En İyi Uluslararası Film — eski adıyla Yabancı Dilde Film.
The Academy Awards · TMDB üzerinde Mat tarafından derlendi
Kaçını izlediğini görmek için giriş yap.
1Film7.8Yönetmenliğini büyük usta De Sica’nın yaptığı Sokak Çocukları, savaş sonrası Roma’da profesyonel olmayan oyuncularla çekilmiştir. Galip gelen yozlaşmış ve etkisiz siyasi sistemin ezici güçlerini yenme çabalarının gerçek öykülerinden esinlenilmiştir. De Sica’nın filmi, fakirlik ve işsizlik dolu kaos dünyasına atılan iki genç cocuğun belalı yaşam öyküsünü anlatır. Giuseppe (Rinaldo Smordoni) ve Pasquale (Franco Interlenghi) , Amerikan subaylarının ayakkabılarını cilaladıkları sokaklarda çalışırlar.
1946 · 279 votes
2Film6.61947 · 45 votes
3Film8.2İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen hikaye, fakir bir babanın ve oğlunun dramını anlatıyor. Uzun süredir işsiz olan Antonio, sonunda para kazanabileceği bir iş bulur. Bisikletle dolaşıp duvarlara film afişleri asacaktır. İşinin ilk gününde bisikletini çaldıran Antonio, son ekmek kapısı olan bu bisikleti bir hırsıza kaptırmayacak ve oğluyla birlikte hırsızın peşine düşecektir.
1948 · 2.7K votes
4Film6.51949 · 33 votes
5Film8.0Ormanda devriye gezen polisler tarafından, öldürülmüş bir adamın cesedi bulunur. Adamın karısı da tecavüze uğramıştır. Olaya tanıklık eden üç kişi vardır: Bir gezgin, oduncu ve bir haydut. İzleyici olarak mahkeme bizizdir ve tanıkların hikayelerini dinleriz. Tecavüze uğramış kadın da dahil, hepsinin anlattığı hikayeler birbirinden farklıdır. Öldürülen adamın da olaya tanıklığını izlediğimiz filmde çözülmesi zor bir bulmacayla karşı karşıyayızdır: İçlerinden birileri yalan söylemektedir ancak kim ve neden? Film, 20. yy.'ın başlarında yaşamış yazar Ryunosuke Akutagawa'nın Ormanın Sıklığı isimli kitabının uyarlaması. Ancak, toplam süresi 60 dakikayı pek geçmeyine yazarın diğer kitabı Rashômon'dan alınan kestilerin eklenmesiyle film son halini almış. Japon sinemasının ustalarından Kurosawa'nın bu filmi pek ödüllendirilmemişse de oldukça başarılı. Rashômon insan psikolojisi üzerinde duran ve yalanın sınırlarını zorlayan bir Japon draması.
1950 · 2.6K votes
6Film7.8Rene Clement’in bu başyapıtı Nazi bombardımanı sırasında tüm ailesin yitiren beş yaşındaki bir kız çocuğu ile on yaşındaki bir erkek çocuğunu savaşın bunaltıcı atmosferindeki çocuksu hayatlarına bir bakış atıyor. Arka planda dönemin gündelik hayatıyla.
1952 · 363 votes
7Film7.11953 · 100 votes
8Film7.2Efsanevi savaşçı Miyamoto Musashi hayatının erken döneminde gözü yükseklerde olan bir hayduttur. Film, bir kanun kaçağı ve sonunda onun gerçek bir samuray oluşunu anlatıyor.
1954 · 215 votes
9Film7.9Karnavallarda gösteri yapan ikinci sınıf vücutçu Zampano, tuhaf bir köylü kızı olan Gelsomina’yı, fakirlikten çaresiz annesinden “satın alır” ve ikisi birlikte yola koyulurlar. Merhametsiz ve suskun Zampano, (Fellini’nin karısı Giulietta Masina’nın; Buster Keaton, Charlie Chaplin ve Marcel Marceau’nunkilerle karşılaştırılmış garip bir pandomimci uslûbuyla canlandırdığı) masum ve çocuksu Gelsomina’ya, zincir kırma numarası sırasında şapkayı dolaştırmasını, davul çalmasını ve biraz soytarılık etmesini öğretir. Kızı baştan çıkarır, ona köle muamelesi eder ve kaçmaya çalıştığında da döver. Bir taşra sirkine katıldıklarında, Gelsomina nükteci ip cambazı, soytarı Matto’yla tanışır. Zampano ona amansızca sataşan Matto’dan nefret eder. Bir seferinde tahrik üzerine bıçağını çekince tutuklanıp bir geceliğine hapse atılır. Gelsomina, Zampano’yu terk etmek ister ama Matto kızı onunla kalması için ikna eder...
1954 · 1.2K votes
10Film8.0Orta yaşlı gariban bir fahişe olan saf ve alıngan 'Cabiria' (Giulietta Masina) Roma 'nın pejmürde semtlerinden Ostia 'da 'iş tutmaktadır'. Fakir semtlerden birinde de kendine ait küçücük bir evi, bankada bir miktar parası ve kocaman hayalleri vardır. Cabiria takma ismini 1914 tarihli bir İtalyan filminden almıştır. Sürekli olarak gerçek aşkı arayan Cabiria, her seferinde ihanete ve hayal kırıklığına uğrar; hatta bir keresinde gerçek aşkını bulduğunu sandığı bir anda, erkek arkadaşı parasını alıp kaçar ve onu suda ölüme terk eder. Sürekli olarak benzer olaylarla aşağılanan ve hırpalanan Cabiria incinir ama asla yıkılmaz. Cabiria'nın minik bedeni ve tavırları biraz Charlie Chaplin'in canlandırdığı 'Küçük Serseri' yi anımsatır. Cesur ve gözü pektir; ama bir o kadar da naiftir, kırılgan ve savunmasızdır. Benzersiz iyimserliği, özgürlüğüne ve bağımsızlığına olan aşırı tutkusu ile 'altın kalpli fahişe' mitinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.
1957 · 876 votes
11Film7.4Tati'nin cins kahramanı Bay Hulot kayın biraderinin ultramodern evine ve de plastik hortum üreten steril bir fabrikaya düşmesiyle tuhaf bir durum komedisi çıkartıyor. Hulot serisinin mekanikleşmiş yaşamı nefis bir şekilde hicveden bu ikinci filmi ile Tati hem yönetmen hem de oyuncu olarak karşımızda.
1958 · 631 votes
12Film7.01959 · 243 votes
13Film7.913. yüzyıla ait bir baladdan yola çıkılarak senaryosu yazılan film, ortaçağda geçen sarsıcı bir intikam hikayesi anlatıyor. Koyu hristiyan ailesi tarafından kiliseye gitmekle görevlendirilen bir genç kız, yolda tecavüze uğruyor ve öldürülüyor. Olayın ardından bir eve sığınan tecavüzcüler burada kızın ailesiyle karşılaşıyor ve kanlı bir şekilde yok ediliyorlar. Ingmar Bergman'ın az bilinen yapımları arasında olan Jungfrukällan, kanlı intikam hikayesi ile modern korku filmlerine ilham verdi. Usta yönetmen bu filminde masumiyet, hırs, paganizm ve dini inanç gibi kavramları tartışıyor.
1960 · 687 votes
14Film7.8Karin, kocası Martin, babası David ve kardeşi Minus'la birlikte bir adada tatil yapmaktadır. Karin, hastalığından dolayı birkaç ay akıl hastanesinde kalmıştır. Kocası Martin, karısını çok sevmesine rağmen onunla iletişim kurmakta ve ona ulaşmakta güçlük çekmektedir. Babası David, kendi dünyasına kapanmış bir yazardır. Duygusal olarak izole bir ortamda yetişen Minus, sevgi ve şefkate açtır. Aile içinde gelişen beklenmedik olaylar, tüm ilişkileri kökten değiştirecektir. Ingmar Bergman, dokuz kez Oscar®'a aday gösterilmiş, insan ruhunun hem karanlık ve umutsuz, hem en eğlenceli ve umut dolu yanlarını aynı ustalık ve derinlikle filmlerine yansıtmış bir yönetmendir. Filmleri, gerek görsel gerekse karakter derinliği ve olay örgüsü açısından modern sinema yönetmenleri için çok önemli bir ilham kaynağı olmuştur.
1961 · 551 votes
15Film7.21962 · 68 votes
16Film8.1Guido Anselmi son filminin hazırlıkları ile uğraşan bir yönetmendir. Herkes onun eski işlerine bakmakta ve ondan büyük bir iş beklemektedir. Çevresindekilerden bir huzur bulamayan Guido yeni filmi için parlak bir fikir de bulamamaktadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi hayatındaki kadınlar da ona rahat vermez. Guido giderek boğulduğunu hissetmektedir.
1963 · 2.6K votes
17Film7.4Sophia Loren ile Marcello Mastroianni"nin eşsiz oyunculuklarıyla İtalyan toplumundaki farklı gerçeklerin anlatıldığı Dün, Bugün, Yarın, üç kadının trajikomik yaşam öyküsünden oluşuyor: Napoli"de karaborsa sigara satarak ailesini geçindiren Adelina; aradığı macerayı parasız bir yazarla flört etmekte bulan Milanolu zengin Anna ve genç erkeklerin başını döndüren Mara. Sophia Loren, farklı mekanlarda ve koşullarda yaşayan bu üç karakteri canlandırmanın üstesinden başarıyla geliyor.
1963 · 479 votes
18Film7.11965 · 230 votes
19Film7.3Anne ve Jean-Louis, bir pazar günü çocukları sayesinde tanışırlar. İkisi de duldur ve hayatlarında kimi ‘boşluklar’ vardır.
1966 · 316 votes
20Film7.2Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip bir çok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma'dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya'da bir tren istasyonuna atanan Milos'un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir.
1966 · 276 votes
21Film7.6Tolstoy’un destansı başyapıtı, yönetmen Sergei Bondarchuk tarafından kusursuz bir şekilde beyazperdeye aktarılıyor. Oscar ödüllü bu başyapıtta, Rusya’da 1805’de başlayan olaylar dizisi, beş aristokrat ailenin öyküsü etrafında anlatılır ve 1812’de Napolyon’un Rusya’yı işgaliyle zirve yapar. Tolstoy’un dört ciltlik bu dev eserindeki tarihi detayların inanılmaz bir özenle aktarıldığı filmde, 45 dakikalık savaş sahneleri o kadar gerçekçidir ki çekimlerde 120.000 kişilik bir ordu oluşturulmuş ve pek çok at öldürülmüştür. Sovyetler Birliği’ndeki müzelerden alınan eşyaların kullanıldığı film, gerçeğe son derece yakındır. "Savaş ve Barış", aynı adlı romandaki duyguları ve atmosferi de başarıyla sinema diline aktarır. "Edebiyatla sinemanın kusursuz evliliği" olarak nitelendirilen filmin çekimleri tam yedi yıl sürmüş, yapımda binlerce oyuncu rol almış ve dönemin koşullarında 100 milyon dolara mal olmuştur.
1968 · 164 votes
22Film7.8Devrimci-Sosyalist bir politikacı olan Dr.Lambrakis ,(Yves Montand)barış savunucularının gösterisinde devletin sağ kanadının organize ettiği bir suikaste kurban gider. Cinayetin hemen arkasından devlet ve ordu görevlilerinin yaptıkları tek şey, olayı örtbas etmek için gerekli delilleri ortadan kaldırmaktır. Fakat prosedür gereği açılan davaya atanan savcı, olayın derinlerine indikçe karşılaştığı akıl almaz gerçeklerle yılmadan tıpkı bir dedektif gibi araştırmasına devam eder. Ama bu araştırma sırasında karşısına çıkan engeller, devletin içinde tahmininden de derin makamlardan gelecektir. Jean-Louis Trintignant'ın bir savcıyı ve Yves Montand'ın da solcu bir partinin önde gelen temsilcilerinden birini canlandırdığı filmde barışın önemi, faşist çeteler ile hükümet içindeki güçlerin ilişkisi bağlamında derin devlet sorunsalı irdelenmektedir.
1969 · 648 votes
23Film8.2Bir polis metresini öldürür; ipuçlarının izinin sürülmesini de kendisi yönlendirir; güçlü karakterinin yanı sıra, mesleğindeki konumu da düşünüldüğünde meslektaşları onu suçlu bulmakta aciz kalmaktadırlar. Kendisini suçlamaları yönünde teşvik mi etmektedir onları? Yoksa sadece gücünü göstererek gösteriş mi yapmaktadır, ya da nihayet kendi gerçek yüzünün ortaya çıkarılmasını mı hayal etmektedir?
1970 · 891 votes
24Film7.01970 · 290 votes
25Film7.5Birlikte yemek yemek isteyen bir grup üst sınıf insanın karşısına sürekli absürd, garip ve sürreal engeller çıkar. Grup ise bu engelleri son derece doğal bir şeymiş gibi karşılar. Filmde aynı zamanda dört karakterin rüyalarına da yer verilir. Filmin rasyonel olmak gibi bir endişesi bulunmamaktadır.
1972 · 933 votes
26Film7.8’Pamela’yı Takdim Edebilir miyim?’ adlı filmin çekimleri sırasında yaşanan acı-tatlı olayları beyazperdeye taşıyan öykü, sinema sanatının tüm zorluklarıyla boğuşarak hedefine ulaşmayı seçen yönetmen François Truffaut’nun, sinemaya ve sinemacılara bir saygı duruşu adeta. Film içindeki filmin yönetmenini Truffaut’nun bizzat kendisinin canlandırdığı yapım; makyözünden dublörüne, yapımcısından sahne amirine, yönetmen asistanından klaketçisine kadar bir filmin her alanında çalışan emekçilere adanmış izlenimi veriyor.
1973 · 673 votes
27Film7.9Büyük beğeni kazanan bir yarı otobiyografi olan Amarcord, 1930larda Mussolini hakimiyetinden hemen önce küçük bir Adriyatik köyündeki yaşam üzerine odaklanmaktadır. Bahar geldiğinde köyde bir festival düzenlenir ve yeni yaşamı kutlamak için sembolik bir şenlik ateşi yakılır. Meydandaki bu buluşma, film boyunca gerçekleşecek birçok buluşmanın ilkidir. Her bir araya geldiklerinde, topluluğun renkli üyeleri kendilerini bütünüyle ortaya koyup tuhaf kişiliklerinden övünç duyarlar. Fesat hâkim olur her yerde. Filme yayılan kaotik hava filmde açık bir olay örgüsü görülmesini zorlaştırır. Amarcord gerçeküstü birkaç sekansa bölünür ve bunlardan birkaçı rengârenk köy ortamında oradan oraya dolaşıp duran Titta adlı genç bir adamın çevresinde gelişir. Siyaset ve aile ilişkileri grotesk bir uyumsuzluk ortamında birbirine karışır. Amarcord 1975 yılındaki En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü de dahil tam 13 ödül kazandı.
1973 · 1.2K votes
28Film6.41976 · 44 votes
29Film6.71977 · 43 votes
30Film6.61978 · 149 votes
31Film7.0Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.
1979 · 550 votes
32Film7.6Hikayesi 20 yılı aşkın bir süreyi kapsayan filmde, üç kadının genç kızlıktan orta yaşlarına gelmeleri, hayatlarına yön veren önemli olayların eşliğinde anlatılıyor. Bu yolculuğu izlerken de Sovyetler Birliği'nde sıradan insanların günlük yaşam akışına tanık oluyoruz. Hikayenin merkezinde olan kadınlar aslında Moskova'lı değiller ve yurt gibi bir yerde yaşıyorlar. Kadınlardan özellikle biri, evlilik yoluyla sınıf atlamak konusunda kararlı ve ana olaylar da bu hikaye etrafında dönüyor * Bu Sovyet kült filmi, aldığı Oscar ödülünün yanı sıra 1980 yılında Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülüne aday gösterilmiştir.
1980 · 294 votes
33Film7.3Usta yönetmen Istvan Szabo'nun dünya çapında ses getiren ünlü filmi. Bir Alman tiyatro oyuncusu Faust oyunundaki performansıyla beklemediği bir başarı kazanır. Bu arada, İkinci dünya savaşı Almanya'sında Naziler iktidara gelirler ve her konuda olduğu gibi, tiyatro konusunda da ülkede karmaşa yaşanır. Arkadaşları teker teker öldürülen yada ülke dışına kaçan tiyatro oyuncusu, Naziler karşısında oyununu çok iyi sergilediğinin farkına varır ve içsel bir hesaplaşmaya girer. Film gösterildiği yıl Cannes film festivalinde senaryo, Oscar ödüllerinde ise yabancı film ödüllerini kazanmıştı.
1981 · 154 votes
34Film6.51982 · 38 votes
35Film7.81907 yılında İsveç'te geçen filmde Fanny ve Alexander isminde iki kardeşin babaları öldükten sonra değişen hayatları anlatılıyor. Babaları ölünce, anneleri Emily bir pederle evlenir. Katı bir adam olan üvey babalarının kontrolü altında hapis hayatı süren Ekdahl Ailesi, aile büyükleri ve dostları müdahale edene kadar zor günler geçireceklerdir. 5 Saatlik bir TV dizisi olarak planlanan sonradan kısaltılarak sinemaya aktarılan Ingmar Bergman'ın bu 3,5 saatlik yapıtı, 84 yılında En İyi Yabancı Film Oscarı'nı da evine götürdü.
1982 · 902 votes
36Film5.91984 · 44 votes
37Film7.51985 · 211 votes
38Film6.8II. Dünya Savaşı'nın sonunda, Hollanda direnişi bir Alman subayını, olaya tanık olan küçük bir çocuğun evinin önünde öldürür. Yıllar sonra, artık büyümüş olan çocuk, cinayeti işleyen direniş üyeleriyle karşılaşır ve geçmişle yüzleşmek zorunda kalır.
1986 · 46 votes
39Film7.21987 yılında Danimarka'nın kıyı kasabalarından birinde geçen hikayede iki kız kardeşin öyküsü ele alınıyor. Yaşadıkları köy, katı dini ve ahlaki kuralların baskın olduğu bir yerleşim yeridir ve gündelik yaşamlarının en basit ayrıntıları dahi yasaklarla şekillendirilmiştir. İki kardeş de evlenerek hayatlarını kurtarma şansıyla karşılaşırlar ancak babaları buna izin vermez. Yıllar sonra baba hayatını kaybettiğinde mülteci olarak Fransa'ya göçerler ve her şeye sıfırdan başlarlar. Babette babalarının 100. doğumgününün şerefine bir davet düzenlemeye karar verir ve bu etkinlik her biri için sıradışı bir tecrübe olacaktır. Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar ödülüne layık görülen filmin yönetmeni Danimarkalı yönetmen Gabriel Axel.
1987 · 451 votes
40Film7.319. yüzyılın sonları… Kuzeyin soğuk ülkesi İsveçte halk açlık ve işsizlikten kırılmaktadır. Çaresizlik içindeki bir grup İsveçli, bulabildikleri bir takaya atlayarak Danimarkanın Bornholm adasına gelirler. İş bulabilme imkânları açısından İsveçe göre bir gömlek daha iyi durumdaki bu komşu ülkeye ayak basanlar arasında, tekne kazıntısı küçük Pelle ve onun dedesi olacak yaştaki babası Lasse de vardır.
1987 · 165 votes
41Film8.4Artık ünlü bir yönetmen olmuş Salvatore, 30 yıl sonra bir arkadaşının öldüğü haberi üzerine doğduğu kasabaya geri döner. Kasabaya geldiğinde eski anıları canlanan Salvatore, Cinema Paradiso adlı sinemada projeksiyoncu olarak çalışan Alfred ile ilişkilerini hatırlar. Küçük bir çocuk olan Salvatore, günlerini Alfred'in yanında geçirmekte, filmlerle ilgili konuşmakta ve Alfred'in sinema konusunda deneyim ve bilgilerinden yararlanmaktadır. Babacan tavırlarıyla Salvatore'nin hayatında önemli bir yere sahip olacak Alfred sayesinde sinemaya olan aşkını ve tutkusu keşfedecektir.
1988 · 4.9K votes
42Film7.2Kahramanmaraş'ta yaşayan fakir bir Alevi ailesi, kendilerinden önce giderek hayallerine kavuşan tanıdıklarına özenerek İsviçre'ye göç etmeye karar verir. Bu uğurda sahip oldukları her şeyi geride bırakarak yola koyulurlar. Bu tehlikeli yolculukta önce yurtdışına kaçmak, sonra da İtalya üzerinden son derece zor şartlarda İsviçre sınırına ulaşmak zorundadırlar.
1990 · 38 votes
43Film7.6İkinci Dünya Savaşı sırasında bir grup İtalyan askeri, Ege Denizi'ndeki küçük bir adayı işgal etmek ve savunmak üzere gönderilir. Büyük bir tedirginlikle adaya çıkan askerler, karşılarında ıssız bir yer bulur. İlk şaşkınlık geçince adanın tadını çıkarmaya başlarlar. Zamanla, gelenlerin tehdit oluşturmadığını fark eden ve saklanan Yunan halkı ortaya çıkar. İki taraf arasında dostane ilişkiler kurulur ve adada hayat, sanki savaş yokmuş gibi devam eder. Farklı milletlerden bu insanlar öyle iyi anlaşır ki, İtalyanlar asker olduklarını bile unutur. Bu deneyim, onlara dostluk, aşk, düşmanlık ve sevgi gibi kavramları yeniden sorgulatır. Bu savaş, neredeyse güzel bile görünmeye başlar.
1991 · 1.1K votes
44Film7.0Hindiçin, aslında Kamboçya, Laos, Malezya (yarımada olan kısmı), Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnamı kapsayan bölgeyi tarif eden coğrafi bir terimdir. Film, Vietnamda yaşayan Eliane ile yaşamına giren ve aralarında ana - kız ilişkisi kurulan Vietnam kökenli Camillenin öyküsünü konu edinir. Sömürge günlerinde aşkı anlatan filmin konusu ise, 1930ların Fransız Yeni Çininde kauçuk ağacı fidanlığı sahibi, varlıklı Eliane, nefis karizması, babası ve yerli halktan evlat edindiği kızı Camille ile huzur içinde yaşamaktadır. Bir müzayede sırasında diğer bir karizmatik Jean-Baptiste ile tanışır ve kısa süreli bir ilişki yaşar. Bu arada Camillede başka bir gence âşık olur. Bunun üzerine Elaine, Jean-Baptistei uzaklaştırmak için gereken tüm girişimlerde bulunur ve Jean-Baptise uzak bir adaya gönderilir. Camille ise artık başka bir adamla evlidir fakat aşkın gözü kördür bir kere, sevdiği adamı bulmak için ülke çapında bir yolculuğa çıkar.
1992 · 241 votes
45Film6.7Pasifist bir asker olan Fernando'nun birliğinden kaçmasıyla başlayan film, genç adamın zengin Don Manolo'nun evine gelişiyle ilginç bir hal alıyor. Don Manolo'nun dört kızı Fernando'nun dikkatini çekmek için her şeyi yapacak, genç kahramanımız hayli eğlenceli günler yaşayacaktır.
1992 · 211 votes
46Film6.91936 yılının Rusya'sında Bolşevik İhtilali kahramanlarından Sergei Kotov, günün Stalin zorbalığına gözlerini kapamış, güzel eşi Marusia ve kızı Nadia ile huzur dolu bir yaz geçirmektedir. Bu huzur karısının eski sevgilisi Dimitri'nin ziyaretiyle son bulur. Kotov, Dimitri'den şüphelenir ve evliliğinin bozulacağını düşünür. Ama bilmez ki Dimitri Stalin hükümeti polisine çalışan bir adamdır ve Kotov için daha farklı planları vardır.
1994 · 209 votes
47Film6.9Küçük bir Hollanda kasabasında, hayatı boyunca etrafındakilere ilham olmuş güçlü bir kadın geçmişini hatırlar. Sofrasında yemek yemiş, onun çatısı altında büyümüş nesilleri, dava arkadaşlarını, arkasında bıraktığı değerleri gözden geçirir.
1995 · 151 votes
48Film7.4Frantisek Louka (Zdenek Sverak), Çekoslovakya'da devlet konservatuarında çello çalan bir bekardır. Orkestradaki işini kaybedince para kazanmak için cenazelerde çalmaya ve mezar taşlarını boyamaya başlamıştır. Ancak borcu gittikçe büyüyünce arkadaşı Mr.Broz (Ondrej Vetch), Rus bir kadınla evlenmesi için onu ikna eder. Kadın Louka'yla Çekoslovakya vatandaşı olabilmek için evlenir ancak evlendikten sonra Batı Almanya'daki sevgilisine kaçar. Geride bıraktığı beş yaşındaki oğlu Kolya (Andrej Chalimon)'nın anneannesi ölünce, Kolya üvey babasıyla yaşamak için Çekoslovakya'ya gelmiştir. Huysuz ihtiyar Louka ile sevilmeyip de ne yapılası Kolya'nın öyküsü..
1996 · 217 votes
49Film7.31998 ‘En İyi Yabancı Film’ dalında Oscar kazanan yapımda; baba ve oğul arasında geçenler hırs, nefret ve intikam temelinde; anne ile oğul arasında yaşananlar ise ebedi bir sessizliğin gölgesinde anlatılmakta. Yapım, zor koşullarda annesi ile birlikte büyüyen Jacob’un hayalini kurduğu mesleğe ulaşırken çektiği zorlukları, babası ve annesi ile olan ilişkisini, coğrafyanın atmosferine hakim olan soğuk, net ve içe kapalı karakterleriyle birlikte, merkezine duygu yoksunu bir baba ve sevgisini hiçbir zaman gösteremeyen anneyi alarak sürükleyici bir dille yansıtmakta * bütün sinema severlerin kaçırmaması gereken cinsten. avrupa sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak nitelendirilebilir.
1997 · 120 votes
50Film8.41930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.
1997 · 14K votes
51Film7.6Tek oğlu Esteban’ı yalnız başına büyüten ve ona çok bağlı olan Manuela, bir gece elim bir kazada oğlunu kaybeder. Duygusal bir çöküntü yaşayarak taşındığı Barcelona’da acısını indirmek için iş arayan Manuela, bir yandan da bir oğlu olduğundan habersiz eski kocasını aramaya başlar. Bu sırada eski dostu Agrado ve yeni tanıştığı Rosa ile sıkı bir dostluk kurup yeni bir hayata başlamaya çalışır. Ta ki trajedi kapısını yeniden çalana kadar…
1999 · 2.1K votes
52Film7.4Öykü, belirsiz bir zaman diliminde, feodal düzenin hakim olduğu Çin topraklarında geçiyor. Çalınan bir kılıcın ve ünlü bir kaçağın peşindeki iki savaşçı, iz üstündeyken soylu bir adamın kızına rast gelirler. Fiziksel açıdan şaşırtıcı derecede iyi eğitilmiş bir dövüşçü olan bu genç kız, hayatının kritik kararlarından birini vermek üzeredir. Mucizelerin olağan karşılandığı, havada yürüyen zen savaşçılarının cirit attığı bir düşsel gerçekliği koreografik olarak sinemaya taşıyan yönetmen Ang Lee, romantizm ve aksiyonun dinamik bir öykü içindeki birleşimi olarak tanımlıyor filmini.
2000 · 3.7K votes
53Film7.51993. Bosna'daki savaş tüm şiddetiyle sürmekte. Ciki isimli Bosnalı ve Nino isimli bir Sırp asker düşman hatları arasındaki tarafsız bölgede sıkışmışlardır. Kaçacak bir yerleri ve güvenecek kimseleri yoktur. Birbirine düşman bu iki asker bir yandan birbirlerini yok etmek için fırsat kollarlarken bir yandan da içinde bulundukları trajikomik durumdan kurtulmak için mücadele etmektedirler. Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nde görevli bir asker, kendisine verilen emirleri hiçe sayarak yardımlarına koşar.
2001 · 517 votes
54Film7.0İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasından kısa bir süre önce Almanya'da yaşayan Yahudi bir aile Nazi zulmünden kaçmak için ülkelerini terk etmek zorunda kalır. Kenya'da bir çiftliğe yerleşen Redlich ailesi geride bıraktıklarının üzüntüsüyle yeni hayatlarına alışmaya çalışır. Bir an önce eski hayatlarına dönmeyi uman Redlich'ler dünyanın diğer tarafından gelen haberlerle sarsılırlar. Aile bireyleri yeni düzenin getirdiklerine alışmak ve direnmek arasında bocalarlar. Stefanie Zweig'ın otobiyografisinden uyarlama bu modern klasik 2002 yılında En İyi Yabancı Film Oscar'ını kazandı. Filmin ödüllü yönetmeni Caroline Link "Jenseits der Stille - Beyond Silence" adlı filmiyle 1998 senesinde En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday oldu. Başrolde izlediğimiz Juliane Köhler "Aimee & Jaguar"daki performansıyla 1999 yılında Berlin Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı.
2001 · 192 votes
55Film7.0Ellili yaşlarının başındaki boşanmış Rémy, hastaneye yatırılır. Rémy'nin eski eşi Louise, başarılı bir maliyeci olan oğulları Sébastien'dan Londra'daki son derece cazip işini bırakıp eve dönmesini ister. Sébastien tereddüt eder; babasıyla ikisinin uzun yıllardır birbirlerine söyleyecek lafları kalmamıştır pek. Ancak insafa gelerek, annesine yardım edip babasının ölümcül kanserle mücadelesini desteklemek üzere Montreal'e uçar. Sébastien gelir gelmez yeri göğü birbirine katar, ilişkilerini devreye sokar ve Rémy'yi bekleyen sıkıntıları azaltmak uğruna, akla gelebilecek her şekilde sistemi zorlar. Babasının geçmişine damgasını vurmuş neşeli ekibi de, yani akrabaları, dostları, eski metresleri, onun yatağının etrafında toplar. Bu "barbar istilâları" çağında bu insanlar ne hale gelmişlerdir? O eski günlerin fütursuzca davranışları, dostluğu ve farfarası hâlâ yerli yerinde midir? Mizah, zevk düşkünlüğü ve arzular hâlâ düşlerini süslemekte midir?
2003 · 417 votes
56Film7.6Ramon Sampedro’nun yaşamı, 30 yıldır bir yatakta geçmektedir. Gençliğinde geçirdiği bir kazadan sonra hayatla tek ilişkisi deniz manzaralı penceresidir. Hayatına iki kadın girer: avukat Julia ve köylü kızı Rosa. Bu iki kadından biri, boynundan aşağısı felçli adama hayatın anlamını tattırır ve onun kurtuluşunu sağlar. Alejandro Amenabar’ın bu çalışması Venedik’te ikinciliği, başrol oyuncusu Javier Bardem’e de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.
2004 · 1K votes
57Film6.9Johannesburg’da küçük çaplı suçlar işleyen Tsotsi, zor hayatının sebep olduğu duygusuz bir yapıya sahiptir. Bir soygun işinde bir adamı vurduktan sonra tüm hayatını değiştiricek olaylar cereyan etmeye başlar. Oradan kaçmak için arabasını kaçırdığı bir kadını karnından vurur, ardında da arka koltukta başıboş bir bebek olduğunu fark eder. Bebeği alıp kaçan Tsotsi, altı gün boyunca bebeğe bağlanır, bebek de onun tüm davranışlarını ve hayatını değiştirmeye başlar.
2005 · 359 votes
58Film8.0Doğu Almanya'nın kapalı politik atmosferi içinde, partiye ve devlete sadakatleri sürekli sorgulanan insanlar, daimi bir baskı altındadırlar. Gerd Wiesler de, ünlü oyun yazarı Georg Dreyman'ı gözlemlemekle görevlendirilmiş bir yüzbaşıdır. Yazar ve sevgilisinin yaşadıkları apartmanın çatı katına yerleşen Yüzbaşı, sürekli olarak ikilinin yaşamını Bakan Hempf'e rapor etmektedir. Uzun bir süre herhangi bir olumsuzluk rapor edemez. Ta ki Bakan Hempf, Georg Dreyman'ın kız arkadaşına cinsel tacizde bulunana kadar. Sevgilisinin maruz kaldığı durum üzerine yaşadığı baskı ile ilgili sabrı taşan Georg, Doğu Almanya'daki koşulları tüm dünyanın duyması için Der Spiegel'e yazı yazmaya karar verir. Yüzbaşı için aradığı fırsat sonunda doğmuştur. Ama günler boyu izlediği bu iki insanın hayatının kendi üzerinde bıraktığı etkiler, hayatını ve varoluşunu sorgulamasına neden olacaktır. Katıldığı pek çok festivalde ödüle boğulan Başkalarının Hayatı, etkili anlatımı ve hümanist yaklaşımı ile dikkat çekiyor.
2006 · 4.2K votes
59Film7.4Usta bir kalpazan olan Salomon Sorowitsch’in gerçek hikayesini anlatan film, savaştan kısa bir süre sonra, kumarbazların cenneti, görkemli Monte-Carlo’da başlar. Yıpranmış, eski püskü bir pardesü giydiği halde elinde para dolu bir çantayla sahilde oturan adam Salomon Sorowitch’in ta kendisidir. Geçmişine ait en büyük iz de kolundaki işarettir…
2007 · 711 votes
60Film7.8Çello çalan Daigo Kobayashi, orkestrasının dağılmasının ardından eşiyle beraber doğduğu kasabasına geri döner. Başka bir işte çalışacak deneyimi olmadığı için deneyim aramayan "Gidişler" ismindeki bir işe seyahat acentası zannederek başvurur. Aslında yapacağı işin Japon kültüründe önemli bir yere sahip "Nokanshi", yani ölüleri öbür taraftaki yolcukları için hazırlama geleneğinin bir parçası olduğunu öğrenir. Daigo'nun işi ölüleri usulüne göre tabutlara yerleştirmektir. İlk başlarda bu durumda hoşlanmasa da zamanla işine alışılan Diago'nun kendi yaşantısı, bakış açısı ve duyguları da bu işle beraber değişecektir.
2008 · 956 votes
61Film8.0Görevinden yeni emekli olan sorgu müfettişi Benjamin, bir türlü peşini bırakmayan ve mazisi 25 yıl önceye dayanan bir tecavüz-cinayet vakasının romanını yazmaya karar verir. Kısa bir süre sonra cinayetin acı dolu hatırası üzerine düşünmek, Esposito'nun güncel yaşamının detaylarını aydınlatmaya başlar ve onu, duygularına ayna tutarak saplantılı bir aşkın ördüğü ağ ile yüzleşmeye zorlar. Korkunç suçun gizemi kendini yavaş yavaş ele verirken, Benjamin adalet ve kendini arayış ekseninde ciddi bir sınavdan geçecektir.
2009 · 2.9K votes
62Film7.2Anton, Afrika göçmen kampında çalışan bir doktordur. Büyük oğlu on yaşındaki Elias, okulda serserilerce rahatsız edilmektedir ancak bu durum, Christian’ın Elias’ı korumasıyla sona erer. Elias, annesi kanserden vefat etmiş olan Christian ile kısa zamanda sıkı bağ kurar ve arkadaş olur. Christian, Elias’ı bir intikam olayına karıştırınca hayatları tehlikeye girer.
2010 · 472 votes
63Film7.9Simin, kızının daha iyi şartlarda büyümesi için kocası Nader ve kızı Termeh ile birlikte İran'ı terk etmek istemektedir. Nader'in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar vermiştir. Nader kızına ve babasına bakması için genç bir kadın tutar; ama bu durum daha fazla soruna yol açacaktır.
2011 · 2K votes
64Film7.880’lerinde emekli ve eğitimli iki müzik öğretmeni olan Georges ve Anne, ilerlemiş yaşlarına rağmen geride kalan ömürlerini huzur ve mutluluk içerisinde geçiren bir çifttir. Kendileri gibi müzisyen olan kızları Eva, Avrupa’da onlardan uzakta ailesiyle yaşamaktadır. Yaşlı çiftin sakin hayatı bir gün Anne’in kriz geçirip felç olmasıyla altüst olur. Georges karısına elinden geldiğince iyi bakar ama onun da yapabilecekleri sınırlıdır. Üstelik Anne’in durumu gitgide kötüleşmektedir. Şimdi onca yıla yayılmış olan evlilikleri, bir kez daha bağlılık sınavı verecektir.
2012 · 1.8K votes
65Film7.5Roma'nın büyüleyici ve görkemli atmosferinde yaşayan Jep Gamberdella 65 yaşına gelmiş ve sıkça geçip giden gençliğini özlemekte olan bir yazardır. Gençliğinde yazmış olduğu "The Human Camera" ile ihtişamlı bir başarı yakalamış ve Roma yüksek sosyetesine kabul edilerek ihtişamlı bir hayat sürmeye başlamıştır. Hayatı başarılarla geçen Jep, bu süreçte tanıdığı insanların değişimlerine ve insanlıktan çıkma noktasına geldikleri bir krize tanık olur. Hayallerinde masumiyetini koruyan tek şey ise gençlik aşkıdır. Artık yeniden yazma zamanının geldiğine karar verir.
2013 · 3.3K votes
66Film7.22015 OSCAR ödüllerinde Polonya adına yarışan bu film, 1960’lı yılların Polonya’sında geçiyor. Kendini Tanrı'ya adayarak rahibe olmaya karar veren öksüz Anna (Agata Trzebuchowska), yıllardır hazırlığını yaptığı rahibelik yemini etmeye çok az bir süre kala varlığından haberdar olmadığı teyzesi Wanda (Agata Kulesza) ile görüşür ve ailesiyle ilgili büyük bir sırrı öğrenir. Anna aslında Yahudi’dir, gerçek adı da Ida’dır. Polonya'daki Nazı İstilası sırasında tüm ailesini kaybetmiş olan Anna, parçaları birleştirip yıllardır kurduğu hayalin sona erişine tanık olur. İnandığı ve savaştığı değerler geçmişinin ortaya çıkmasıyla değişime uğradığında, Anna kendini büyük bir boşluğun tam ortasında bulacak ve Wanda ile birlikte gerçek köklerini ve ailesinin sırlarını keşfetmeye çabalayacaktır.
2013 · 1.1K votes
67Film7.1Bugüne kadar soykırım üzerine çekilmiş filmlerden bambaşka bir yaklaşım izlemesiyle dikkat çeken filmde, Naziler tarafından toplama kampında iş yapmaya zorlanan “Sonderkommando”lardan Yahudi esir Saul’un hayatının iki gününe odaklanılıyor. Saul, bir gün cesetlerin yakıldığı imha fırınında oğlu olduğunu düşündüğü bir çocuğun cesedini görür. Saul, oğlunun cesedini yakılmaktan kurtarıp usulünce toprağa vermeyi takıntı haline getirecektir.
2015 · 1.2K votes
68Film7.22017 OSCAR ödüllerinde İran adına yarışan filmde, Emad Etesami (Shahab Hosseini) bir lisede edebiyat öğretmeni olarak çalışmaktadır ve aynı zamanda eşi Rana (Taraneh Alidoosti) ile birlikte Arthur Miller’ın 1949 yılında yazdığı “The Death of a Salesman (Bir Satıcının Ölümü)” kitabının uyarlama tiyatro oyununu sahnelemektedir. Evlerinin çürümesi dolayısıyla yeni taşındıkları apartman dairesinde geçecek olan olaylarda, daha önce evde yaşayan kiracıyla ilgili birtakım olaylar Emad ve Rana’nın da hayatını etkileyecektir.
2016 · 952 votes
69Film7.0Marina Vidal, bir gece kulübünde garsonluk yapan, aynı zamanda aynı yerde şarkıcılık yapan bir transseksüel kadındır. Kendisinden 22 yaş büyük sevgilisi Orlando’nun ölümünden sonra yıkılır ve veda ettiği büyük aşkının ardından kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Marina, hem bir başına kalmışlığın ağırlığı hem de kendisini dışlayan ve hırpalayan bir toplumla mücadele etmek zorunda kalacaktır.
2017 · 749 votes