Zaten ölü olan bir şeyi öldüremezsin. Savaş Doğu Avrupa’yı yakıp yıkarken, paralı askerlerden oluşan son derece güçlü bir grup, ölümcül bir görev üstlenmiştir. Fakat karşılaştıkları düşman, onları korkudan titretmek için yeteri kadar sert ve korkunç olacaktır. Kendi yöntemleriyle savaşan yarım asırlık Nazi savaşçıları tarafından etrafları sarılan askerler neye uğradıklarını şaşırır. Çünkü bu ordu, üzerlerinde kimyasal deneyler yapılmış ve insan üstü güce sahip askerlerden oluşan bir ordudur. Bu deneyin ardından hayatta kalan korkunç Nazi askerleri, şimdi diğer askerler ve tüm dünya için bir kabusun başrolünü oynamak için hazırdır.
Medeniyet ölümcül bir pandemiye yenik düştükten ve karısı öldürüldükten sonra, Özel Kuvvetler askeri olan John Wood görevini terk eder ve İskandinav vahşi doğasında bir münzevi olarak yaşamına devam eder. Yıllar sonra, kapısında yaralı bir kadın belirir. Maria Johnson kaçan bir laboratuvar faresidir ve peşindekiler onun kanının dünya çapında bir tedavinin anahtarı olduğuna inanmaktadır. John ilk başlarda bu işe karışmaktan çekinse de, Maria'nın peşindekinin birkaç yıl önce karısını öldüren kişi olan Komutan Stone'dan başkası olmadığını öğrendiğinde tüm şüpheleri bir kenara bırakır.
Şehir sularına karışan ne olduğu belirsiz zehirli bir madde, kasaba sakinlerini psikopat katillere dönüştürmüştür. Bunu fark eden yetkililer, kasabayı karantinaya almaya karar verirler. Dışardan bakıldığında her şeyin kusursuz gözüktüğü kasabamız sakinlerinin, kontrollerini kaybederek birer caniye dönüşmeleriyle Amerikan Rüyası sona erer. Salgını önlemeye çalışan askeriye, kasabaya girişi ve çıkışı engelleyince, içeride sağlıklı kalanlarla gözü dönmüş katiller arasında bir kaos başlar.
Bir adam (Sharlto Copley), kim olduğu ya da nasıl oraya geldiğini bilmeden ölülerle dolu bir yerde uyanır. Kaçmak için yan taraftaki bir eve gizlice girer ve hafıza kaybı yaşayan bir dizi korkmuş yabancı ile karşılaşır. Grup, kimlikleri ile alakalı ipuçlarını bir araya getirmeye başlarken şüphe yerini şiddete bırakır, ancak kendilerinden çok daha korkunç ve aç bir tehditi fark ettiklerinde, çok geç olmadan kendilerini neyin oraya getirdiğini bulmak zorunda kalırlar...
İkinci Dünya Savaşı sırasında Timor Denizi'ni geçerken tekneleri batan bir grup genç Avustralyalı asker, hızla küçülen bir salda hayatta kalma mücadelesi verir. Karadan yüzlerce mil uzakta, kendi aralarındaki çatışmalarla, düşman saldırılarıyla ve onlara musallat olan devasa ve aç bir büyük beyaz köpekbalığıyla yüzleşmek zorundadırlar.