A recently widowed woman is whisked away to the Hamptons on what should’ve been her 30th wedding anniversary. What starts as a getaway becomes a heartfelt journey through grief, friendship, love.
Erkek kardeşinin ölümünün ardından bir yıl boyunca duygusal bunalımlarda kaybolan Jack (Mark Duplass) en yakın arkadaşı Iris (Emily Blunt)'in teklifi üzerine onun ailesinin uzak bir adadaki yazlığına kendini toparlamak üzere gider... Eve gelir gelmez farkeder ki Iris'in kızkardeşi Hannah (Rosemarie DeWitt) da aynı fikirle eve gelmiştir... İkili akşam tuhaf bir durumda kalırlar. Iris'in ertesi günkü habersiz ziyareti işleri daha da karıştırır...
Hayatın stresinden uzaklaşmak isteyen üç kadın, lüks bir tesiste sakin bir hafta sonu geçirmeyi planlar. Ancak sorun çıkarmaya yatkın eski dostlarının da tatile katılmasıyla planları kısa sürede bozulur. Grup, peş peşe gelen kötü kararlar ve beklenmedik olaylar nedeniyle dinlenmek yerine giderek büyüyen bir karmaşanın içinde kalır.
Donanmada hemşirelik yapan Helen North (Lucille Ball) yakışıklı Donanma subayı ve dul Frank Beardsley (Henry Fonda) ile tanıştığında nüfus patlaması yaşanır. Çok ortak yönleri vardır, hatta gereğinden fazladır. Helen’in sekiz çocuğu, Frank’in on çocuğu vardır ve dünya evine girdiklerinde Beardsley-North birleşmesinde anarşi başlar. Muhalif tarafta bulunan üvey kardeşler birbirlerini ve ailelerinin birliklerini sabote etmek için her şeyi yaparlar. Ama her şeye rağmen anne “askerlerini” yürekten sever ve baba da yaşı gelen çocuklarına hassas konularda hocalık yapmayı sürdürür. İçerleme kısa süre içinde yerini saygıya ve herkesin hayal bile edebileceğinden daha büyük bir şeye bırakır.
Marcus ve Kevin Copeland FBI 'da çalışırken son baskınları tam bir fiyasko olmuştur . Sosyetenin şımarık genç kızlarından Brittany ve Tiffany Wilson kardeşlerin kaçırılacağını haber alan FBI, bu büyük davayı Marcus ve Kevin'ın rakipleri Vincent Gomez ve Jake Harper'a verir. Bu aşağılanmayı daha da ileri götürmek için, Kevin ve Marcus'a nankör ve berbat bir iş verilir: Gucci kıyafetli şımarık çocukları havaalanında karşılayıp Hamptons'taki otellerine götürme işi.Hikaye burada başlayıp komedi türünde bir filmdir.
Dostluk güven hayal gücü ve büyümenin zorlukları üzerine bir komedi.
Will Proudfoot (Bill Milner) boğucu aile yaşantısından kurtulmak için bir kaçış yolu aramaktadır. Tam da o sırada okulun kabadayısı Lee Carter’la (Will Poulter) karşılaşır. Bir elinde video kamera diğer elinde Rambo: First Blood (Rambo: İlk Kan) filmi Lee kendi aksiyon filmini çekmeye hazırlanmaktadır. Will bu filmde Lee’ye yardım etmeye karar verir. Film hem Will’in yaratıcılığını farklı bir alanda ortaya çıkarması için bir şans hem de gerçek bir arkadaşlığın başlaması için bir fırsat olacaktır. Eğlenceli hareketli ve nostaljik öğelerle dolu Rambo’nun Oğlu izleyen herkese çocuk olmanın keyfini yaşatacak.