Amerika’da büyüyen Lili’ye babası bir gün çok can sıkıcı bir haber verir: Çin’de yaşayan Nai Nai’sine -yani ninesine- 4. evre akciğer kanseri teşhisi konulmuştur. Aile bu haberi nineden saklayıp, kadının son günlerini huzur ve mutluluk içinde, ailesiyle birlikte geçirmesinin yerinde olacağına karar verir. Lili, böylesine büyük bir haberi saklamanın büyük haksızlık olduğunu düşünse de bu karara uyup, ninesiyle -ona hiç haber vermeden- vedalaşmak için ailesiyle birlikte Çin’e gider.
İngiliz rahibin ölümüyle birlikte, oğulları Daniel ve Robert ailelerin dağılmaya başladığına tanıklık eder. Ancak ölenin yası henüz bitmemişken, ortaya çıkan bir yabancının babaları hakkında söyledikleri iki genci şok edecektir: Yabancının dediğine göre, babaları gaydir. Bu sırrın ortaya çıkmaması için ortaya koydukları çaba bir süre sonra onları tam bir kaosa sürükleyecektir.
Babalarının ölümünün ardından bir haftalığına yeniden aynı çatı altında toplanan ve çocukluk günlerine dönmeye çalışan yetişkin kardeşlerin öyküsünü anlatan filmde, bu romantik fantezinin çığrından çıkma süreci anlatılıyor.
Eric kısa bir ziyaret için eve döner ve kendini kız kardeşleriyle yeniden bir araya gelmek ile eski poker grubuyla bir zafer kovalamak arasında sıkışmış bulur. Eric, yetişkinliğinin özenle inşa edilmiş cephesi yerini eski çocukluk çatışmalarına bıraktığında, yüzleşmelerden kaçınmanın giderek daha da zorlaştığını fark eder.
Aaron ve Justin, yıllar önce içinde yer aldıkları fakat kaçarak ayrıldıkları grubun inançlarının, düşündüklerinden daha fazla akla yatkın olabileceğini düşünerek 10 yıl sonra gruba geri dönerler. Bulundukları çevrede garip, ürkütücü ve doğaüstü bir gücün var olduğunu görürler. Diğer yandan ise plak kayıtlarından VHS kasetlerine kadar, değişen çeşitli medya biçimlerini inceledikten sonra açıklanamayan birtakım iletiler almaya başlarlar. İçinde bulundukları çıkmaz yetmezmiş gibi, video kayıtlarından birinde grup üyelerinin, “Jonestown Tarzı Kitlesel İntihar”ın eşiğinde olduğu iletisini alırlar.
Amy Tan’in kuşaklar arası çatışmalar üzerine kurulu best-seller romanından hareketle çekilen “The Joy Luck Club” birbiri içine geçen on altı kısa anne-kız öyküsünden oluşuyor. Amerika’nın San Fransisco kentinde geçen film, 2. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda ABD’ye göçen ve sık sık bir araya gelerek oyun oynayan bir grup Çinli kadının yaşamlarına odaklanıyor.