A surrealist tale of a man and a woman who are passionately in love with each other, but their attempts to consummate that passion are constantly thwarted by their families, the Church, and bourgeois society.
"Ahlaksız Öyküler", birbiriyle bağlantısız dört kısa filmden oluşan ve farklı yüzyıllardaki tabu cinsel pratikleri konu alan bir yapımdır: 1974'te geçen La Marée ensesti, 1890'da geçen Thérèse Philosophe cinsel keşfi, 1610'da Kontes Erzsébet Báthory'nin kanlı sapkınlıklarını ve 1498'de Lucrezia Borgia'nın ensest-entrika dolu yaşamını anlatır. Yönetmen, tarihsel dönemlerdeki yasak arzuları şoke edici sahnelerle yorumlayarak izleyiciyi rahatsız eden bir deneyim sunar.
Henri Serin (Jean-Pierre Marielle), an umbrella salesman, leads a quiet life between his work, his family and his passion for painting. During his many business trips, Henri indulges in a few amorous escapades, which provide a welcome change from the tiresome daily routine his bigoted wife locks him into. One fine day, Henri decides to drop everything and live on love and fresh water. He ends up in Pont-Aven, where he meets Émile, a local painter imitating Gauguin, with whom he shares his drinking and other feminine attractions.
Lucas yeni bir bilgisayar dili icat etti ama aynı zamanda o sırasında yavaş yavaş hafızasını kaybediyor onun garip terminal hastalık hakkında bilgilendirildi. Kısa bir süre sonra tuhaf bir seyahat gösterisi bir araç olarak hareket Blanche karşılamaktadır. Ölen Lucas birkaç gün ve gece birlikte geçirmek deniz tesisi onu takip eder.
A film in which the director captures the beautiful and accurate qualities of reality when building the energetic portrait of a 16-year-old girl immersed in the macho culture of urban suburban south-west France, just a stone’s throw away from the nearby countryside.
Ortaçağ koşullarının hüküm sürdüğü katı bir rahibe okulunda, on yedi yaşındaki Lisa kendini bir tutsak gibi hissetmektedir. Yatılı okulun yakınında, hükümlüler için bir gözaltı kampı bulunur ve burada küçük bir suçtan dolayı dokuz aylığına hapsedilen genç mahkumlardan biri de Joe'dur. Tamamen farklı bu iki genç bir şekilde karşılaşır...
Annabel Cotton (Mia Wasikowska) güzel, doğaya ve yaşama yürekten bağlı ama ölümcül kanser hastası olan bir genç kızdır. Enoch Brae (Henry Hopper) ise ailesini bir trafik kazasında kaybettikten sonra yaşamayı yük gibi gören, her şeyden usanmış genç bir adamdır. Farklı kişiliklerde görünen bu iki genç insan tesadüfen bir cenaze töreninde tanışırlar ve farkında olmadan ortak bir hayat deneyimini paylaşırlar. Enoch, Annabel'in ömrünün gitgide kısaldığını öğrenince geriye kalan vaktinde onu mutlu etmeye adar. İkisi birlikte kaderi, öfkeyi, acıyı ve gençliği ardından da ölümü sorgulayacaklardır... Kuralları şimdi onlar koyarlar ama Annabel'in zamanı da hayran olduğu doğa dengesi karşısında hızla tükenmektedir...