Gerilim sinemasının büyük ustası Alfred Hitchcock “Spellbound”da Sigmund Freud’un psikanaliz teorileriyle bir cinayet çözümlemesi yapıyor. Hitchcock’un düş sekansları için ressam Salvador Dali’yle çalıştığı film, göreve yeni atanan müdürünü bekleyen bir akıl hastanesinde başlıyor. Doktor Ballantine’in gelişiyle merakları bir kat daha artan hastane sakinleri, doktorun kimi tuhaf hallerine anlam vermekte zorlanacak, hatta içlerinde onun katil olduğunu ileri sürenler bile olacaktır.
Bir psikiyatristin hastası kendi hayatına son verir ve doktor bunun şokunu atlatamamışken, acısı taze erkek kardeşiyle de yüzleşmek zorunda kalır. Üzüntüsüyle nasıl başa çıkacağını anlamaya çalışan acılı kardeş, çözümü doktorun ailesini sinsice takip ederek hayatlarını mahvetmekte bulacaktır…
A woman becomes very curious about one of her psychiatrist husband's inmates, a man who was found guilty in the murder and disfigurement of his former wife.
Doktorlarını kaybeden dört akıl hastasının başından geçen çılgın olayları işleyen dayanılmaz bir komedi macera... Islah olmaz yalancı ve saldırgan teşhirci Billy (Michael Keaton) ve psikolojik tedavi grubundaki arkadaşları New York'ta kayboldular. Temizlik budalası Henry (Christopher Lloyd), Kendisini İsa sanan Jack (Peter Boyle) ve içe kapanık şizofren Albert (Stephen Furst) hep birlikte "delice" bir maceraya atıldı. Kayıp doktorlarını iki namussuz dedektifin elinden kurtarmak için, müthiş dörtlü sokaklara döküldü!
2012 Londra Olimpiyatları öncesinde geçen film, ailesinin sevgisini ve güvenini geri kazanmaya çalışan eski bir mahkum olan Liam'ı takip ediyor. Politika, finans ve polis teşkilatında üst düzey bağlantıları olan Clifford Cullen tarafından yönetilen yerel bir suç örgütünün elindeki her şeyi kaybetti. Liam'ın kurtuluş dürtüsü, onu bir komplo, suç ve yolsuzluk ağına yakalandığını görüyor.
Çölün ortasında arabası bozulan psikiyatrist Karen, garip davranışları olan Texas'lı bir çiftin arabasına biner. Fakat yolda işler, çiftin arasındaki bir kıskançlık krizi sonucu hiç de iyi gitmez. Kendi canını, neresi olduğunu bilmediği bir binaya girerek kurtaran Karen, burada bir çeşit zaman makinesi deneyi ile karşılaşacak ve geri gidip işleri yoluna sokmaya çalışacaktır. Peki acaba, en az kayıpla günü kurtarabilmesi için, bunu kaç kez yapması gerekecektir? * butterfly effect filmlerinin babası sayılabilecek, tabii ki kat kat daha başarılı ve sürükleyici bir film.. daha az mantık hatası da cabası * Zaman temalı ve zamanda geri dönüş filmlerini seviyorsanız, bu kıyıda köşede kalmış ve unutulmuş bu güzelim filmi kaçırmayın derim.