Şövalye ruhlu mahkum Sam Gillen(J.C.Van Damme)'in de bulunduğu tutukluları taşıyan bir konvoy saldırıya uğrar. Saldırıyı düzenleyen Sam'in ortağı ölürken Sam kaçmayı başarır. Sam ise oğlu Mookie ve kızı Bree ile birlikte yaşayan dul Clyde(Rosanna Arquette)'ın yanına sığınır. Clyde ve çocuklar Sam'in kimliğini bilmezler. Sam aileyi, topraklarını ele geçirmek için canice yöntemlere başvurmaktan çekinmeyen toprak ağası Franklin Hale(Joss Ackland) ve adamlarından korumak üzere kolları sıvar...
Vahşi atların eğitimini içeren bir rehabilitasyon programına katılan bir mahkumun hikayesini konu ediyor. Roman Coleman, şiddet dolu bir geçmişe sahip olan genç bir adamdır. Geçmişinde işlediği suçlardan dolayı Nevada kırsalında bulunan bir hapishanede mahkum olan Roman, tüm dünya ile bağını koparır. Kendisini hapishanede görmeye gelen kızı dahil kimse ile iletişim kurmak istemez. Şiddet dolu geçmişinden uzaklaşmak için mücadele eden Roman, devlet tarafından belirlenen bir rehabilitasyon programına katılır. Roman, program kapsamında yabani atların eğitiminden sorumlu olarak görevlendirilir. Genç adam, eğitim sırasında atlarla ve diğer mahkumlarla bağlantı kurmaya çalışır. Kendisi gibi mahkum olan Henry ve yaşlı bir eğitmen olan Myles ile birlikte çalışan Roman, bilhassa hırçın bir at ile ilgilenmektedir. Roman, atı sakinleştirmeye çalıştıkça kendi geçmişi ile de yüzleşmeye başlar.
Genç bir muhasebeci olan Manuel, iftiraya uğrayarak zimmetine para geçirme suçundan yargılanmayı bekler. 10 ile 20 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya olan adam, suçu ile cezanın orantısız olduğunu iddia eder. Bu süreçte dayanılmaz işkencelere maruz kalan Manuel, bu sisteme boyun eymek istemez. Daha iyi koşullar talep etmek için örgütlenen bir grup makhuma katılan Manuel, kendisini sık sık ziyarete gelen kız arkadaşı aracılığıyla uğradığı işkenceleri basına sızdırır. Dışarıda yayılan haberler sivil halktan karşılığını bulur ve bir mücadeleyi ateşler.
Avery (Jones) hayatını tekrar rayına oturttuktan sonra rekabetçi bir yüzücü olarak üniversiteye geri döner. Ancak kendisi ve iki arkadaşı (Bonds, Casseus) yanlışlıkla cinayetle suçlanıp cezaevine konduğunda hayatı beklenmedik bir dönüş alır.
İngiltere’nin 80’li yıllarda, şiddet dolu davranışlarından ötürü en popüler mahkûmlarından biri olan Michael Peterson’ın gerçek yaşam öyküsünden uyarlanan film, 19 yaşındaki genç Michael’ın çok çabuk öfkelenen karakter çizgileriyle başlıyor.Dünya üzerinde isminin kalıcı olmasını isteyen Michael’ın aklına bir gün postane soymak fikri gelir ve eline aldığı silahıyla hiç düşünmeden bunu gerçekleştirir. İlk olarak 7 yıl olarak kararlaştırılan hücre hapsi, hapishane içerisindeki uygunsuz hareketleri sonucunda 34 sene olur.Tüm bu seneler boyunca Peterson’ın aklı, yarattığı ‘Charles Bronson’ karakterinin kontrolündedir. Bronson’ın aklındaysa popüler kültürün dokunaklı sonu vardır. 21. yüzyılın ‘Otomatik Portakal’ı olarak nitelendirilen film, yüksek şiddet içeren sahneleriyle de adını duyurmakta.
Hikaye Sara'nın, Christina Scofield'ı öldürmek suçundan Michael ile olan düğün töreninde tutklanmasıyla başlar. Kadın cezaevinde birkaç yeni mahkum göze çarpmakla birlikte Gretchen Morgan da hapishanede görülmüştür. Kadınlar hapishanesinin yanında aynı zamanda erkekler hapishanesi de bulunmaktadır ki bu erkekler hapishanesinde General Jonathan Krantz ve Theodore "T-Bag" Bagwell bulunmaktadır. Sara'nın hapishanede olduğu haberini alan Krantz, onun kellesi için 100.000 dolar ödül koyar.