Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.
İkinci Dünya Savaşı'ndan kısa süre sonra günlük yaşamın her gün mücadeleyle sürdüğü, Sibirya'da bir işçi kampı yani Kray… Tanrı'nın unuttuğu bu sürgünler köyünde Alman ve Sovyet kültürleri birbirine karışmıştır Tren lokomotifine tapmakta, onun yanan ağzına ormanı kurban vermektedirler Makineler insan isimlerine sahiptir İki aşk üçgeni kadın ve erkekleri birbirine bağlamaktadır Ta ki yakındaki bir adada bir hayalet motor bulmak için yola çıkmış, madalyalı bir savaş kahramanı çıkagelene dek...
15 yıl önce babası Albay Rodina'nın rehberliğinde Andrei, yabancı istihbarat servisi ajanı olmaları için gençlerin eğitildiği gizli bir özel okulda eğitim görür. Pilot proje sonlandırılınca Andrei "Gençlik" adı verilen bu projeden ayrılıp Avrupa'da kalır ve geçmişini unutmaya çalışır. Ama günün birinde babası arayıp Andrei'ye tehlikede olduğunu ve kaçması gerektiğini söyler. Kaçarken özel okulda beraber eğitim gördüğü Masha'yı bulur. Andrei, sevgi ve ihanetle sınanıp, istemeden dahil olduğu bu acımasız casusluk oyununun gerçek yüzünü öğrenmek zorunda kalacaktır.
İki çocuğunu yanına alıp, kendisine şiddet uygulayan kocasından kaçarak New York’a gelen Clara, tıpkı onun gibi zor zamanlardan geçen dört kişiyle tanışır: Sinir krizinin eşiğinde bir hemşire olan Alice, işlemediği bir suçla lekelenen Mark, avukatı John Peter, hayatta hiçbir amacı olmayan genç Jeff ve ailesinden kalan restoranı ayakta tutma mücadelesi veren, hayalperest Timofey. Görünüşte sıradan ama dünyaları apayrı insanların New York’ta karşılaşmalarının ve birbirlerine tutunmalarının hikayesi.
On the French island of Mont Saint-Michel, Jack, a failed presidential candidate, Tom, a poet and Sonia, a physicist, engage in an intellectual conversation about politics, philosophy and life over the course of a single day.