In 1950s America, an isolated and introverted young man is befriended by a family acquaintance, Dr. Wallace Fiennes, who takes the boy under his wing and employs him as a photographer to document the increasingly controversial lobotomy procedure.
Amerikan Marşal'ı Teddy Daniels, (DiCaprio) Shutter Island’daki cani delilerin bulunduğu akıl hastanesine geldiğinde, rutin bir soruşturma şeytani bir nitelik kazanır. Soruşturma ilerledikçe, Teddy adaya dair çok daha şaşırtıcı ve çok daha korkutucu gerçeklerle karşılaşır ve bazı yerlerin insanın peşini hiç bırakmadığını öğrenir.
1959 yılında Michigan Ypsilanti Hastanesinde çalışan Dr. Alan Stone’un üç paranoyak ve şizofren hastanın tedavisinde deneysel yollar kullanmasına odaklanıyor. Dr. Stone bu hastalıkları elektroşok ve ilaçlar gibi agresif tedavi yöntemleri ile tedavi etmek yerine daha basit bir yol seçer. Hastaları aynı odaya koyan Dr. Stone onların hayallerini yaşamasına müsaade eder ve devrim niteliğinde yeni bir tedavi yolu bulur.
14 yaşında, zeki ve çekici bir genç kız olan Hayley ve internette tanıştığı 30 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff, tanışmak üzere bir kafede buluşurlar. Aralarında yaşanan flörtleşme, onları daha da yakınlaştırarak Jeff'in dairesine kadar götürür ve bu, beklenmedik bir olayın başlangıcı olur. Hayley, uzun süredir merak ettiği sırrı çözmek için Jeff'in içkisine ilâç katar.
Akıllı gazeteci Johnny Barrett, akıl hastanesinde işlenen bir cinayeti çözüp Pulitzer Ödülünü kazanmayı kafaya koymuştur. Yapılacak en kurnaz hareket de deli numarası yaparak akıl hastanesine girmektir. Johnny’nin hastanedekilerle iletişime geçmesi çok zor olmaz, ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Ortada içinden çıkılması güç bir durum vardır, dahası yavaş yavaş kendisinde de delilik emareleri görünmeye başlamıştır.
After a series of traumatic childhood events, a psychosomatically deaf, dumb and blind boy becomes a master pinball player and the object of a religious cult.