1960’taki gerçek bir olaydan yola çıkan White Squall, Albatross isminde iki direkli bir yelkenli uskunanın trajik batış öyküsünü anlatıyor. Gemi, güvertesideki gençler için hem bir yaz okulu hem de unutulmaz bir maceraya sahne olacaktır. Geminin kaptanı Christopher 'Skipper' Sheldon (Jeff Bridges) ve karısı Doktor Alice Sheldon (Caroline Goodall), ülkenin değişik yerlerinden 8 genç öğrenciyi gemilerine alırlar. Gençler, yolculukları boyunca denizciliği, ekip çalışmasını ve birbirlerine saygı duymayı öğrenirler. Fakat onları çok zorlu bir sınav beklemektedir, tarihin en sert fırtınalarından birine karşı savaşmaları gerekecektir.
Genç bir Maya kralı olan Balam, güçlü düşmanı Hunac Kell’den halkını korumak için Meksika Körfezi’nin karşı tarafına, bugünkü ABD topraklarına kaçar. Balam, halkıyla birlikte geldiği yeni topraklarda yeni bir hayat inşa etmektedir. Ancak, Amerika yerlilerinin reisi olan Kara Kartal, topraklarına yerleşen bu yeni halk nedeniyle endişe duymaktadır. Hem Balam’ın hem de Kara Kartal’ın, Maya presesi Ixchel’e duydukları ilgi işleri daha da karmaşık hale getirecektir.
Herman Melville'in aynı adlı unutulmaz romanından beyazperdeye aktarılan gösterişli bir film. Ünlü aktör Gregory Peck, büyük beyaz balinadan intikam alma tutkusuyla yanıp tutuşan kaptan Ahab rolünde, her zamanki harikalar yaratıyor. Yapıt, insanoğlunun tutkularının esiri olunca, sadece kendini değil etrafındakileri de yok edecek bir duruma gelişini gözler önüne seriyor.
Edmond Dantes dürüst ve saf bir denizcidir. Huzur dolu yaşamında güzeller güzeli Mercedes ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak sakin yaşamı Mercedes’i kendisi için isteyen en iyi arkadaşı Fernand’ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanarak kendisini İf adıyla bilinen ünlü ada hapishanesinde bulur. Bundan sonrasında onu 13 yıl devam edecek bir kabus beklemektedir. Ada hapishanesinde geçen zor günlerinde o güne dek inandığı doğru ve yanlış kavramlarını terk eder. Artık sadece ve sadece ihanet edenlerden intikam alma düşüncesine odaklanmıştır. Sonunda aynı hapishanede kalan bir başka mahkum arkadaşının (Richard Harris)yardımıyla oradan kaçmayı başarır ve özgürlüğüne kavuşur. O artık çok zengin ve esrerengiz Monte Cristo Kontu’dur. Monte Cristo Kontu son derece kurnazca hareket eden acımasız bir adamdır ve tek amacı vardır: Kendisini tuzağa düşüren ve 13 yıl boyunca hapishanede çile çekmesine yol açanları bulmak ve sistemli bir biçimde yok etmek...
Gerçek bir hikayeden uyarlanmış olan filmde bir işadamı olan Donald Crowhurst (Colin Firth), eşi Clare (Rachel Weisz) ve iki çocuğu Rachel (Eleanor Stagg) ve James (Kit Connor) ile mutlu bir aile hayatı sürdürmektedir. Amatör olarak yat sporuyla uğraşan Donald, kazanana cazip bir para ödülü verilen 1968 Golden Globe Yarışı’na katılıp kazanmayı kafasına koyar ancak bu girişimi bir felâketle sonuçlanır. Bunun üzerine yarışı kazanamayacağını tahmin eden Donald, deniz yolu üzerinden dünyayı tek başına dolaşarak geri kalanlara yetişmek gibi sonuçlarını tahmin edemeyeceği kurnazca ve sahtekârlık dolu bir plan yapar.
Jilet haline getirilmek üzere hurdaya gönderilmeden önceki son yolculuğuna çıkan dev yolcu gemisi Poseidon'un yorgun bedeni, çok zorlanınca yılbaşı gecesi denize yenik düşer. Alabora olan gemi su almaya başladığında, bir papazın örgütlediği hayatta kalanlar yaşam mücadelesine başlar.Kazazedelerin kurtulmak için tek şansı, şimdi tersyüz olmuş ve giderek su alan geminin derinliklerinden deniz seviyesinin üzerine doğru imkansız bir yolculuğa çıkmaktır. Geminin labirent gibi dehlizlerinde yaşam savaşı grubun pek uyumlu olduğu ise söylenemez: başı çeken bir papaz, İsrail'deki torunlarını görmeye giden yaşlı bir çift, bir tüccar, New York'lu bir dedektif ile eski bir olan karısı, iki çocuk, ünlü bir şarkıcı ve bir garson...