Gerçek olayları konu alan bu belgeselde bir baba, kızını öldüren kişinin yargılanması için Fransa ve Almanya'da onlarca yıl mücadele verdikten sonra sıra dışı bir yola başvuruyor.
Damon Gameau isimli bir aktör, şeker bağımlılığı ve şekerin vücuda zararları ile ilgili bir deney yapmaya karar verir. Günlük aldığı kalori miktarını değiştirmeden diyetine günlük 40 çay kaşığı (160 gram) şeker ekler ve bu şekeri kaşık kaşık eklemez, tükettiği hazır gıda ürünlerinden alır. Bu belgesel, Gameau’nun sağlığının kısa sürede bundan nasıl etkilendiğini, şekerin sadece bedensel sağlığı etkilemekle kalmayarak beyni ve ruhsal sağlığı da ciddi düzeyde etkilediğini, şekerin her türlüsünün ne kadar zararlı olduğunu ve bağımlılık yarattığını ve, bu gerçeklerin üzerinin serbest piyasa ekonomisi ve dünyanın önde gelen şirketlerinin baskılarıyla nasıl kapatıldığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
Bambi, erkek bir karacanın doğumundan çocukluğuna, annesini kaybetmesine, bir eş bulmasına, babasından öğrendiği derslere ve ormandaki insan avcılarının oluşturduğu tehlikeler hakkında edindiği deneyime kadar tüm yaşamını konu alır.
13 yaşındaki kızı korkunç bir suçtan sağ kurtulan mütevazı bir çiftçi, köyündeki derin anlayışsızlığa kafa tutarak adaletin yerini bulması için olağanüstü bir mücadeleye girişir.
Geleneksel tıbbın eleştirisi niteliğinde olan belgesel, ilaçların da diğer ürünler gibi bir 'piyasa' malzemesi olarak kapitalizmin kurallarına göre şekil bulduğunu iddiasını taşıyor. Her zaman çok fazla hasta olmalıdır ki daha fazla ilaç satılsın... Bitkisel beslenme ve yüksek doz vitamin alımı ile hastalıklardan korunulabileceğine dikkat çekiliyor. Belgesel için; tıp dünyasından dışlanmış, makaleleri yayınlanmayan 'piyasa dışı' tıp adamlarının belgeseli de diyebiliriz.