü Bobbie Thomas'ın üzerindedir...
Kate Parker’in hayatta en çok istediği şey Amerikan Dans Akademisi’ne girmektir. Fakat amacına ulaşamayınca, dans dünyasına adım atmanın kişisel yetenekten çok daha fazlasını gerektirdiğini öğrenir. Bir Hip Hop klübünde eski bir hokey oyuncusu olan yakışıklı bir dansçının da yardımıyla hayallerini gerçekleştirme şansı yakalayan Kate, hayatını dansa adayacaktır.
An actress will play Barbara, the French singer. The shoot will soon start. The actress works on her character, her voice, the songs, scores, the gestures, knitting, scenes she has to learn, things are going okay, there's progress, development, she is even overwhelmed. The film director also works, through his encounters, through archives, music, he let's himself be submerged, overwhelmed like the actress, by the actress.
Bir müzisyen işitme engelli bir kadına aşık olursa... Henüz ünlenmemiş, günü kurtarmaya çalışan bir müzisyen, işitme engelli varlıklı bir genç kıza aşık olur. Ne yazık ki, genç kız ilham verdiği şarkıları hiç dinleyemeyecektir.
Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.