The Black Country, 1995 - Two sisters confront each other about sorting their late father's estate, whilst on a cigarette break as children's party entertainers.
A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.
Radyo programcısı Johnny, minik yeğenine bir süreliğine bakma görevini üstlenir. İkili, Los Angeles’tan New York’a, oradan New Orleans’a uzanan bir seyahate çıkarlar. Bu yolculuk, geçmiş ve gelecek arasındaki bağlar üzerine hassas ve derin bir hikayeye dönüşür.
Los Angeles gettolarında birlikte büyüyen üç arkadaşın öyküsünü anlatan film, kenar mahallede yaşanan olaylara içten bir bakış atmasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Kardeş gibi Doughboy ve Ricky Baker birbirlerine benzememekle birlikte her an birlikte takılmaktadırlar. Üçüncü kişi ise Tre'dir. Üçlü şiddet ve uyuşturucunun konuştuğu mahallerinde kendilerini ispat etmeye çalışır. 90'lı yılların başında gettoda yaşayan siyah gençler arasında yükselen nefreti, şiddete olan eğilimi, doğasına yakın bir şekilde sunuyor film. Yönetmen bu filmi 23 yaşında çektiği için sinema dünyasının yeni dahilerinden biri olarak selamlandı ve henüz 24 yaşındayken Oscar ödülüne aday oldu.
Sam Cahill, Afganistan dağlarında terörle savaşmak üzere gönderilmiş bir Amerikan askeridir. Eşi Grace ve çocuklarının yanına erkek kardeşi Tommy taşınır. Tommy kardeşinin ailesini korumak için onların yanındadır, oysa değişken karakteri ve tuhaf alışkanlıkları aile içinde sorun yaratır. Zaman geçtikçe Tommy ve Grace birbirlerini daha iyi anlamaya ve birbirlerinden hoşlanmaya başlarlar. Sam'in Afganistan'da yaşadığı travmalarla birlikte eve dönmesi ise bütün dengeleri değişecektir.