Gwen Cummings, New York'lu başarılı bir yazar ve aynı zamanda hızlı yaşamayı seven, herkesin favorisi bir parti kızıdır. Dans klüpleri ve barlar arasında mekik dokuduğu bu yaşamını, çekici, yakışıklı ve hayatın vahşi yanlarına kendisi kadar tutkulu erkek arkadaşı Jasper ile paylaşmaktadır. Hayat Gwen için sadece eğlenmekten ibarettir. Ta ki kız kardeşi Lily'nin düğününde sarhoş olup limuzini kullanmaya kalkana kadar. Bu çirkin şovu Gwen'e mahkeme tarafından verilen 28 günlük rehabilitasyon cezasına mal olur....
Eşini trafik kazasında trajik bir şekilde kaybeden yatırım uzmanı Davis Mitchell, duygusal bir çöküntü yaşamaktadır. Davis, tüm hayatını sorguladığı bu dönemde giderek kontrolünü yitirmektedir. Bir gün parasını kaptırdığı otomatı üreten şirkete bir şikayet mektubu yazar. Davis, bu mektup sayesinde şirketin müşteri temsilcisi Karen ile yakınlaşacak ve bu beklenmedik ilişki, hem Karen hem de Davis’in tekrar hayata sıkı sıkıya sarılmasını sağlayacaktır.
Auggie'nin New York'taki tütüncü dükkanında tıpatıp aynı olan günler birbirini takip etmektedir ta ki Auggie, bize hayatın küçük detaylarının farkına varmayı öğretene kadar. Paul Benjamin, her gün sokakta gördüğü ama tam olarak kavrayamadığı hayat ile ilgili kendisine bir roman kazandıran bir sürü olaylar dizisi yaratır. Sonunda artık bir öykü oluşturma sırası Auggie'ye gelmiştir.
The King of Staten Island, yedi yaşındayken itfaiyeci olan babasını kaybeden, yirmilerinin ortasına geldiğinde dövme sanatçısı olmak isteyen fakat hayatına yön vermek için bir adım atamayan ve hırslı kardeşinin üniversiteye gitmesi sonrası annesiyle beraber yaşamaya devam eden Scott'ın, annesinin tıpkı babası gibi bir itfaiyeci olan Ray ile bir ilişkiye başlamasıyla değişen hayatını konu ediniyor.
L.A.'den mücadele eden bir stand-up komedyeni -kuyruğu bacaklarının arasında Doğu Long Island'a geri dönmek zorunda kaldı- ve trajik bir şekilde kusurlu, ancak çekici ve karizmatik, alkolik bir dermatolog arasında beklenmedik bir dostluk alevlenir. Akraba olmayı keşfeden her biri, yaşamlarındaki 'başarısızlıklarla' yüzleşme güvenine ek olarak, diğerinin şifa bulmasına yardımcı olur.
Ünlü bir stand-up ustası olan George Simmons, kan dolaşımındaki bir sorun nedeniyle ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir. George'un bir yıldan az ömrü kalmıştır. Ira ise ümit vaadeden ve George'u örnek alan bir stand-up komedyenidir. Ira ve George günün birinde aynı klüpte sahne alırlar. Ira'nın yeteneğini fark eden George, onu asistanı olması için ikna eder. Ira’nın hayatına girmesi ile George bir çalışandan çok, bir arkadaş edinmiştir.