A ghost writer, a piano player and a clerk, three characters united by frustration, who will have to fight to get out of their crises, facing their insecurities, repressions and bad memories in a world of fantasies and mysteries.
Although Jo Jo Dancer has achieved success as a stand-up comedian, he hasn't found happiness. After receiving severe burns in a narcotics-related incident, Jo Jo remains in a coma, and, while in this state, he looks back on his life. Drifting off into memories of his troubled childhood, Jo Jo revisits his youth, recalling his eventual rise to fame and the decadence that followed. As he considers his existence, he must decide if he wants to go on living or not.
Kara komedi türündeki bu sosyal dramda deforme olmuş biçimsiz karakterler, farklılıkları nedeniyle onları dışlayan toplumla başa çıkmak için bir yol bulmaya çalışıyor.
İnzivaya çekilmiş bir adam olan Will, henüz doğmamış ruhlarla görüşür. Ruhlar, Will tarafından birçok teste tabi tutulur. Will, ruhların sahip olduğu en önemli ayrıcalık olan doğum için uygun olup olmadıklarına karar verir. Onun hayatı, bu zamana kadar tanıştığı hiçbir ruha benzemeyen Emma ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. Will, Emma ile tanıştıktan sonra kendi varoluşuna bir yolculuk yapar.
Jack, ağzı çok iyi laf yapan herkesi ikna edebilen bir temsilcidir. Günün birinde Jack'in yaşadığı evin bahçesinde Bodhi ağacının çıkmasıyla Jack'in hayatı zindana döner. Jack'in her konuşmasında Bodhi ağacında bir yaprak eksilir ağaçta son yaprağın düşmesi demek hem Jack'in hem Bodhi ağacının yok olması demektir. Jack, artık konuşmayı bırakıp insanlarla iletişim kurabileceği bir yol aramak zorundadır.