The story deals with three showbiz hopefuls - Susan Gallagher (Judy Garland), Sandra Kolter (Hedy Lamarr) and Sheila Regan (Lana Turner) - and their efforts to attain the lofty status of "Ziegfeld girls."
Beau yıldızı yeni yeni parlayan bir şarkı sözü yazarı, Kelly Carter ise altın çağları geçmişte kalan, orta yaşta bir country şarkıcısıdır. Tanışmaları ikisine de farklı açılardan ilham kaynağı olur. Öte yandan Kelly'nin menajer kocası da, eşinin kariyerini yükseltmek için, içerisinde eski güzellik kraliçesi Chiles Stanton'un da olduğu bir turne organize eder. Beau da bu ilişki ağına katılınca, dengeler karışır...
Wildly optimistic chatterbox Eva Lovelace is a would-be actress trying to crash the New York stage. She attracts the interest of a paternal actor, a philandering producer, and an earnest playwright. Is she destined for stardom, or will she fade like a morning glory after its brief blooming?
60'ların başından 70'lerin ortalarına dek süren çalkantılı süreçte geçen RÜYA KIZLAR, umut vaat eden "The Dreamettes" adlı müzik grubunu kuran Effie (Jennifer Hudson), Deena (Beyoncé Knowles) ve Lorrell (Anika Noni Rose) adlarındaki üç kızın yükseliş hikayesini anlatıyor. Hırslı menajer Curtis Taylor, Jr. (Jamie Foxx), bir yetenek yarışmasında keşfettiği kızlara, hayatlarının teklifini yaparak; onlara as sanatçı James "Thunder" Early (Eddie Murphy)'nin yardımcı sanatçıları olmalarını teklif eder. Curtis zamanla kızların görünüşlerinin ve seslerinin kontrolünü ele alır ve halkın büyük ilgisini uyandıran kızların sonunda kamuoyunda, kendi dışa vurumlarının ifadesi olan "The Dreams-Rüyalar" ismi ile anılmasını sağlar.
New York metrosunda tanışacağı bir adamla aşk yaşayacak olan bir burslu dansçı, onunla beraber kıvılcımlanan aşkıyla beraber hip-hop dansları yapacak ve çok güzel bir konuma gelmeye çalışacaklardır..
Ünlü yönetmen Martin Scorsese, Akademi ödüllü oyuncular Liza Minnelli ve Robert De Niro ile birleşerek Büyük Elma'daki şaşaalı Big Band dönemini anlatan görkemli bir müzikale imza atıyor. Jimmy yıldızlığa doğru ilerleyen hızlı konuşan bir saksofoncudur. Francine ise bir gün spot ışıkları altında şarkı söyleme hayalleri kuran çekingen bir kızdır. Bu ikisi tanışınca kıvılcımlar havada uçuşmaya başlar ve Jimmy çalıp, Francine de söylemeye başlayınca New York kelimenin tam anlamıyla tutuşmaya başlar.