Yıl 1998... Orta Amerika'da küçük bir kasaba ve iki liseli âşık... Carol ve Wayne... Karanlığın içinde umarsızca arabalarıyla gezmektedirler... Carol, tehlike ile iç içe, uçurumun kenarında bir yaşamı sevmektedir... Bir yokuşun sırtında yanlış yönde ilerlerken Wayne son anda direksiyonu kırarak Carol'u en büyük heyecanından yoksun bırakır... 8 yıl sonra evlidirler... Carol hemşire olmuştur ve birgün kendisine felç geçirmiş orta yaşta özel bir hasta verilir. Carol, Henry'i işlemiş olduğu suçlarla ilgili soru yağmuruna tutar ve onun renkli geçmişinden etkilenir... Kendi merakını ufak çaplı bir banka soygununu yöneterek tatmin eder. İlk işlediği suçun tadı damağında kalan Carol'un artık hiçbir şekilde geriye dönmeye niyeti yoktur.
Mafyanın uyumsuz tetikçisi Jerry (Mantegna), mafya tarafından suçunu itiraf etmesi için zorlanan bir ayakkabı tamircisi olan Gino'yu (Ameche) gözetlemek gibi düşük seviyeli işe atılır. Ancak Gino bir mafya babasıyla karıştırıldığında ve ikisi birden mafya statüsünün en üst seviyelerine fırlatıldığında işler değişir... onları hayatta tutacak tek şeyin dostluk olduğu tehlikeli bir macera!
Sorunlarından kaçarak geçirdiği yılların ardından Renn, en büyük korkusuyla yüzleşmek zorunda kalır: annesinin ölümü. Renn cenaze töreni için eve dönerken Zoey ile tanışır, bu da yeni gerçekliğiyle yüzleşmekten kaçınmak için mükemmel bir bahane olur. Eve döndüğünde geçmişinden anılarla başa çıkmak ve sevgi dolu ama mesafeli kız kardeşi Leigh ile arasını düzeltmek zorundadır.
Doktorlarını kaybeden dört akıl hastasının başından geçen çılgın olayları işleyen dayanılmaz bir komedi macera... Islah olmaz yalancı ve saldırgan teşhirci Billy (Michael Keaton) ve psikolojik tedavi grubundaki arkadaşları New York'ta kayboldular. Temizlik budalası Henry (Christopher Lloyd), Kendisini İsa sanan Jack (Peter Boyle) ve içe kapanık şizofren Albert (Stephen Furst) hep birlikte "delice" bir maceraya atıldı. Kayıp doktorlarını iki namussuz dedektifin elinden kurtarmak için, müthiş dörtlü sokaklara döküldü!
Arkadaşlar, aile ve aşıklardan oluşan bir çevrede herkes sevgiyi bulmak için çabalamaktadır. Aynı zamanda affetmenin de ne demek olduğu bu insanlar arası ilişkilerde ortaya çıkacaktır. Tüm bu insani duygular ise, savaşın ortasında ona aldırış etmeksizin var olmaktadır… Komedi ve savaş ortasındaki dramın içeiçe geçtiği, umursamazlıkları ve biraz da bencillikleri yansıtan bu yapım izleyenler tarafından beğeniliyor. Sizlerin de filmi seyrettikten sonra yorumlarınızı bekliyoruz.
Dul kalan çiçeği burnunda bir baba, kızını tek başına büyütmek için bilinmezlik, korku, üzüntü ve bebek bezleriyle dolu bir serüvene atılır. Gerçek bir öyküden esinlendi.