1920'lerde Madrid'de, Ulusal Telefon Kurumunda çalışan dört kadın; aşk, arkadaşlık ve modern ofis hayatıyla uğraşırken iletişim devrimine de birinci elden şahit olur.
İki sıkı dost olan Tully ve Kate birbirlerine hem iyi hem de kötü zamanlarda destek olur. Gençliklerinde kurulan bağ 40'lı yaşlarında da sağlamlığını korumaya devam eder.
1960’lar... Reklamcılığın altın çağı. Merkezinde New York’un dahi ve rekabetçi çocukları. Başroldeyse değişen zamana ayak uydurmaya çalışan reklam gurusu Don Draper.
En İyi Drama ve Erkek Oyuncu dallarında Altın Küre kazanan Mad Men, gerçeklerle yalanlar arasındaki ince çizgiyi bulandırmaya ve 60’ların dekorunda insan doğasını irdelemeye devam ediyor. The Sopranos’un Emmy ödüllü yapımcı ve yazarı Matthew Weiner’dan gerçeğin nasıl satılabileceğine dair kışkırtıcı bir dram olan Mad Men, üç sene üst üste En İyi Dizi Emmy ve Altın Küre ödülünü kazanarak başarısını ispatladı.
Wu-Tang: An American Saga, Wu-Tang Clan’in, müzikal anlamda grubun bel kemiği olan RZA önderliğinde kurulma sürecini ele alıyor. Sonrasında ona Method Man, Gza, Ghostface Killah, Ol’DirtyBastard, Inspectay Deck ve Raekwon gibi pek çok başarılı rapçi katılıyor. Bütün bu yetenekli rapçilerin bir araya gelmesiyle oluşan grup 90’lı yıllarda New York’ta oluşan rap dünyasını adeta ele geçiriyor ve ismini yaptıkları müzik türünde en üst sıralara yazdırıyor.
An unconventional relationship in a world on the cusp of change; a star newsreader and an ambitious bisexual reporter join forces in a ruthless 1986 newsroom, as events unfold that will change their lives.
Viktorya dönemi öncesi Londra’da her beş kadından biri bedenini satarak geçimini sürdürmektedir. İngiliz aristokrasisinde söz sahibi kişiler bu kadınların bedenlerini satın almaktadır. İngiltere böyle bir toplumsal yapının içindeyken bazı kadınlar genelev işleterek para kazanır. Bu kadınlardan biri olan Margaret Wells, Londra’da genelev işleterek gelir elde eden bir kadındır. Çalıştırdığı kızlarını yüksek meblağlara pazarlar. Müşterileri genellikle İngiliz asilzadeleridir. Ancak bir gün tutucu bir grup tarafından baskına uğrar. Tutucular fahişeleri günahkarlar olarak tanımlamaktadır. Bu baskın sonrasında Margaret Wells mahkemede hakim karşına çıkar. Suçlamaları reddeder. Hakim davayı düşürür ve 100 pound’lık bir cezayı uygun görür. Ancak Margaret’ın bu cezayı ödeyecek parası yoktur. Çareyi öz kızını pazarlamakta bulacaktır!