A young mother, Lil, struggles to connect with her newborn baby. Ashamed and exhausted, she tells no one. An ancient creature, that is drawn to mothers who are struggling, begins to circle, with a primal battle begins between the mother and the force.
A stillborn baby girl is abducted by a deranged morgue attendant and brought back to life by electro-kinetic power. On her sixteenth birthday, traumatized Tess escapes captivity and sets out to find her birth mother leaving a trail of horrifying violent destruction and chilling chaos behind her.
An orphaned girl is rescued from a satanic ritual and taken to Saint Catherine Institute for homeless youth. There she will learn new skills while facing demons that stalk her.
In medieval England, Anne and her domineering mother-in-law Morwen struggle to survive on the outskirts of society. But when a man from Anne's past returns from war, a curse begins to take shape through a mysterious knight and threatens to destroy them all.
Neill Blomkamp'ın sahibi olduğu Oats Studios'un RAKKA ve FİREBASE'den sonra 3. kısa filmi olma özelliğini taşıyan ZYGOTE kısa filminde başrolde yakından tanıdığımız Dakota Fanning oynuyor. Oats Studios'un diğer kısa filmlerine kıyasla ZYGOTE'un konusu nispeten biraz daha basit. Bu kısa film, Kuzey Kutup Dairesinde yer alan bir maden tesisinde sıkışıp kalmış iki kişinin hikayesini anlatıyor. İstasyondaki diğer çalışanların vücut parçalarından meydana gelmiş korkunç bir yaratıktan kaçmaya çalışıyorlar.
Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.
Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.