Özgür ruhlu Inez, 6 yaşındaki Terry'yi koruyucu ailesinden kaçırır. Sırlarına ve birbirlerine tutunan anne ve oğul, değişen New York'ta evlerinin yanı sıra kimliklerini ve istikrarlarını geri almak için yola çıkarlar.
Yasmina Khadra´nın Türkçe dahil 40 dile çevrilen ve dünya çapında çok satan kitabı Saldırı´dan uyarlanan film, İsrailli Arap doktor Emin´in karısı hakkındaki gerçeği keşfetmesini anlatıyor. Emin kendi kurduğu dünyasında mutlu, başarılı bir kariyeri olan, eşini çok seven bir doktordur. Tel Aviv´de ailesine ve köklerine uzak ama hoşnut olduğu bir hayat yaşar. Bir gün bir restoranda patlayan bir bombayla hayatı alt üst olur. Restorana bir intihar saldırısı düzenlenmiştir ve polis hemen Emin´in karısından şüphelenmiştir. Emin başta böyle bir şeyin mümkün olabileceğine inanmaz. Herkesin cani olarak gördüğü karısını temize çıkarmak için kendi araştırmasını yapar, ancak peşinden gittiği gerçekler yüzüne çarptıkça devam etmesi gittikçe zorlaşır.
Araba tamircisi olan Tony’nin eşi Shirine ile sade bir hayatları vardır. Mutlu çift doğacak çocukları için gün saymaktadır. Yaşadıkları sokakta uzun süreden beri altyapı çalışması yapılmaktadır. Lübnan’dan Filistin’e göç eden, çalışmalardan sorumlu şirketin ustabaşı olan Yasser, Tony’nin balkonundaki giderin akıttığını fark eder. Tony’nin evine gidip gideri tamir etmek isteyen Yasser, Tony’nin sert tavırlarıyla karşılaşınca gideri dışarıdan onarır. Yasser ve Tony’in tamirat yüzünden aralarında başlayan zıtlaşma giderek daha şiddetli bir hal alır ve ikili kavgaya tutuşur. Mesele mahkemeye taşınınca ikisi arasındaki sorun artık bir kamuoyu davasına döner.
Cameron Post, lisede herkesin gıpta ettiği bir kızdır. Cameron mezuniyet gecesinde bir kızla sevişirken yakalanır ve bunun üzerine zorla bir “dönüştürme terapisi” merkezine yollanır. Disiplin, ahlak, “düzcinselleştirme” gibi yöntemlerin uygulandığı bu tuhaf merkezde Cameron yeni arkadaşlar edinir.
Bir anne, kızını kurtarmak için ne kadar ileri gidebilir? Günbatımından Önce, Geceyarısından Önce ile Oscar’a aday gösterilen; oyunculuğu kadar senaristliği ve yönetmenliğiyle de saygın bir yer kazanan Julie Delpy, yazıp yönettiği son filminde başrolü de üstleniyor. Genetik uzmanı Isabelle, mutsuz evliliğinin ardından, bütün dünyasını canından çok sevdiği kızı Zoe etrafında kurmuştur. Kızının amansız bir hastalığın pençesine kapılması üzerine Isabelle, bugüne kadar kimsenin cüret edemediği bir yolla trajedinin önüne geçmeye çabalayacaktır. Toronto Film Festivali’nin Platform bölümünde ilk gösterimi yapan Kızım Zoe, öncelikle Julie Delpy’nin müthiş oyunculuğu ve diyaloglar üzerindeki olağanüstü hakimiyeti üzerinde yükselen, bilimden çok duygusal gerçekçiliğe dayanan etkileyici ve düşündürücü bir dram.