Film
Film
FilmKimler oynuyor. Birine dokun, başka nelerde oynadığını gör.
Bunu izleyenlerin sonra izlediklerinden seçildi.
Film7.5Jim Carrey, 1999'da "Man on the Moon" filminde kült komedyen Andy Kaufman'ı canlandırmış ve büyük övgüler almıştı. Ancak filmin set arkası da bir o kadar etkileyiciydi. Kaufman'ın ailesi ve arkadaşlarının eksik olmadığı kalabalık film setinde Kaufman ya da onun sıklıkla kullandığı salon şarkıcısı alter ego karakteri Tony Clifton olarak dolaşan Carrey'nin role adanmışlığı ve inandırıcılığı o kadar yüksekti ki, set aralarında bile rolden çıkmıyor ve set ekibi Carrey'ye seslenirken, o gün yansıtmayı seçtiği karaktere göre "Tony" ya da "Andy" diye hitap ediyorlardı. Carrey'nin adanmışlığı 100 saatlik set görüntüleri arasından ayaklanan ve röportajlarla zenginleştirilen bu belgeselde ortaya konuyor. Carrey 18 yıl aradan sonra geriye dönüp bakarak kendi hayatı ile Kaufman arasındaki paralellikleri, Andy ve Tony karakterlerini canlandırırkenki deneyimlerini ve kariyerindeki süreci seyircilerle paylaşıyor.
2017 · 752 votes
Film7.8This is the story of the internal struggle between a man's Brain—a pragmatic protector who calculates his every move, and his Heart—a free-spirited adventurer who wants to let loose.
2016 · 311 votes
Film7.3Told through performances, TV interviews, home movies, family photographs, private letters and unpublished memoirs, the film reveals the essence of an extraordinary woman who rose from humble beginnings in New York City to become a glamorous international superstar and one of the greatest artists of all time.
2017 · 43 votes
Film6.4Arttırılmış gerçeklik göz merceklerinin kullanıldığı yakın bir gelecekte, agorafobiden muzdarip olan genç bir adam hayatının her yönünü bir oyuna dönüştüren gizemli bir yapay zekâ ürünüyle karşılaştığında beklenmedik bir dönüşüm yaşar.
Film6.1“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.”(Yönetmen) Bir çok kült filmin radikal yorumları vardır ama hiç birisi bu konuda Stanley Kubrick’in filmi Cinnet’inin (1980) eline su dökemez herhalde. 237 No’lu Oda, Kubrick’in belki de en çok tartışılan filminin altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup (belki biraz kaçık ve fazlasıyla meraklı) sinefille tanıştırıyor bizi. Cinnet’i baştan sona didik didik eden, onu hiç akla gelmeyecek biçimlerde yeniden düşünmeye sevk eden 237 No’lu Oda bizi hem ikna edici, hem de kışkırtıcı ve tuhaf teorilerle başbaşa bırakıyor. Rodney Ascher, Cinnet’ten aldığı parçalarla bu teorileri ustaca bir araya getirirken bir yandan da günümüzün sinefil kültürünün muhteşem bir portresini çiziyor. 237 No’lu Oda hiç abartısız senenin en keyifli, en kült olmayı hakeden seyirliklerinden birisi.
Film7.9Phillip Glass'ın unutulmaz müzikleriyle belleklere çakılan Koyaanisqatsi, görüntülere dair bir festivali çağrıştırıyor. 1983 yılı itibariyle devrim niteliğinde olan film hayatın imgesel dengesine(ve dengesizliğine) yakılan bir ağıt niteliğinde. Görüntüden görüntüye geçerek, sonunda tüm görüntülerin tek bir görüntünün yansımasından ibaret olduğunu ispatlamaya çalışan film, tabiat bilimleriyle ve sosyal-antropolojiyle bağlarını sıkılaştırıyor.