Bunu izleyenlerin sonra izlediklerinden seçildi.
Film7.2Çok geniş bir hayal gücüne sahip olan Phoebe, bazen rüyalar ile gerçek hayat arasında kalır. Okulda sergilemek için çalıştıkları “Alice Harikalar Diyarında” piyesine kendisini çok kaptıran Phoebe kendisini birden bu dünyanın içinde buluverir.
Film7.5Beyin felçli olarak doğan Christy Brown, hastalığı nedeniyle hareketlerini kontrol edemez ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürer. Ancak çocukluğunda, sol ayağının felçten etkilenmediğinin farkına varması hayatını değiştirecektir. Christy sol ayağını kendine verilmiş bir şans olarak görür ve azmin de yardımıyla hastalığının etkilerini yenmeye çalışır. Bu çalışmanın sonucunda ise sakat vücudunun içinde gizli olan zeka ve yazma yeteneği ortaya çıkacaktır.
Film7.0Kaliforniya’da zengin bir ev kadını olan Carol White’ın (Julianna Moore) bu hayatta hiç bir eksiği yoktur. Parası da vardır, onu seven bir kocası da, güzel bir evi de… Son derece “güvenli” bir hayat yaşamaktadır kendisi. Bir gün, Carol’un burnuna, nerden geldiğini çözemediği kokular gelmeye başlar. Ardından, Carol’un bu güvenli hayatının surları, başağrıları ile tehtid edilmeye başlar. Bu başağrıları gittikçe kriz nöbetlerine dönüşür. Carol durup durduk yerde ağlamaya başlar, histeri nöbetlerine girer ve bayılmalar başlar.. Doktorlar Carol’un bu duruma bir çare veya sebep bulamaz…
Film7.5Prof. Higgins, yağmurlu bir gecede, Londra Covent Garden'daki operadan çıkan kalabalığın arasında çiçek satan, ağzı bozuk Eliza Doolittle'a rastlar. Hırçın ve kaba davranışlarıyla etrafa sataşmaktan kendini alamayan muzip genç kız, sadece argo değil, üstelik berbat bir aksanla da konuşmaktadır. Higgins, kendisi gibi bir dil bilimci olan dostu Albay Pickering ile bir bahse girer: Eliza üstüne para alarak profesörün evinde kalacak ve diksiyon kursları alacaktır. Higgins, genç kızı tamamen yola getireceğine ve Eliza'nın bir süre sonra gerçek bir hanımefendiden ayırt edilemeyeceğini iddia etmektedir. Bernard Shaw'ın 1912 tarihli oyunu Pygmalion'dan uyarlanan ve Broadway'de 1956-62 yılları arasında büyük sükse yapan My Fair Lady'nin başarısı, sahne müzikalini uyarlayan Alan Jay Lerner'in film yönetmeni George Cukor'la işbirliğini doğurdu. Eliza rolünün kariyerinin zirvesindeki Audrey Hepburn'e verilmesiyle de sinema tarihinin zafer anlarından biri tescillenmiş oldu.
Film6.0Silahlı bir soygun suçundan hapse giren Wayland, hapiste kaldığı 15 yılın ardından özgürlüğüne kavuşur. Memleketine geri dönen Wayland burada üç çocuğuna bakmaya çalışan, bekar bir anne olan eski sevgilisi Dolores ile karşılaşır. Yeniden bir araya gelmelerinden kısa bir süre sonra Wayland, ailenin yanına taşınır ve farkında olmadan ihtiyaç duyulan bab figürü haline gelir.
2020 · 43 votes
Film7.9Sararmış bir not defterinden anlatılan ve yıllar önceden kopup gelen bir aşk hikayesi. 40'lı yıllarda ABD, Kuzey Karolayna'daki sahil kasabası Seabrook'a genç bir kız gelir. Ailesiyle geçireceği sakin bir yazı hayal eden Allie bir karnavalda tanıştığı Noah'la yakınlaşır. Noah kızı gördüğü anda hayatını birleştirmesi gereken insan olduğunu anlar.Genç kız zengin bir aileden geldiği ve delikanlı da değirmende çalışan bir işçi olduğu halde geleceği hiç düşünmeden rüya gibi bir yaz geçirirler ve iyice aşık olurlar. II. Dünya Savaşı'nın kızıştığı bir dönemde hayat, aşıkları ayırıverir. Sevdiği kızı aklından hiç çıkarmamış olan Noah savaştan döner. Oysa Allie gönüllü olarak çalıştığı bir askeri hastanede tanıştığı Lon ile evlenmek üzeredir.
Kimler oynuyor. Birine dokun, başka nelerde oynadığını gör.

