Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.
İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.
Bir anne, kızını kurtarmak için ne kadar ileri gidebilir? Günbatımından Önce, Geceyarısından Önce ile Oscar’a aday gösterilen; oyunculuğu kadar senaristliği ve yönetmenliğiyle de saygın bir yer kazanan Julie Delpy, yazıp yönettiği son filminde başrolü de üstleniyor. Genetik uzmanı Isabelle, mutsuz evliliğinin ardından, bütün dünyasını canından çok sevdiği kızı Zoe etrafında kurmuştur. Kızının amansız bir hastalığın pençesine kapılması üzerine Isabelle, bugüne kadar kimsenin cüret edemediği bir yolla trajedinin önüne geçmeye çabalayacaktır. Toronto Film Festivali’nin Platform bölümünde ilk gösterimi yapan Kızım Zoe, öncelikle Julie Delpy’nin müthiş oyunculuğu ve diyaloglar üzerindeki olağanüstü hakimiyeti üzerinde yükselen, bilimden çok duygusal gerçekçiliğe dayanan etkileyici ve düşündürücü bir dram.