E. Annie Proulx'un Pulitzer ödülü almış romanından uyarlanan film, sıradan bir gazetecenin doğduğu topraklara döndükten sonra kendi benliğini keşfetmesinin hikayesini anlatıyor.Quoyle'un yaşamı kendisine tamamen yabancılaşmış eşini trafik kazasında kaybetmesinden sonra tamamen değişir. Eşini kaybetmesinin acısıyla, Quoyle, halası ve biricik kızıyla birlikte haklarında fazla bilgisi olmadığı atalarının yaşadığı yer olan Newfoundland kasabasına çekilir.Bu küçük balıkçı kasabasının gazetesinde kendisine bir iş bulan Quoyle, yazdığı her makale ile birlikte kendi benliğini keşfetmeye başlar...
40 yaşını geride bırakmış olan mimar Pierre, karısı Catherine’den ayrılmış, genç, güzel ve kendisini seven, ama ondan çok şey bekleyen Hélène’le birlikte yaşamaktadır. Pierre, 18 yaşındaki oğlu Bernard’la iyice birbirlerinden koptuklarına inandığı için, Re adasındaki aile evinde 15 gün tatil yapmayı kabul etmiştir. Karısıyla aralarında hala sürtüşme vardır; metresiyle gurur duysa da onun gençliğine bazen ayak uyduramamaktadır. Son zamanlarda iyice yorulan Pierre, biraz dinlenme ve yaşamını yeniden gözden geçirme fırsatı aramaktadır. Bu fırsat ancak Rennes’e yaptığı bir iş seyahatinde geçirdiği araba kazası sırasında ortaya çıkacaktır.
19uncu yüzyıl Fransa'sında geçen film, sayfiyede yaşayan romantik Emma'nın, daha yüksek standartlı bir hayata geçme hayaliyle, donuk doktor Charles Bovary ile evlenmesini anlatıyor.Evlendikten sonra, evliliğinde aradığı tutkuyu ve heyecanı bulamayan Emma, Rodolphe adlı önemli bir toprak sahibi ve Leon adında bir hukuk öğrencisiyle aşk yaşamaya başlar. Ödeyemeyeceği miktarda borca giren Madame Bovary, büyük bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Gustave Flaubert edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiş romanından uyarlanan film; cinsellik, aldatma ve feminizm üzerine birçok tartışmaya da yol açmıştır.
Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.
Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.