Federal Ajan Aaron Falk, intihar etmeden önce karısı ve çocuğunu öldüren çocukluk arkadaşının cenazesine katılmak için yirmi yıl önce ayrıldığı memleketine gider. Yaşananlara anlam veremeye Aaron, olayı araştırmaya karar verir. Aaron araştırma yaparken eski bir yara olan 17 yaşındaki Ellie Deacon'un ölümünü de yeniden gün yüzüne çıkarır. Bu iki olayın birbiriyle bağlantılı olabileceğinden şüphelenmeye başlayan Falk, sadece arkadaşının masumiyetini değil, aynı zamanda kendi masumiyetini de kanıtlamak için çabalar.
Bir yazarın New York'ta kendine kurduğu mükemmel hayatı, bir gerçek suç belgeseli yüzünden korkunç lise geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalmasıyla birlikte altüst olur.
Başarılı bir psikiyatrist olan Zach Riley, prestijli bir üniversitede sürdürdüğü profesörlük görevini bırakarak, Dr.Reed'e ait özel bir akıl hastanesinde işe başlar. Riley, Dr.Reed'le görüşmesi sırasında, bu hastanede çalışmak istemesinin asıl nedeninin, babasının bir zamanlar burada yatmış olması olduğunu söyler. Zach Riley'nin babası T.L.Pierson, (Hiç Olmadı) adlı, fantastik bir ülkeyi ve orada yaşayan kahramanlarını anlattığı çok popüler bir çocuk kitabının yazarıdır. Fakat, çok başarılı bir yazar olan adam aynı zamanda tedavi kabul etmeyen bir şizofrendir. Karısının ve oğlunun yardım edemediği yazar, son yıllarını bu akıl hastanesinde geçirmiştir. Zach'in asıl niyeti ise, doğru dürüst tanımaya fırsat bulamadığı babasının son günlerinin izini sürmektir...
Münzevi ve tartışmalı yazar Bruce Cogburn, saplantılı bir hayran tarafından saklandığı yerden çıkarılır ve romancıyı kaçabileceğini düşündüğü bir geçmişle yüzleşmeye zorlar. Cogburn'ün karşılaştığı manipülasyon ve zihinsel işkencenin arkasında kimin olduğunu araştırması, işlerin her zaman göründüğü kadar net olmadığı ve geçmiş eylemlerin korkunç sonuçlara yol açabileceğini anlamasını sağlar.
1928 yılında Iverstown'da yaşayan büyük bir mirasın varisi Martha Smith Ivers polis tarafından arkadaşı Sam Masterson ile dördüncü kez kaçmaya çalışırken yakalanır. Martha öğretmeni Mr.O'Neil'e yalan söyler, bir adamın halasını öldürdüğünü anlatır ve Walter onun bu yalanını doğrular. 18 yıl sonra Sam Iverstown yakınlarından arabayla geçmektedir, ancak bir viraja dikkat etmez ve arabasıyla bir direğe çarpar. Arabasını bir kaportacıya getirir ve arabasının tamiri için beklerken evinin önünde oturmakta olan güzel Antonia Marachek ile tanışır. Antonia memleketine gidecek otobüsünü kaçırınca Sam'in bir içki içme teklifini kabul eder ve daha sonra onunla beraber oteline gider. Walter Sam'i gördüğü zaman Sam'in Martha'ya şantaj yapmaya geldiğini düşünür ve onun bu yanlış anlaması eski arkadaşların halanın öldüğü akşam hakkındaki trajik ilişkilerinin ortaya çıkmasına ve Martha-Walter çiftinin kirli sırlarının ortaya dökülmesine sebep olur.