Glamis’in efendisi Macbeth, üç cadıdan bir gün İskoç kralı olacağına dair bir kehanet alır. Bu kehanete çok inanan Macbeth, hırs küpü karısı Lady Macbeth tarafından da iktidarı ele geçirme planları konusunda desteklenir ve tahtı ele geçirmeyi kafasına koyar.
Bir İskoç lordunun, kralı öldürüp tahta çıkmasıyla ilgili Shakespeare trajedisinin Roman Polanski versiyonudur. Karısı daha sonra suçluluk kompleksinin bir sonucu olarak halüsinasyonlar görmeye başlar. Ölen kralın oğlu, Macbeth'e saldırmak ve onu katil olarak ifşa etmek için komplo kurar.
Onbirinci yüzyıl İskoçya’sında Kral Duncan’ın (David Thewlis) ordusunda general olarak görev yapan Macbeth (Michael Fassbender), asilere karşı çok önemli bir savaş kazanmıştır. Savaştan hemen sonra karşılaştığı üç kahin kendisine kral olacağını söyler. Bu kehaneti aklından çıkaramayan Macbeth, hırslı eşinin de yönlendirmesiyle Kral Duncan’ı öldürür ve tahta geçer. Fakat Macbeth bununla yetinmeyecektir. Eline geçen güçle gitgide yalnızlaşan ve en yakın dostlarından bile şüphelenecek kadar paranoyaklaşan yeni Kral, kendisine engel gördüğü herkesi ortadan kaldırmaya kararlıdır.
It's winter in a small Scottish village near the sea, and multiple lives intersect in a day. Frances has just lost her husband to an early death, so her mother, Elspeth, travels to Frances' house to reconnect with her daughter and grandson, Alex. Meanwhile, old women Chloe and Lily go to a funeral, youngsters Sam and Tom cut class, and Alex gets a crush on tomboy Nita.
Shakespeare’in belki de en unutulmaz eserinin yine en unutulmaz sinema uyarlaması Orson Welles'e ait. 1948 yapımı film döneminin sinemasal anlatım ve mekan seçimleri açısından da öncü yapımlarından biri.
Macbeth'in vicdan azabıyla dolu ömrü, karısının ve bir grup cadının kışkırtmasıyla inşa olacak ve yıkılacaktır. İktidar hırsının insan ruhunun en karanlık yönlerini nasıl ortaya çıkardığını Shakespeare'den daha iyi kim anlatabilir?