Bombalanan İngiliz destroyeri HMS Torrin'den sağ kurtulanlar can kurtaran botunda ilerlerken, geçmişe dönerek savaş gemisinin hikayesinin anlatıldığı, dönemin İngilteresi'nin ruh halinin yansıtıldığı 1942 yapımı Noel Coward filmidir.
The story begins in 1917 with Stan and Ollie being drafted into the U.S. Army to fight in World War I. While in the Army, the pair befriend a man named Eddie Smith, who is killed by the enemy during a battle. After the war is over, Stan and Ollie venture to New York City, where they begin a quest to reunite Eddie's little daughter with her rightful family. The task proves both monumental and problematic as the boys discover just how many people in New York have the last name Smith.
II. Dünya Savaşı sırasında birçok çocuk bombalanmalar nedeniyle memleketlerinden tahliye edilerek çevre şehirlerde yaşayan insanların evine yerleştirilir. Tahliye edilen çocuklara bakanlardan biri de Alice adında bir kadındır. Alice, evine gelen çocuğa bakacağına söz verse de bir süre sonra ondan kurtulmak ister. Ancak çocukla zaman geçirip birbirlerini tanımaya başladıkça Alice, bu ilişkinin geçmişin sırlarını çözmenin anahtarı olduğunu fark eder.
Karl and Kristina Nilsson work on a farm in a cold and desolate area of 19th century rural Sweden. Growing privations, combined with increasing social and religious persecution, motivate the Nilssons and many of their neighbors to strike out for the United States. Following a treacherous ocean crossing and an equally grueling land passage, the emigrants find themselves in seemingly idyllic Minnesota.
Donanmaya henüz katılmış olan bir ABD denizaltısı 2. Dünya Savaşı'nın hemen başlarında Filipinler'de daha limandayken batırılır. Geminin hevesli ve gayretli komutanı (Cary Grant) üstlerinin itirazına rağmen kendi imkanları ile denizaltıyı onarıp savaşa sokabileceğinde ısrar eder. Denizaltıyı onarılacağı emniyetli bölgeye götürürlerken mahsur kalmış bir grup ordu hemşiresi subayı da denizaltıya almak zorunda kalırlar.İlk bakışta sıradan yüzeysel bir durum komedisi gibi gözükse de filmin çevrildikten yarım asır sonra bile hala popüler olarak kalabilmesindeki sırrı, özellikle filmin ikinci yarısında kadınların denizaltıya gelmeleri ile devreye giren kadın erkek ilişileri üzerine kurnazca kurulmuş incelikli mizah ve hicivdir.(Filmin özgün isminde geçen petticoat kelimesi İngilizce'de 'kadınların iç etekliği, kombinezon' anlamına gelmektedir)