Uyuşturucu baronu yüzünden hayatı trajik bir şekilde etkilenen intikam peşindeki bir hemşire, hapisten çıkan bir kartel liderinin sorumluluğuna verilir.
Que Dios Nos Perdone (May God Save Us/Tanrı Bizi Bağışlasın), Madrid’in tam “15-M Hareketi”ne sahne olduğu dönemde, şehir aynı zamanda bir seri katilin brutal eylemlerine de sahne olur. Söz konusu seri katil, yaşlı kadınlara tecavüz etmekte ve onları döverek öldürmektedir. Adli tıpta görev yapan kadın doktorun söylediğine göre bu yaşlı kadınlar “olağanüstü derecede büyük, dev bir penis ile” tecavüze uğramışlardır. Başlı başına ne büyük bir metafor! Dava dedektif Luis Velarde (Antonio De La Torre) ve Javier Alfaro’ya (Roberto Álamo) verilmiştir. Katile ulaşamamanın stresiyle ezilen bu iki dedektif, bir yandan Madrid sokaklarında seri katil peşinde gezerken, bir yandan da kendi saldırgan doğalarını sergilemekten geri durmazlar. Dedektif Javier Alfaro’nun öfke kontrolü problemi vardır ve saldırgan tavırlarıyla dikkatleri çeker. Dedektif Luis Velarda ise, kadınlarla ilişki kurmakta pek başarılı biri değildir.
Ten years after ratting on his old mobster friends in exchange for personal immunity, two hit men drive a hardened criminal to Paris for his execution. However, while on the way, whatever can go wrong, does go wrong.
Madrid'in bir banliyösünde yaşayan teknisyen Ángel, Estrella'ya âşık olmasının ardından soygunculuğa başlar ve kararlı bir dedektifin hedefi hâline gelir.
Mafyanın ilk büyük ispiyoncusu Joseph Valachi'nin (Charles Bronson) gerçek hikayesi. Hapishanedeyken FBI'a Cosa Nostra'nın sırlarını anlatan Valachi'nin anılarıyla 1930'ların mafya dünyasına yolculuk: Lucky Luciano ve Vito Genovese'yle bağlantıları, suç dünyasının kuralları ve "omertà" yeminini bozmasının bedelleri.
Gerçek olaylara dayanan, gözden düşmüş bir polis dedektifi, şiddet içeren bir suç örgütünü ifşa etmek için gizli göreve giderek kefaretini arıyor. Ancak mafyanın derinliklerine battıkça, affedilmenin bedeli karşılayabileceğinden daha yüksek olabilir.