Peter Lucian, bilimsel bir çalışma geliştiren bir adamdır. Depresyon, kaygı ya da yorgunluktan şikayet eden danışanlarının evlerine giden Peter, buradaki uyumsuzlukları düzeltir. Evin akustiğinin kapsamlı bir analizini çıkaran Peter, ruh hallerinin değişmesini sağlayan bir ses belirler. Ancak, tükenmişlik sendromu yaşayan Ellen ile tanıştığında, beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalır. Ellen’ın sorununu çözemeyen Peter, bunu çözebilmek için çalışmalara başlar.
As his life comes to its end, famous Hollywood director Orson Welles puts it all on the line at the chance for renewed success with the film The Other Side of the Wind.
Büyük bir yayınevine bağlı olarak çalışan ünlü kitap editörü Lori Lansky (Amy Madigan), Reese Holden (Zooey Deschanel)'in her ikiside ünlü birer yazar olan ebeveynlerinin aşk mektuplarını satın almak için yüklü miktarda para önerir. Hayatı giderek uçuruma sürüklenen Reese mektupları bulmak için eve dönmek zorundadır. Ama bulduğu şey aradığından çok farklıdır. Annesinin intiharıyla yıkılıp dul kalan babası, evin üst katında golf oynamakta ve evin bahçesindeki kulübede yaşamaktadır. Evde ise kafasını dinlendirmek için şehirden kaçan eski bir ögrencisi olan Shelly (Amelia Warner) adlı güzel bir kız ve müzisyen olmak isteyen garip bir adam olan Corbet (Will Ferrell) yaşamaktadır. Bu acayip görünen ama işleyen ütopik hayat tarzı, Reese'nin köklerini tanımasını ve şu anki halini anlayıp kabullenmesini sağlayacaktır.
Ace Atkins'in 'Wonderland' romanından uyarlanan filmde eski bir polis ve eski bir mahkûm olan Spenser, hapishaden çıktıktan sonra Boston'da iki polisin ölümüyle ilişkili bir komployu açığa çıkarmak için umut vadeden dövüşçü Hawk ile birlik olur.