1970’lerin Paris’inde, dünyaca ünlü opera sanatçısı Maria Callas’ın çalkantılı, güzel ve trajik hayatının son günlerini yeniden yaşatan ve hayal ettiren filmin başrollerinde Angelina Jolie, Haluk Bilginer ve Alba Rohrwacher var.
Edith Piaf’ın 1959’da New York’da verdiği konser sahnesi ile başlayan film, Fransız şarkıcı Piaf’ın, 40’lı yaşlarına odaklanıyor. 1915 yılında dünyaya gelen Piaf, babasının çalıştığı sirk sayesinde küçüklüğünden itibaren pek çok yer dolaştı. O dönemlerde, en yakın arkadaşı Mômone ile sokaklarda şarkı söyleyerek para kazanıyordu. Bu sırada bir kabare işleten Leplée tarafından keşfedildi ve kısa sürede, onu meşhur edecek çevre içine girdi. Genç yaşta yakalandığı hastalık ve bağımlılıkların, henüz 40 yaşındayken onu 70 yaşında bir kadın haline dönüştürdüğü, yürüme, konuşma ve şarkı söyleme yetisini kaybettiği süreci tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Filmde, Piaf’ın büyük aşk yaşadığı ve 1949 yılında bir uçak kazasında hayatını kaybeden boks şampiyonu Marcel Cedan’ın da önemli bir yeri var.
While working part-time as a food deliveryman, Antoine, an aspiring young rapper from the suburbs of Paris, meets Mrs. Loiseau, an eminent teacher at the Paris Opéra. Stunned by the young man's raw talent, she introduces him to the world of opera. As Antoine becomes one of Mrs. Loiseau's students, he hides his new dream from his friends and family, fearing that they won’t understand – this double life burdens him... Somewhere in between the gilded and uptight Parisian upper-class, and the harsh yet free-spirited and familiar suburbs he grew up in, Antoine will have to find his own voice.
Celestine has a new job as a chambermaid for the quirky M. Monteil, his wife and her father. When the father dies, Celestine decides to quit her job and leave, but when a young girl is raped and murdered, Celestine believes that the Monteils' groundskeeper, Joseph, is guilty, and stays on in order to prove it. She uses her sexuality and the promise of marriage to get Joseph to confess -- but things do not go as planned.
Tár, dünya çapında sanatının en iyilerinden biri olarak kabul edilen ve büyük bir Alman müzik orkestrasının ilk kadın şefi olmayı başaran Lydia Tár'ın hayat hikayesini konu ediyor.
Mélanie Prouvost, a ten-year-old butcher's daughter, is a gifted pianist. That is why she and her parents decide that she sit for the Conservatory entrance exam. Although Mélanie is very likely to be admitted, she unfortunately gets distracted by the president of the jury's offhand attitude and she fails. Ten years later, Mélanie becomes her page turner, waiting patiently for her revenge.