For more than a century the great colonial powers put human beings, taken by force from their native lands, on show as entertainment, just like animals in zoos; a shameful, outrageous and savage treatment of people who were considered subhuman.
Bu yapımı takip etmek ve bölümleri işaretlemek için giriş yap.
Yorumlar
Yorum yazmak için giriş yap.
Bunları da sevebilirsiniz
Bunu izleyenlerin sonra izlediklerinden seçildi.
Film8.5
Belgesel
Exposing the dark underbelly of modern animal agriculture through drones, hidden & handheld cameras, the feature-length film explores the morality and validity of our dominion over the animal kingdom.
Joaquin Phoenix ve Persia White’in anlatıcılığını, Moby’nin müziklerini yaptığı 2003 yapımı belgesel. İnsanların hayvanlar üzerindeki egemenliğini anlatan belgesel film EARTHLINGS, "dünyalılar"ın "öteki" ile ilişkilerini ve davranışlarını 5 ana konu başlığı altında inceliyor: evcil hayvan ve üretim sektörü, gıda sektörü, giyim sektörü, eğlence sektörü, bilimsel araştırmalar. EARTHLINGS, insanın ne kadar vahşileşebileceği hakkında kendimizi zorlayarak hayal edebileceğimiz limitleri bile aşarken, aslında "öteki" olarak gördüğümüz hayvanların insan zulmüne bildiğimizden çok daha fazla ve farklı şekillerde maruz kaldığını da açıkça gözler önüne seriyor.
Reggio'nun "Qatsi" üçlemesinin son parçasıdır ve teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini sorgulayan derin bir anlatım sunar. Görsel olarak çarpıcı sahnelerle doludur ve izleyiciyi modern dünyanın karmaşasıyla yüzleşmeye davet eder. "Naqoyqatsi," kelime anlamıyla "savaşın yokluğu" demektir ve bu bağlamda, savaş ve şiddetin yerini alan teknolojik gelişmelerin, insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü araştırır. Film, görüntülerin yanı sıra, Philip Glass’ın büyüleyici müziğiyle de desteklenmektedir; bu müzik, filmin atmosferine derinlik katarak izleyicilerin duygusal tepkilerini güçlendirir. Hem görsel hem de işitsel düzeyde zengin bir deneyim sunarak, izleyiciyi düşündüren ve sorgulatan bir yapıt olarak öne çıkmaktadır.
Lupita Nyong’o, The Peanuts ve yaratıcısı Charles M. Schulz hakkında bir belgesel sunuyor. Kevin Smith, Al Roker ve Billie Jean King gibi meşhur hayranlar kendileri üstündeki etkisinden bahsediyor ve yeni bir anime hikâye Charlie Brown'un kişisel bir macerasını anlatıyor.
İnsanın insana yaptığı zalimliğin belgelenmesi, tarihin kendisi kadar eskiye dayanır. Yine de tüm bu belgeler dünyayı, Holocaust'un (Yahudi soykırımı) zalimliklerine, insana hâlâ ürküntü veren o korkunç olaylar dizisine hazırlayamamıştır. Zamanın, hatıraları ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar bir şekilde sildiğinin bilincinde olan sinemacı Alain Resnais (daha sonra Hiroshima, mon amour-Hiroşima Sevgilim ve L'Année dernière Marienbad-Geçen yıl Marienbad'da gibi filmlerle yönetmen olarak daha da büyük bir ün kazanır), Nazi zulmünü filme almaya karar verdi; hem bu zulüm gelecek kuşaklara aktarılabilsin hem de birbirimize neler yapabildiğimizi hatırlatan kalıcı bir yapıt olsun diye.
When Allied forces liberated the Nazi concentration camps in 1944-45, their terrible discoveries were recorded by army and newsreel cameramen, revealing for the first time the full horror of what had happened. Making use of British, Soviet and American footage, the Ministry of Information’s Sidney Bernstein (later founder of Granada Television) aimed to create a documentary that would provide lasting, undeniable evidence of the Nazis’ unspeakable crimes. He commissioned a wealth of British talent, including editor Stewart McAllister, writer and future cabinet minister Richard Crossman – and, as treatment advisor, his friend Alfred Hitchcock. Yet, despite initial support from the British and US Governments, the film was shelved, and only now, 70 years on, has it been restored and completed by Imperial War Museums under its original title "German Concentration Camps Factual Survey".