Lamhaat weaves together six standalone stories set against India's modern city life, each capturing a fleeting moment of longing, guilt, shock, alienation, delusion and regret. Together, they examine how a single instant can reshape a life and leave feelings that linger long after.
Seçkin festivallerden ödüllerle dönmüş bir yapım ve gerçek bir yaşam öyküsü… Güney Afrika'da yaşayan 10 yaşındaki Sandra (Sophie Okonedo) tipik bir yerli gibi görünmektedir Ancak anne-babası beyazdır; ancak atalarının kökleri, siyahi ırka dayanmaktadır Sandra, beyaz tenli ağabeyinin eğitim gördüğü yatılı okula gönderilir Fakat 'renkli' olduğu için okuldan kovulur Sandra'nın babası Abraham (Sam Neill) bu karara karşı çıkar ve mahkemeye başvurur Bu olay uluslararası bir skandal haline gelir Sandra, ilerleyen yıllarda da ırkçılık sorunuyla sürekli mücadele etmek zorunda kalacaktır.
Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.
94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.
Dünyanın farklı uçlarından iki kız bir araya gelir ve birbirlerinin hayatlarını değiştirirler. Mahree, zengin ailesiyle birlikte ırk ayrımı olan Güney Afrika'da yaşar. Piper Dellums, Washington D.C'de bir ABD kongre üyesinin kızıdır. Mahree, Dellum'un evinde bir sömestr geçirmek için seçilince Piper ile düşündüklerinden farklı insanlar olduklarını anlarlar. İki kız da yaptığı varsayımları sorgular ve arkadaşlığın gerçek rengini öğrenirler.