Cannes'ın en büyük ödülünü alan bütün filmler.
Festival de Cannes · TMDB üzerinde Mat tarafından derlendi
Kaçını izlediğini görmek için giriş yap.
1Film6.71939 · 82 votes
2Film3.91945 · 13 votes
3Film5.81945 · 16 votes
4Film7.6Kronik bir alkolik olan Don Birnam, içkiyle olan savaşında bir türlü galip gelememektedir. Kardeşiyle yapacağı hafta sonu gezisi öncesi birkaç kadeh içki içmek için dışarı çıkması, felakat gibi bir hafta sonu geçirmesine neden olacaktır. Kadehlerin ardı arkası hiç kesilmeyecek ancak Don yeterli parayı bir türlü bulamayacaktır. Kendinden geçmiş bir şekilde barları dolaşan genç adam, hayallerinden bile vazgeçmeye hazırdır.
1945 · 682 votes
5Film6.01945 · 23 votes
6Film8.02.Dünya Savaşı 'nın sonlarına doğru 1944 yılında Nazi işgali altındaki Roma şehrinde yaşayan bir grup insanın hikayesi anlatılır.Gestapo Nazilere karşı yapılan direniş hareketinin lideri olan Giorgio Manfredi (Marcello Pagliero) 'nin peşine düşmüştür.Yakın arkadaşı Francesco (Francesco Grandjacquet),Francesco'nun evlenmek üzere olduğu dul Pina (Anna Magnani)ve Rahip Don Pietro Pellegrini (Aldo Fabrizi) birlikte Giorgio'nun bir an önce Roma'dan ayrılabilmesi için yeni bir kimlik edinmesine yardımcı olurlar.
1945 · 995 votes
7Film7.31944 · 43 votes
8Film6.31946 · 10 votes
9Film7.7Rachmaninoff'un unutulmaz 'İkinci Piano Koncertosu' eşliğinde, sıradan insanların sıra dışı aşklarına tanıklık etmek istiyorsanız, İngiliz gerçekçiliğinin başyapıtı kabul edilen bu filmi mutlaka izleyin! Lean'e Cannes'da 'Festival Büyük Ödülü'nü kazandıran film, bir rastlantı sonucu tren istasyonunda karşılaşan iki evli yetişkinin yaşadıkları büyük aşkın öyküsünü anlatıyor.
1945 · 726 votes
10Film6.21946 · 22 votes
11Film5.71946 · 11 votes
12Film7.21946 · 10 votes
13Film7.9Ucuz western romanları yazan Holly Martins (Joseph Cotten), kendisine iş teklif eden dostunu görmek üzere savaş-sonrası Viyanasına gelir. Ancak arkadaşının öldürüldüğünü öğrenir ve bir anda kendisini cinayet soruşturmasının içinde bulur... Olayı gören kişilerle konuşan ve dostunun tanıdıklarına olay anını anlattıran Martins, bir süre sonra olayda bir "üçüncü adam" olduğunun farkına varır.
1949 · 2.2K votes
14Film6.61951 · 55 votes
15Film7.31951 · 271 votes
16Film7.41951 · 220 votes
17Film6.41952 · 43 votes
18Film8.0Berlin ve Cannes'dan ödülle dönmüş sıradışı bir gerilim/macera… Güney Amerika'daki gözden ırak bir kasabada sıkışıp kalmış dört yabancı; Fransız Mario ile M Jo, Alman Bimba ve İtalyan Luigi… Ülkelerinden kaçmış bu dört adamın tek bir kurtuluş yolu vardır; her an patlamaya hazır iki kamyonu zamanında yerine ulaştırmak!
1953 · 1.1K votes
19Film7.11953 · 100 votes
20Film7.5"İsimsiz bir kahramanın aşk hikâyesi!" olarak nitelendirilen Marty, İtalyan tipi baskın kadın karakterine sahip annesiyle birlikte yaşayan bir adamı anlatan öyküsüyle izleyicileri etkiledi. En iyi arkadaşı Angie'yle (Joe Mantell) beraber kendisine uygun birilerini arayıp duran Marty, Clara'yla (Betsy Blair) tanışır ve kısa süre içinde flört etmeye başlarlar. Angie derhal kıskançlığa kapılır ve Bayan Pilletti (Esther Minciotti) terk edilmişlik bunalımları yaşayarak meseleyi daha da karmaşık hale getirir ama Marty sonunda Clara'nın peşinden gider çünkü onu sevmektedir. Özet olarak Annesiyle yaşayan orta yaşlı bir kasapla bir öğretmenin aşkını anlatan film, sıradan insanın duygusallığını yansıtıyor.
1955 · 470 votes
21Film6.51956 · 49 votes
22Film6.61956 yapımı yönetmen William Wyler'in savaşı sorgulayan filmi. Quakerlar'ın yaşadığı kasabadaki kiliseye gelen subay, dini inançları nedeniyle savaşa gitmeyi reddeden erkeklerle konuşur ve onları savaşa katılmaya çağırır.Bütün ülkeye yayılan savaş yakında kasabalarını da etkileyecektir. Jessamyn West'in aynı adlı romanından uyarlanan filmde Cooper ve Dorothy McGuire anne baba rolünde çok başarılı.6 dalda Oscar'a aday olan Cannes Film Festivali'nde En iyi Film Ödülü almıştır. Film kan dökmeyeceksin, beraber yaşayalım isimleriyle de bilinir.
1956 · 145 votes
23Film7.9Moskova da yaşayan ve birbirlerine deli gibi aşık iki genç, Veronika ve Boris 2.Dünya Savaşı'nın başlaması ile birbirlerinden ayrılmak zorunda kalırlar. Askere gönüllü yazılan Boris, Veronika'nın doğum gününden bir gün önce cepheye gönderilir. Birbirlerine veda etme fırsatı bile bulamazlar. Boris'ten uzun süre haber alamayan Veronika, Boris 'in kuzeni Fyodor'un tecavüzüne uğrar ve sevmediği halde onunla evlenmek zorunda kalır. Bütün bu olanlar Veronika'ya Boris'i unutturmaya yetmez.
1957 · 465 votes
24Film7.01959 · 243 votes
25Film8.0Tatlı Hayat, Roma şehir yaşantısının modern yozluğunu ve sofistike ahlak çöküntüsünü yüksek sosyetenin peşinde koşan bir gazetecinin gözünden anlatır. Genç gazeteci Marcello Rubini gerçek bir eser yaratmanın düşüyle yaşar; ancak çalıştığı bulvar gazetesinin ona sağladığı para ve prestijden de vazgeçemez. Filmde Marcello'nun yedi günü ve gecesini, birlikte olduğu farklı kadınlarla ilişkilerini, arka planda 1960'ların gençlik ve heyecanıyla kaynayan Roma sokakları ve sosyete yaşantısından kesitlerle izleriz. Marcello seks, içki, partiler ve alemlerle dolu bir dünyada savrulurken bile aslında haz almadığı bu "tatlı hayat"ı sonuna kadar yaşamaya devam eder. Onunki ruhsuz ve heyecansız bir varoluştur. İtalyan sinemasının ilk 3,5 saatlik filmi olan "Tatlı Hayat" gösterime girmesiyle birlikte büyük skandallara ve polemiklere yol açmış, Vatikan tarafından yasaklanmaya çalışılmış, halk tarafından kucaklanmıştır * Yapılmış en muhteşem İtalyan filmi.
1960 · 2.1K votes
26Film6.7Bir kafe sahibi olan Therese, kocasının on altı yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasının yasını tutmaktadır. Kasabaya bir serseri gelir ve onun kocası olduğuna inanır. Ancak adam hafıza kaybından muzdariptir ve Therese onun eski zamanlara ait anılarını geri getirmeye çalışır.
1961 · 43 votes
27Film7.7Viridiana, (Silvia Pinal) bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan genç bir kızdır. Bir gün, yıllar önce ölen teyzesinin yaşlı kocası Don Jaime (Fernando Rey) tarafından onun çiftliğine davet edilir. Viridiana, yıllar boyunca okulunun parasını ödemek dışında onunla hiç ilgilenmeyen ve yaşayan tek akrabası olan Don Jaime'nin yanına gitmek istemese de baş rahibenin ısrarı ile onu ziyarete gider. Don Jaime, henüz evlendiği gece onunla birlikte olmadan ölen karısına çok benzeyen Viridiana'yı arzular ve onunla evlenmek ister. Bu isteğini ona açtığında genç kızın sert tepkisi ile karşılaşır.
1962 · 563 votes
28Film8.11962 · 126 votes
29Film7.7Filmde, 1860’ların İtalyası’nın hızla değişen toplumsal yapısına uyum sağlamaya çalışan yaşlı bir prensi canlandıran Burt Lancaster, statüsünü ve yaşam tarzını sağlama alma çabasıyla yeğeni Tancredi’nin (Alain Delon) zengin bir tüccarın kızı olan Angela’yla (Claudia Cardinale) evliliğini ayarlar; ve filmin final bölümünü oluşturan neredeyse bir saate yakın balo sahnesi boyunca, hem ait olduğu toplumsal sınıf hem de kendi geçmişiyle bugünü üzerine derin düşüncelere dalar. Birey ve toplum arasındaki etkileşimi büyüleyici ve görkemli bir dille anlatan böyle bir filmi, ancak Visconti gibi aristokrat kökenli bir Marksist yönetebilirdi. (Lancaster, rolünü Visconti’nin karakterinden yola çıkarak canlandırdığını söylemiştir). Aristokratların artık gücün yeni zenginlerin eline geçtiğini kabullendikleri balo sahnesi, haklı olarak sinema tarihinin en ustaca çekilmiş sahnelerinden biri olarak kabul edilir.
1963 · 970 votes
30Film7.4Madame Emery ve kızı Geneviève Fransa'nın Normandiya bölgesinde küçük bir liman şehri olan Cherbourg'da küçük bir butikte şemsiye satarak geçinmektedirler. Film 1957 yılında 17 yaşındaki Geneviève ile 20 yaşındaki oto tamircisi Guy Foucher'nin birbirlerine aşık olmaları ile başlar. Çift evlilik planları yaparken Guy'ın annesi buna karşı gelir. Bir süre sonra askere alınan Guy Cezayir'e savaşa gönderilir. Guy uzakta iken hamile kaldığını öğrenen Geneviève zengin bir kuyumcu olan Roland Cassard'ın evlilik teklifini kabul etmek zorunda kalır. Yaralandığı için erken terhis edilen Guy, Cherbourg'a döndüğünde Geneviève'in gitmiş olduğunu görür.
1964 · 905 votes
31Film6.01965 · 80 votes
32Film7.3Anne ve Jean-Louis, bir pazar günü çocukları sayesinde tanışırlar. İkisi de duldur ve hayatlarında kimi ‘boşluklar’ vardır.
1966 · 316 votes
33Film7.11966 · 80 votes
34Film7.3Oldukça yetenekli olmasına karşın işine karşı hiçbir ruh beslemeyen bir fotoğrafçı, amaçsız bir şekilde bir çok insanın ya da modelin fotoğrafını çekmektedir. Bir gün parktaki bir çiftin fotoğrafını çeker. Eve dönüp karanlık odada fotoğrafı büyütünce hiç farketmediği bir durum dikkatini çekiverir. Fotoğraf karesi, işlenen bir suçun en çarpıcı kanıtı olmuştur * Bir şeyin gerçek olup olmadığını nesnel kanıtlarla değil, gerçekliğini savunan kişinin inancıyla ölçülebileceğini anlatan film, muhakkak izlenmesi gereken başarılı bir yapım. Usta yönetmen Michelangelo Antonioni'nin başyapıtlarından biri sayılan Blowup, zenginlik ve şöhretin insanın yalnızlığına ve ruhunun ihtiyaçlarına çözüm sağlayamayacak değerler olduğunu anlatan önemli bir yapım olarak sinema tarihinde yerini alıyor * Öncelikle bu filmi bütünlemesine anlamak için Julio Cortazar'ın aynı isimdeki öyküsünü okumalısınız
1966 · 1.4K votes
35Film7.01968 yılında erkek öğrencilerin doldurduğu bir yatılı okuldayız. Eğitmenlerin katı kurallarıyla okulda yaşam oldukça disiplinli bir şekilde kurulmuştur. Mick ve arkadaşları bu baskıcı düzenin dışına çıktıkları, gizli bir kaçamak oadası yapmışlar ve burada özgürce davranmaktadırlar. Özgürlük alanlarını okulun geneline yaymaya kalktıklarında, okulun baskıcı otoritesiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Fakat ezilen öğrencilerin, hem eğitmenleri hem de okulu ziyarete gelen önemli konukları yakından ilgilendiren bir intikam planları vardır...
1968 · 430 votes
36Film6.9Filmde 1951 yılında Kore Savaşı sırasında cephenin gerisinde görev yapan ve MASH ('Seyyar Ordu Cerrahi Hastanesi' anlamına gelen 'Mobile Army Surgical Hospital' kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır) adı verilen sahra hastanelerinden birinde görev yapan ve genel olarak 'kasap' olarak adlandırılan bir grup cerrah ve yardımcı personelin serüvenleri anlatılmaktadır. Bu cerrahlar ekibinin hiç biri meslekten asker değildir. Buraya sivil hastanelerden gelmişlerdir. Dolayısı ile askeri disiplin buradaki çadır hastanelerde en son görülecek şeydir. Her gün yapılan ağır ameliyatlar, kesilen uzuvlar, ölen insanlar ve savaşın diğer acıları arasında gülmeye, eğlenmeye ve gırgırlarını geçmeye vakit bulabilirler, tabii asli görevlerini hiç aksatmadan. Aslında filmde tek bir çarpışma sahnesi yer almaz, buna rağmen MASH en büyük savaş karşıtı filmlerden biridir...
1970 · 1.2K votes
37Film6.81900'lerin başında İngiltere'de geçen hikayede, 12 yaşındaki Leo Colton yaz tatilini okul arkadaşı Marcus'un zengin ailesinin malikânesinde geçirir. Marcus hastalanınca, onun yerine ablası Marian Leo'yla ilgilenmeye başlar. Son derece güzel olan Marian'a kısa sürede tutulan Leo, onun bir mektup iletme ricasını reddedemez. Böylece Marian ile gizli sevgilisi Ted Burgess arasında haberci rolü üstlenir. Ancak bir süre sonra bu gizli ilişki ortaya çıkar ve Marian'ın annesi gerçeği keşfeder. O dönemin katı toplum kurallarında bu tür bir yasak aşk kesinlikle hoş karşılanmaz.
1971 · 166 votes
38Film7.81971 · 388 votes
39Film7.51972 · 121 votes
40Film5.81973 · 28 votes
41Film7.0Eski mahkum Max ile karısı tarafından terk edilen ve tek arzusu yeni doğan bebeğini görmek olan Lionel’in birlikte çıktıkları yoldaki sıradışı öyküleri.
1973 · 355 votes
42Film7.5Harry Caul (Gene Hackman) çok gelişmiş elektronik aletler kullanarak dinleme ve izleme yapma konusunda uzman bir özel dedektiftir. Sahibi olduğu özel dedektiflik bürosuna başvuran müşterilerinin istediği kişileri izleyip seslerini banda almaktadır. Paranoid ve ketum bir kişiliğe sahip Caul'e başvuran bir iş adamı, dedektiften genç bir erkek ve kadını izlemesini ister. Caul genç çifti izlerken kaydettiği konuşmalardan etkilenir ve artık olaya sadece bir "iş" olarak bakmaz.
1974 · 2.1K votes
43Film6.61975 · 30 votes
44Film8.1Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...
1976 · 13K votes
45Film6.8Bu, yirmi yaşına kadar okuma yazma bilmediği halde şimdi bir dil bilimi uzmanı olan Sardunyalı çoban Gavino Ledda'nın gerçek öyküsüdür. Babası, henüz altı yaşındayken Gavino'yu okuldan alır. Başka seçeneği yoktur; eğitim, zenginlere özgü bir ayrıcalıktır ve Gavino çoban olmak zorundadır. Okuldan alınınca, çocukluğunu ve ergenlik çağının büyük bölümünü dağlarda babasının koyunlarını güderek ve münzevi bir yaşam sürerek geçirir. Gavino Sardunya'dan ayrılmaya çalışır, ama babası ona ihtiyacı olan yazılı rızayı vermez.
1977 · 130 votes
46Film7.61978 yapımı İtalyan filmi, 19. yüzyılda köy hayatı ile ilgilidir. Yoksulların yaşamına odaklanması, profesyonel aktörler yerine gerçek ciftçiler ve yerel halkın rol alması nedeniyle kendinden önceki İtalyan neorealist akımla benzerlikler taşır. 14 ödül almış olan filmde, bir domuzun canlı iken bağırsaklarının çıkarılması gibi gerçek hayvan ölümlerini içeren görüntüler vardır.
1978 · 240 votes
47Film8.3Yönetmenin kurguladığı Final Cut versiyonu ile izleyici karşısına çıkan film, Vietnam'da görev alan bir Amerikan askerine verilen görev sonrasında yaşananları konu ediyor. Yüzbaşı Benjamin Willard, zorlu bir görevle karşı karşıyadır. Willard'dan, Vietnam Savaşı sırasında ordu emirlerini görmezden gelip kendisini tanrı ilan eden özel tim albayını öldürmesi istenir. Willard, gizli görevi yerine getirmeye çalışırken kendisini zorlu durumlarla karşı karşıya bulur.
1979 · 9.3K votes
48Film7.0Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.
1979 · 550 votes
49Film7.5Joe Gideon, Broadway'de başarılı bir koreograftır ancak işkolik tutkusu onu tüketmektedir. Kızı, sevgilisi ve sayısız ilişkisi arasında denge kuramazken, yeni bir prodüksiyon için kendini hasta edecek kadar çalışır. Prömiyer öncesi kalp krizi geçirip hastanelik olur, ancak sahne tutkusu ölümle bile mücadele eder.
1979 · 625 votes
50Film7.81572'de Japonya'da sivil savaş hüküm sürmektedir. Bu esnada güçlü bir derebeyi hayatını kaybeder. Yoksul bir hırsız derebeyini öldükten sonra taklit eder ve yerine geçer. Bu zorlu dönemde krallığı birarada tutma görevini istemeyerek de olsa üstlenmek zorunda kalır.
1980 · 761 votes
51Film7.01981 · 94 votes
52Film7.21970'li yıllarda bir Güney Amerika ülkesindeyiz. Açıkça belirtilmese de, ABD'nin desteğiyle kanlı bir askeri darbede bulunan cuntacı General Pinochet'nin Şili'si burası. Genç Amerikalı Charles Horman aniden ortadan kaybolduğunda karısı Beth olayı araştırmak ister ve her kapıyı zorlar ama ABD büyükelçiliği dahil hepsinden geri çevrilir. Oğlunun kayboluşu arkasındaki esrarı aydınlatmak için Charles'ın aslında biraz fazla milliyetçi ve vatansever olan babası Ed de ülkeye gelir. Charles'ın politik bir sebepten "ortadan kaldırıldığını" ve ABD hükümetinin de olayda parmağı olduğunu kendi kabullenmek istemezse de her geçen gün gerçekle biraz daha yüzleşmek zorunda kalacaktır.
1982 · 438 votes
53Film7.3Yol, yarı açık cezaevinden bir haftalığına izine çıkmış beş mahkumun yol hikayesidir. Önce otobüs ve trenle süren yolculuk boyunca, ayrı ayrı beş mahkumun hayat hikayeleri ve yaşantılarından kesitler aracılığıyla, alabildiğine geniş ve ayrıntılı bir Türkiye panoraması çizer. Yoksul ve ezilmiş insanlar, feodal yapı feodal düşünce ve koşullar altında yaşamaktadır. Mahkumlardan Süleyman, Mevlüt, Ömer, Mehmed Salih ve Seyit Ali Fıtar'ın "yitik yaşamları"na tanıklık eder. Dolayısıyla, konusu mahkumlar aracılığıyla anlatılan hikayenin sunduğu panorama, asıl olarak, ülkenin "ortamın ve dışarısıyla çok büyük bir hapishane" olduğu gerçeğinin altını çizer.
1982 · 135 votes
54Film7.519. yüzyılın sonlarında, Narayama Dağı’nın eteğindeki ıssız, küçük bir köyde, aşırı yoksullukla başa çıkabilmek için acımasız bir uygulama benimsenmiştir. Fazla çocuklar baştan atılır, yetmişine gelen ihtiyarlar ise ölmeleri için dağın doruğuna taşınır. Orin’in de vakti yaklaşmaktadır ve yaşlı kadın sakin sakin ailesinin sorunlarını çözümler... Rahatsız edici ve izlemesi zor da olsa, İmamura’nın şiirsel ve canlı anlatım dili, güzel manzaraların hoşluğuyla köylülerin görünürdeki vahşi davranışını dengelemeyi başarıyor.
1983 · 210 votes
55Film8.1Travis, sessiz bir adam. Sırlarını sadece yollarla paylaşıyor. Kırmızı şapkasıyla, çoğu insanın arabayla bile zor katlandığı yollara ayaklarıyla meydan okuyor. Bir gün Travis kardeşinin davetiyle yeniden medeniyete dönüyor. Evde onu kardeşinin eşi ve kendi oğlu beklemektedir. Başta uygar ve kuralcı bir yaşamı dışlayan Travis oğlu için katlanmaya başlar. Hatta alıştıkça, uzun süre ertelediği bir şeyi yapmaya karar verir. Yeniden yollara dönmeden önce, eski karısını bulmak... Wim Wenders'in filmi, tüm zamanların en etkileyici filmleri arasına rahatlıkla girebilir. Olağanüstü karakter çalışması, yerleşik hayatı ve konformizmi tartışması ve tabii müthiş karşılaşmayı konu edinen unutulmaz son sahnesi bu filmi 20. yüzyılın zirvelerinden biri yapıyor.
1984 · 2.3K votes
56Film7.3Tito ve Stalin’in 1948 yılındaki işbirliği sadece karmaşanın değil Yugoslav komünistleri için de oldukça tehlikeli yılların başlangıcıydı.Çalıştığı gazetede yaptığı küçük bir dikkatsizlik yüzünden tutuklanan Mesha da tam bu dönemin içindedir.Ailesi durumun açıklamasını yapıp hapishaneden çıkarılmasını bekliyorlar.Aslında tüm hikayeyi Mesha’nın karısı,babasının bir iş gezisine gittiğini sanan oğluna anlatmaktadır.Siyasetin gündelik hayata yansımasını bir çocuğun gözünden izliyoruz,üstelik bir Türk ailesine benzeyen Müslüman ve geniş bir ailenin yaşadıkları üzerinden..
1985 · 157 votes
57Film7.41880'lerin Güney Amerika'sında, ormanın derinliklerinde bir misyoner çarmıha gerilerek öldürüldükten sonra Peder Gabriel sorumlu kabîle ile irtibat kurmaya çalışır. Fakat yüksek tepelerde yerlileri arayan tek kişi Peder değildir. Sevgiden yoksun köle avcısı Mendoza da bu dokunulmamış bölgeyi keşfetmiştir. Mendoza sevdiği yegâne iki kişi olan kardeşi Felipe ve zengin ve genç bir dul olan Carlotte'un ilişkisini öğrenince kardeşini öldürecek kadar katı kalplidir. Ancak Peder Gabriel'in çabalarıyla misyona katılacak ve vahşi ormanlarda yerliler için çalışacak, hatta Peder'in tepkisine rağmen bu yolda savaşacaktır.
1986 · 1.6K votes
58Film6.01987 · 139 votes
59Film7.319. yüzyılın sonları… Kuzeyin soğuk ülkesi İsveçte halk açlık ve işsizlikten kırılmaktadır. Çaresizlik içindeki bir grup İsveçli, bulabildikleri bir takaya atlayarak Danimarkanın Bornholm adasına gelirler. İş bulabilme imkânları açısından İsveçe göre bir gömlek daha iyi durumdaki bu komşu ülkeye ayak basanlar arasında, tekne kazıntısı küçük Pelle ve onun dedesi olacak yaştaki babası Lasse de vardır.
1987 · 165 votes
60Film7.0Graham, John'un uzun zamandır görüşmediği eski bir okul arkadaşıdır ve bir gün kadın düşkünü arkadaşı John, onun melek gibi karısı Ann ve arsız kardeşi Cynthia'nın hayatlarına aniden girer. Teker teker hepsi Graham'ın kişisel planına doğru çekilmeye başlarlar.
1989 · 1.1K votes
61Film7.0New Orleanslı asi ruhlu gençler Lula ve Sailor birbirlerine çılgınca aşıktır. Lula'nın dengesiz annesi, nefret ettiği Sailor'ın üstüne belalı bir tipi salar. Sailor biraz amacını aşan bir şekilde istemeden adamın canını aldığında hapsi boylar. Genç adam bir gün şartlı salıverilir ve kendisini onca zaman beklemiş olan Lula ile birlikte Kaliforniya'ya doğru yola çıkarlar. Lula'nın annesi bu kez peşlerine bir özel dedektif ve bir de kiralık katil saladursun, genç aşıklar, birbirlerini ve Amerika'nın garipliklerini keşfedecekleri bir yolculuğu yaşarlar. Hayatı kaba saba çizgileriyle, televizyondan ve filmlerden öğrendiğini sanan bir kuşağın gözünden epeyce sert ve kimi zaman sürrealist bir yolcuğuluğa çıkarıyor bizi David Lynch. Yönetmenin, popülerliğinin zirvesindeyken gerçekleştirdiği bu dört dörtlük filmine Nicolas Cage ve Laura Dern uyumunun katkısı tartışılmaz...
1990 · 2K votes
62Film7.51940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.
1991 · 1.9K votes
63Film7.01992 · 76 votes
64Film7.920. yüzyılın başlarında Çin'deyiz. O zaman adet olduğu üzere Pekin Operası'nın sanatçı havuzu, öksüzlerin ya da sokakta suça itilmiş çocukların disipline edilmesinden besleniyor. Tavizsiz Lu Qui tarafından yetiştirilen Duan Xiaolou ve Cheng Dieyi isimli iki yakın arkadaşın durumu da farklı değildir. Bedenlerini ve seslerini kullanmayı sıkı bir disiplin altında öğrenerek büyürler. Fiziği buna müsait olan Dieyi genelde kadın rolleri alırken, Xiaolou onun karşısında iri kıyım savaş beylerini canlandırmaya alışır. Dieyi giderek yakın arkadaşına karşı bir aşk duymaya başlar. Bu duygu en çok kuvvetlendiği sırada eşcinsel aşkı reddeden Xiaolou, kendisine güzel bir sokak kızı olan Juxian'ı gelin olarak alır. Bu tehlikeli aşk üçgeni II. Dünya Savaşı ve Çin Kültür Devrimi'ne kadar devam edecektir.
1993 · 702 votes
65Film7.4İngiltere'den mektup yoluyla bulduğu bir erkek ile evlenmeye karar veren, konuşma problemleri olan bir kadın, küçük kızı ve de çok değer verdikleri piyanosunu da yanına alarak evleneceği kişi ile tanışmak için Yeni Zelanda'ya doğru yola çıkarlar. Evlendikten bir süre sonra yanlış bir seçim yaptığını kavrayan genç kadın, yerli halk ile kaynaşmayı başarmış bir beyaz ile piyanonun etrafında başlayan yakınlaşması tutkulu bir aşka dönüşecektir.
1993 · 1.7K votes
66Film8.5Jules Winnfield ve Vincent Vega, mafya babası patronları Marsellus Wallace’tan çalınan bir çantayı geri almaya giden iki profesyonel tetikçidir. Wallace aynı zamanda Vincent’a, kendisi birkaç gün sonra şehir dışındayken karısını dışarı çıkarmasını söyler. Butch Coolidge, bir sonraki maçını kaybetmesi için Wallace’tan para alan yaşlı bir boksördür. Honey Bunny ve Pumpkin, yer değişikliğine ihtiyaçları olduğuna karar veren soyguncu bir çifttir. Görünüşte birbirleriyle alakası olmayan bu insanların hayatları, hem heyecanlı hem de eğlendirici bir sinema filmi macerasında nefes kesici bir şekilde birleşecektir.
1994 · 30K votes
67Film7.7Alman ordusunun bombardımanı altında kalan Belgrad’da komünist Marko’nun hedeflediği ortam fazlasıyla sağlanmıştır. Zekasını sinsiliğiyle birleştiren Marko, arkadaşı Blacky ve yoldaşlarını yeraltında bulunan bir mahzene silah üretmek için yerleştirir.Marko’nun söylediklerine göre savaş bitince herkes dışarıya çıkacak ve bir yeryüzü cennetiyle karşılaşacaktır. Zaman geçip de kaos sona erip barış ilan edildiğinde yer üstünde çok şey değişir. Ama yeraltında her şey aynı şekilde devam eder. Marko yeraltındakilere faşist yönetimin tüm acımasızlığıyla hükmünü sürdürdüğünü belirterek, yeraltında silah üreten yoldaşlarına yaşamın tüm karanlığıyla devam ettiğine inandırır.
1995 · 799 votes
68Film7.6Başrollerinde Brenda Blethyn ile Marianne Jean-Baptiste’in oynadığı film, başarılı bir Afrikalı-Britanyalı olan Hortense Cumberbatch’in ailesinin tarihini araştırdığında annesinin işçi sınıfından beyaz bir kadın olan Cynthia Rose Purley olduğunu öğrenmesiyle yaşananları anlatır.
1996 · 748 votes
69Film7.7İran'ın en önemli yönetmenlerinden Abbas Kiarostami, bu filminde intihar etmek isteyen orta yaşlı bir adamın, kendisini gömmek için birisini ararken ki yolculuğunu anlatıyor. Bay Badii yolculuğu esnasında üç farklı kişiden intiharından sonra kendisini gömmesini rica eder: Kürt bir askerden, Afgan bir öğretmenden ve yaşlı Türk bir tahnitçiden. Aralarından sadece biri bu teklifi kabul eder. Ancak Bay Badii bu yolculuğu esnasında bu kişilerden hayat dersi niteliğinde pek çok şey öğrenecektir.
1997 · 728 votes
70Film6.91997 · 132 votes
71Film7.8Selanik'te yağmurlu bir gün... Ünlü bir yazar olan Alexander, amansız bir hastalığa yakalanmıştır. Karısından, 30 yıl önceki bir yaz gününü anlatan bir mektup alan Alexander için bütün yaşamını geçirdiği sahil kenarındaki evini terketmenin vakti gelmiştir. Ve sonunda geçmişinin ve şimdiki hayatının karışmış olduğu ilginç bir geziye çıkar. O güzel, mutlu dakikaları tekrar yaşayabilmek için... Belki bir günün içinde belki de bir sonsuzluğun... Bu yolculuğun içinde karşısına çıkan beklenmedik kişiler ise 'bugün'ün getirdiği süprizler olarak hayatının son anlarında yer edecektir.
1998 · 222 votes
72Film7.2Film, içine doğduğu yoksulluktan sıyrılmayı başaramayan genç bir kızın öyküsünü anlatır. İzleyiciyi kıza iç gözlemsel bir yolla bakmaya zorlar, kızın yoksulluğu, öyküdeki diğer ayrıntılarla silinemeyecek kadar gerçektir. Hollywood'un gişe geliri elde etmek amacıyla üzerini örttüğü yaşam gerçekleri açısından çok zengin bir film. Sol eğilimli, toplumsal sorunlara düşkün, deneyimli belgesel yönetmenleri olan Dardenne kardeşler, cesur, duygusal olmayan usta işi mükemmel bir film ortaya çıkarmışlar * Dardenne kardeşlerin Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ödülünü kazandıkları film, gerçeğin tam ortasındaki yoksulluğu anlatımı güçlü kılan öğelerle birleştirip tüm dünya halklarına sunmuş. Etkisi hemen hissedilmiş ve karşılığını bulmuş. İlkin Belçika'da başlayan ve sonrasında AB'ye yayılan bu süreçte genç nüfuslardaki işsizliğe yönelik çözümler vs. "Rosetta Planı" adı altında planlı programlı hale gelmiştir.
1999 · 349 votes
73Film7.810 yaşındaki oğlu Gene ile bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma Jezkova kalıtsal bir hastalık yüzünden kör olmak üzeredir. Bu hastalığını oğlunu da etkileyeceğini bilen Selma, çelik fabrikasında canla başla çalışarak biriktirdiği parayla oğlunu ameliyat ettirme arzusu içerisindedir. Ancak gelişen olaylar Selma'yı işin içinden çıkamaz hale getirir.
2000 · 2.1K votes
74Film7.1Giovanni (Nanni Moretti) başarılı bir psikologdur. Fakat oğlunun ölümü tüm hayatını altüst eder.Karısıyla arasında oluşan psikolojik gerilim dayanılmaz boyutlara ulaşır. Hayata küserler, her ikisi de birbirlerinin varlığından nefret etmeye başlar.Ailesi yok oluşa doğru sürüklenirken, ailenin kızı hayatı yeniden sorgulamaya başlar.
2001 · 560 votes
75Film8.4Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.
2002 · 10K votes
76Film7.0Amerikalı yönetmen Gus Van Sant'in 2003 Altın Palmiye ödüllü ünlü Colombine Lisesi katliamından esinlendiği film, sıradan gençlerin şiddet kullanmalarıyla sona eren sıradan yaşamlarına odaklanıyor. Amerika'da bir lisenin içindeki okul çağının klasik önemli olayları çerçevesinde geçen film, lisede deneyimlenen arkadaş edinme ve sosyalleşme çabaları karşısında yalnızlık temasını da anlatıyor. Sant, bizi, kesinlikle taraf tutmayan, basit bir nedensellik tuzağına düşmeyen bir anlatımla adım adım Columbine Lisesi Katliamı'na götürürüken, aynı zamanda gençlerin suça itilmelerine sebep olan toplumsal hayatı içeriden bir bakışla resmediyor...
2003 · 2.2K votes
77Film7.1“Fahrenheit 9/11” Akademi ödüllü film yapımcısı Michael Moore’un, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde fırtınalar koparan ve koparmaya devam edecek gibi görünen çarpıcı ve sarsıcı yeni filmi.“Bowling for Columbine” filmiyle aldığı harika eleştiriler ve kazandığı büyük popüler başarıdan sonra, Moore, kendine özgü mizah tarzı ve ısrarcı tutumu ile Bush hükümetinin dış politikası hakkında korkusuz bir araştırmaya girişti. Ender görüntüleri, uzmanların ifadelerini ve kendisine özgü zor sorulara verilen cevapları birleştirerek avını gerçekleştirdi. Film bu günlerde Amerika’nın karşı karşıya olduğu en ateşli konuları ele alıyor. Michael Moore, 9/11’deki Suudi Arabistan bağlantısını görmezden gelip, Irak’la savaşa balıklama dalan George W.Bush ve yakın çevresine kuşkucu bir yaklaşımla yöneliyor.
2004 · 1.6K votes
78Film7.1Daha yirmi yaşındaki Bruno ve on sekiz yaşındaki Sonia, Bruno"nun okul çocuklarından devşirdiği çetesinin kapkaç gelirleriyle geçinmeye çalışırlar. Sonia Jimmy"yi doğurduğunda tasasız hayatlarının düzeni bozulur. Bir süre evsiz kalırlar, Bruno bebeği satar, Sonia tamamen içine kapanarak Bruno ile görüşmek bile istemez. Kazanacağı paradan başka bir şeyi düşünmeyen hâlâ çocuk Bruno"nun büyümesi ve gerçek bir baba olabilmesi için ne yapması gerekir?
2005 · 290 votes
79Film7.31920'li yıllarda geçen bu filmde, bağımsız İrlanda Cumhuriyeti'nin ve Kuzey İrlanda'nın ortaya çıkışıyla sonuçlanan olaylar konu alınıyor. İngiliz askerlerinin zulmüne tanık olan Damien, zulme karşı direnen İrlandalı Cumhuriyetçilere katılır. Damien'ın ağabeyi Teddy de bu direniş grubunun liderliğini yapmaktadır. İki kardeş birlik ve beraberlik içerisinde direnişi sürdürmeye devam eder. Fakat barış anlaşmasının imzalanması ile iki kardeş ayrı saflarda yer almaya başlar.
2006 · 925 votes
80Film7.52007 Cannes Altın Palmiye ödülü sahibi, festivalde büyük beğeni toplayan '4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün'de Romanyalı yönetmen Cristian Mingui, süssüz, neredeyse çiğ bir gerçekçilikle, istenmeyen bir eylemin bireysel sonuçları üzerinden totaliter bir toplumdaki soğukkanlı adalet anlayışını ifşa ediyor. 'Altın Çağ'dan Öyküler' başlıklı toplayıcı bir projenin parçası olarak tasarlanan ve şehir efsaneleri ve bireysel zorluklar etrafında gelişen anlatılardan yararlanarak komünizm dönemi Romanya'sının sivil tarihine öznel bir bakış geliştiren film, rejimin son yıllarında Romanya'da küçük bir kasabada yaşayan iki oda ve okul arkadaşı Otilla ve Gabita'nın öyküsünü beyazperdeye taşıyor. İstemediği bir gebelikten muzdarip olan Gabita Otilia'dan yardım ister. Otilia Gabita için ucuz bir otelde bir oda kiralar ve Gabita, hatasını temizleyecek olan kürtajcı Mr. Bebe'yi beklemeye başlar. Gabita cezadan ve horgörüden kaçmak için herşeyi yapmaya hazırdır fakat hiçbirşey göründüğü kadar kolay olmayacaktır.
2007 · 841 votes
81Film7.0François ve diğer öğretmen arkadaşları belalı bir semtteki lisede yeni bir yıla hazırlanmaktadır. Kendilerini öğrencilerinin iyi bir eğitim almaları için hiçbir engelde yılmayacakları fikrine hazırlarlar. Sınıf, farklı kültürler ve tavırların sık sık birbiriyle çatıştığı modern Fransa'daki küçük bir dünyadır. Ergenlik çağındaki gençlerin davranışları, düşük maaşlar almakta olan öğretmenlerin şevkini kırar. François ise saygı ve çalışkanlık üzerine kurulu atmosferi sağlamakta kararlıdır. Ne kibirli ne de serttir ama aşırı açık sözlülüğüyle öğrencileri çoğu kez şaşırtır. Öğrenciler onun yöntemlerine meydan okur ve böylece François'in sınıf etikleri teste tutulur.
2008 · 735 votes
82Film7.5Birinci Dünya Savaşı arifesinde Protestan Kuzey Almanya’da bir köyde geçen hikâye, köyde gelişen tuhaf ve ürkütücü kazalardan yola çıkıyor. Eğitim, din, gelenek, masumiyet gibi kavramları, köyün soysal dengeleri üzerinden yansıtan film, köy öğretmeninin geriye dönerek anlattığı bir hikâye olarak işleniyor ve toplumsal temelleri gözler önüne seriyor.
2009 · 1.2K votes
83Film6.6Boonme Amca, böbrek yetmezliğinden ölmek üzeredir; taşradaki evine çekilmiş, son günlerini sevdikleri ve akrabalarıyla geçirmektedir. Bir akşam, yemek sofrasında, rahmetli karısıyla oğlunu görür. Boonme, ölmüş yakınlarıyla sohbetleri sayesinde öbür dünya hakkındaki sorularına yanıt bulabilecek midir? "Büyüyle örülmüş bir şaheser" sözleriyle övülen Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor, metafizik konuların yanı sıra ilkel inançlara ve yeniden doğuşa göndermeler yapsa da aslında şefkat hakkında. Altın Palmiye'yi kazanan bu ilk Tayland filmi, jüri başkanı Tim Burton'a göre "güzel, tuhaf bir rüya gibi"...
2010 · 436 votes
84Film6.71950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...
2011 · 3.4K votes
85Film7.880’lerinde emekli ve eğitimli iki müzik öğretmeni olan Georges ve Anne, ilerlemiş yaşlarına rağmen geride kalan ömürlerini huzur ve mutluluk içerisinde geçiren bir çifttir. Kendileri gibi müzisyen olan kızları Eva, Avrupa’da onlardan uzakta ailesiyle yaşamaktadır. Yaşlı çiftin sakin hayatı bir gün Anne’in kriz geçirip felç olmasıyla altüst olur. Georges karısına elinden geldiğince iyi bakar ama onun da yapabilecekleri sınırlıdır. Üstelik Anne’in durumu gitgide kötüleşmektedir. Şimdi onca yıla yayılmış olan evlilikleri, bir kez daha bağlılık sınavı verecektir.
2012 · 1.8K votes
86Film7.115 yaşındaki Adèle'in emin olduğu iki şey vardır; o bir kızdır ve kızlar erkeklerle çıkar. Bir gün büyük meydanda Emma'nın mavi saçlarını farkediverir ve işte o an hayatının değişeceğini anlar. Kendi ergenlik sorularıyla yapayalnız, bakışlarını kendine ve başkalarının bakışlarını kendine çevirir. Emma'yla yaşadığı aşkı bir kadın olarak, bir yetişkin olarak yaşamaktadır. Fakat Adèle ne kendisiyle ne ailesiyle ne de bu absürt dünyayla barış yapmayı becerememektedir.
2013 · 4.9K votes
87Film7.5Aydın emekli bir tiyatrocudur; oyunculuğu bıraktıktan sonra Kapadokya'ya babasından yadigar kalan butik oteli işletmek için geri döner. Aydın o günden sonra başlayan kış uykusu bu gözlerden ırak otelin içerisindeki gündelikleriyle, kâh yerel bir gazeteye köşe yazıları yazarak kâh her zaman niyetlendiği ancak bir türlü başlayamadığı tiyatro tarihi kitabını yazmayı düşünerek geçer. Tüm bu süreçte hayatında iki kadın vardır: Kendisine her anlamda uzak ve soğuk davranan genç karısı Nihal ve boşandıktan sonra yanlarına taşınan kız kardeşi Necla... Kışın bastırması ve artan kar yağışı bu küçük taşrada en çok Aydın'ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder...
2014 · 636 votes
88Film6.8Sri Lanka’da sona eren iç savaştan kaçabilmek için Dheepan, bir kadın ve bir kız çocuğuyla bir aileymiş gibi davranarak mülteci olarak Fransa’ya gider. Paris dışında bir toplu konuta yerleştirilen üçlü, bir yandan göçmen olarak kültür çatışmasını aşmaya çalışırken bir yandan da gündelik şiddetle ve ailevi”meselelerle uğraşmak zorunda kalacaktır.
2015 · 534 votes
89Film7.759 yaşındaki Daniel Blake, New Castle’da yaşayan bir marangozdur. Fakat ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle çalışamamaktadır. Hayatında ilk kez “işsizlik fonuna” başvuran Daniel, gerçekten hasta olduğunu bürokrasiye kanıtlamaya çalışır. Ama sistemin çarpıklığı nedeniyle devlet yardımı da alamaz ve yeniden iş aramak zorunda kalır. Daniel bu zorlu süreçte Katie adında bir anne ve onun küçük çocuklarıyla dostluk kurar. Kendisi gibi bozuk sistemle ve boğucu bürokrasiyle mücadele eden ve iki çocuğuna tek başına bakmaya çalışan genç Katie ile yoldaş olacaktır.
2016 · 1.6K votes
90Film6.7İsveç'te monarşi kaldırılmış ve şehrin göbeğindeki kraliyet sarayı bir modern sanat müzesine dönüştürülmüştür. Müzenin baş küratörü Christian, modern dünyanın tüm gerekliliklerini ve aynı zamanda kendine özgü duyarlılıklarını yerine getiren bir adamdır. Ancak hayatı rayından çıkmak üzeredir: telefonunun çalınmasından sonra yaptığı hareketler, onu utanç verici durumlara düşürür. O sırada müzede sergilenecek Arjantinli bir sanatçının yeni enstalasyonu 'Kare'nin tanıtımını yapacak halkla ilişkiler şirketi çok provokatif bir kampanya hazırlayınca tam bir kargaşa ortamı oluşur. Christian ve müze için varoluş amaçlarını sorgulamaları gereken bir ortam oluşmuştur.
2017 · 1.8K votes
91Film7.8Osamu ve ailesi, geçimlerini hırsızlıkla sağlamaktadır. Günlerden bir gün Osamu ve oğlu, yiyecek hırsızlığından sonra eve dönerlerken küçük bir kıza rastlarlar. Soğuğun kırıp geçirdiği o günlerde aile, istemeseler de vicdanları kızı kapı dışarı etmeye yetmez. Zamanla ailenin neşesi haline gelen küçük kız, kanunlara göre kaçırılmış olduğu için tehlike arz etmektedir. Bakalım aile, kızı saklamayı başarabilecek mi?
2018 · 2.4K votes