Sürgünden dönen Napolyon, tekrar Fransa’nın başına geçerek Avrupa’yı tehdit eder. Ancak İngiliz ordusu komutanı Dük Wellington ve müttefik kuvvetlerle Belçika’nın Waterloo kasabasında karşı karşıya gelir. Film, hem Napolyon’un stratejik dehasını hem de savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkilerini gerçekçi bir şekilde gözler önüne serer. Büyük savaş sahneleri ve tarihi doğruluğuyla dikkat çeken yapım, tarihin dönüm noktalarından birini etkileyici biçimde anlatıyor.
20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan'da geçen film, bağımsızlık mücadelesi için İngiliz yönetimine karşı "Pasif Direniş"i örgütleyen Mahatma Gandhi'nin hayatından bir kesit anlatıyor. En iyi biyografik çalışmalardan biri olarak kabul edilen Gandhi, 11 dalda aday olduğu Oscar ödüllerinden "en iyi film" ve "en iyi yönetmen" dahil tam 8 ödülle döndü. Gandhi rolünde sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atan usta oyuncu Ben Kingsley'nin ise "en iyi erkek oyuncu" dalında heykelciğe uzanmasıysa pek zor olmadı. Cenaze sahnesinde yaklaşık 300.000 kişinin yer almasıyla da bir film sahnesinde yer alan en kalabalık insan sayısı rekorunu da elinde bulunduran film, çarpıcı sahneleriyle hafızalardan silinmeyecek bir yapıt. Hindistan bağımsızlık hareketinin lideri Gandhi'nin gerçek hayatından sinemaya aktarılan bu gerçekçi yapım, ülkemizde yıllarca yasaklanmış ve gösterime girememişti..
Gerçek olaylara dayanan bu biyografik epik filmde, 1929 yılında İtalya’da iktidarda olan Faşist diktatör Benito Mussolini’nin Büyük Roma İmparatorluğu’nu yeniden kurma planlarının bir parçası olarak Libya’yı sömürgeleştirmek üzere bu Kuzey Afrika ülkesine gönderdiği güçlü ordularının, Ömer Muhtar liderliğindeki Libya halkının inatçı direnişi karşısında hiç ummadıkları ağır kayıplara uğramaları anlatılmaktadır.
Kuzey-Güney savaşının ilk yıllarına uzanan film Stonewall Jackson isimli savaş kahramanını anlatırken, öte yandan da savaşa giden askerlerin ailelerine, yani geride kalanlara odaklanıyor. Jeff Shaara'nın aynı isimli kitabından uyarlanan film, Gettysburry filminin yönetmeni tarafından yönetilmiş. 51 milyon bütçeye sahip olan yapım, sayısız tarihi ve kurgusal karakterin gözüktüğü büyük bir proje.
During the Crimean War between Britain and Russia in the 1850s, a British cavalry division, led by the overbearing Lord Cardigan, engages in an infamously reckless strategic debacle against a Russian artillery battery.
Dağlı bir keskin nişancı birinci dünya savaşında bir Alman noktasını hindi avlarken ki stratejisini kullanarak tek başına saldırıp ele geçirir ve en ünlü Amerikan kahramanlarından biri olur...