An inexperienced young actress is invited to play a role in a film based on Dostoyevsky's 'The Possessed'. The film director, a Czech immigrant in Paris, takes over her life, and in a short time she is unable to draw the line between acting and reality. She winds up playing a real-life role posing as the dead wife of another Czech immigrant, who is manipulated by the filmmaker into commiting a political assassination.
Hélène, üvey oğlu Bernard’la paylaştığı dairesinde antikalar satan bir duldur. Bernard Cezayir’de savaşta bir asker olarak hizmet verirken Muriel isimli genç bir kadının işkenceyle ölümüne tanık olmuştur ve bu yüzden eziyet içindedir. Alain Resnais’nin en güçlü klasiklerinden biri.
Bir arkadaşlarının Fransız Rivierası'ndaki müstakil evinde tatil yapmakta olan Marianne (Romy Schneider) ve Jean-Paul (Alain Delon), mutlu ve huzurlu bir çifttir. Ancak bu sessiz ortam, Marianne'in eski sevgilisi ve Jean-Paul'ün dostu Harry'nin (Maurice Ronet) beklenmedik ziyaretiyle bozulacaktır. Üstelik Harry yalnız değildir, eski bir ilişkisinden olan ve varlığından daha yeni haberdar olduğu 18 yaşındaki kızı Penelope (Jane Birkin) de yanında gelmiştir. Başlarda herkes birbiriyle iyi geçinse de, zamanla bu 4 yetişkin insanın arasındaki ilişki karmaşık sonuçlar doğuracaktır.
Lili, İspanya tatilinden dönüşte, ikiz erkek kardeşinin babası ile tartışmalarından sonra evi terk ettiğini öğrenir. Ailesinin bu olayı hafife almasını ve babasının umursamaz tavrını onaylamaz. Lili umutsuzca kardeşinin telefonunu bekler fakat herhangi bir haber çıkmaz. Bir süre sonra Lili depresyona girer ve yemek yememeye başlar. Beklenmedik bir anda kardeşinin gönderdiği kartpostal eline ulaşır..
Polis’in ana hatlarını sosyal duyarlılık, mizah ve aksiyon çiziyor. Paris Çocuk Koruma Birimi’nde çalışan Chrys, Nadine, Iris ve Fred, bir yandan kendi kişisel meseleleriyle boğuşurken bir yandan da pedofili gibi suçları araştırmaktadır. Çekingen fotoğrafçı Melissa, İçişleri Bakanlığı tarafından birimin faaliyetlerini belgelemesi görevi verildiğinde ekibe katılır ve onun sayesinde toplumun kâbuslarını birinci elden gözlemleriz: Çocuklarına kötü davranan ebeveynler, yabancılaşmıştır.
Savmart isimli marketin sessiz çalışanı Sy Parrish, müşterilerin gözünde sıradan bir fotoğraf baskı elemanıdır. Ancak Nina Yorkin'in her günkü samimi selamı, onun için beklenmedik bir kapı aralar. Zamanla, Nina'nın ailesinin en özel anlarına tanık olur. Sy için bu iş, mekanik bir süreç değil; hatıraların bekçiliğidir. Mükemmel baskıyı yaparken, aslında Yorkinler'in hayatını kendi varoluşunun parçası haline getirir. Peki ya bu saplantılı ilgi, iyi niyetin sınırlarını aştığında?