Yetişkin hayatının büyük bölümünü New York'ta geçiren cana yakın ekonomist, memleketi Buenos Aires'e döner ve ilgisiz babasıyla tekrar bir bağ kurmaya çalışır.
Sorunlarından kaçarak geçirdiği yılların ardından Renn, en büyük korkusuyla yüzleşmek zorunda kalır: annesinin ölümü. Renn cenaze töreni için eve dönerken Zoey ile tanışır, bu da yeni gerçekliğiyle yüzleşmekten kaçınmak için mükemmel bir bahane olur. Eve döndüğünde geçmişinden anılarla başa çıkmak ve sevgi dolu ama mesafeli kız kardeşi Leigh ile arasını düzeltmek zorundadır.
Milyoner bir girişimci ikonik bir film çekmeye karar verirse kesinlikle en iyisini talep eder. Ünlü film yapımcısı Lola Cuevas bu tutkulu projeyi çekip çevirecek ve yürütecek kişi olarak görevlendirilir. Filmin başrollerinde ise çok büyük yeteneğe (ve yeteneklerinden de büyük egolara) sahip olan iki oyuncu vardır: Hollywood’un yakışıklı ve ünlü oyuncusu Félix Rivero ve radikal bir tiyatro oyuncusu olan Iván Torres. İkisi de büyük birer efsane olsalar da muhteşem bir arkadaşlıkları olduğu söylenemez. Lola’nın giderek daha da garipleşen girişimleri sonucunda Félix ve Iván sadece birbirleriyle değil, aynı zamanda kendi miraslarıyla da yüzleşmek zorundadır. Kameralar kayda başladığında sahnede kim kalacak?
Köşe yazarı Darla, son yazısından dolayı büyük tepki çeker ve kovulur. Bailey ise kanser olduğunu öğrenir. Yolları kesişen Darla ve Bailey yakınlaşmaya başlarlar.'Pitch Perfect' serisi ve 'Dial a Prayer' filmlerinde de izlediğimiz Brittany Snow'a, Sam Richardson ve Anna Akana'nın eşlik ettikleri yapımın kamera arkasında Nico Raineau yer alıyor.
Arjantin sinemasının bu yılki en nitelikli ve eğlenceli sürprizlerinden Saygın Vatandaş, Nobel edebiyat ödülünü kazanmayı düşüş olarak gören bir yazarı gözlemliyor. Avrupa’da yaşayan Daniel, Arjantin’de büyüdüğü, romanlarının beslendiği kasabadan gelen daveti kabul eder. 40 yılın ardından ilk kez kasabaya gittiğinde kendisini bir girdap gibi yükselen, trajikomik durumların içinde bulur. Mizahtan bir an bile vazgeçmeyen film, kültür, şöhret, edebiyat, sanat ve insan davranışları üzerine hınzırca sorular sorarken izleyiciyi kasabanın cehaletiyle yazarın kibrinin ortasına konumlandırıyor.