Chess Records'un yükselişinin ve şarkıcılarının hikayesi. Seks, şiddet, ırkçılık ve rock 'n roll'la dolu 1950 Chicago'sunda; Muddy Waters, Leonard Chess, Little Walter, Howlin' Wolf, Etta James ve Chuck Berry gibi Amerika'nın müzik efsanelerinin hayatları Cadillac Records ile beyazperdede.
Bu sürükleyici rock 'n' roll klasiği Jailhouse Rock'da, genç ve asabi şarkıcı rolünde Elvis Presley var. Genç Vince Everett (Presley), bir kadının şerefini korumak için giriştiği bir bar kavgasında kazayla bir adamı öldürüp hapse düşer. Everett'in hücre arkadaşı ona gitar çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrettikten sonra, Everett'in hapishanede gerçekleştirdiği, kalça sallatan ve insanı coşturan bir konseri onu bir yıldız yapar. Ama şöhret Everett'in egosunu şişirir ve sesini kaybedip tekrar şarkı söylemek için zorlanırken, arkadaşlarının sadakati ona talihine minnettar olmayı öğretir.
Film, Rock 'N' Roll müziğin kralı” Elvis Presley’nin hayatını konu ediyor. Elvis Presley’in hayatının bilinmeyenlerinin gözler önüne serildiği filmde, müzik kariyeri mercek altına alınıyor. Filmde ayrıca, Elvis Presley’i henüz kimse tanımazken keşfeden ve müzik yolculuğunda yer alan menajeri Colonel Tom Parker ile olan karmaşık ilişkisi de konu ediliyor.
Film Ritchie Valens’in gerçek hikayesi olup Ritchie’yi Paicoma’daki çocukluk yıllarından 17 yaşında bir rock yıldızı olarak uçakta ölümüne dek odak noktasında tutar.
1980'lerin Los Angeles'ında Dennis Dupree adında rock müzik aşığı deli bir adam bir gece kulübünü konserlerin verileceği bir rock bar olarak işletmeye başlar. Bir dönem gençliğinin değişmez sloganı olan "Rock 'n Roll, seks ve alkol" bu barda yeniden hayat bulur. Kulübün en güçlü kozu ise şüphesiz ki yükselen yeni ve seksi rock yıldızı Stacee Jaxx'tir. Diğer yandan semtlerinde bu "ahlaksızlığa" asla izin vermeyecek ve barın kapatılması için var güçleriyle çalışacak bir grup muhafazakar kadın, rock müziğine ve onun temsilcisi her şeye karşı savaş açar... Tüm bunların ortasında küçük bir kasabadan Hollywood'a gelen genç bir kız, rock müzikte hayatı, aşkı ve kendisini bulacaktır...
Britpop akımı, İngiltere’de 90’ların başında patlak vermişti. Sürekli yeni grupların piyasaya çıktığı bu dönemde parlayan rock’n roll yıldızları, tabii ki İngiltere’nin sağlam alternatif müzik geçmişini referans olarak alıyordu. 24 Saat Parti İnsanları da bu sağlam geçmişin en parlak dönemini, 80’ler Manchester’ında doğan Sex Pistols, The Jam, Joy Division ve Happy Mondays gibi efsane grupların öyküsünü anlatıyor. Fakat bu bir rock belgeseli değil. Olaylar, 80’lerde Manchester’da bir plak şirketi ve bir de gece kulübü kurmuş olan, televizyon muhabiri Tony Wilson’ın gözünden aktarılıyor. Floransa’nın Rönesans’ta yaşadıklarını, Manchester’ın 80’lerde yaşadığını söyleyen Tony Wilson, seks, uyuşturucu, rock’n roll üçgenine yataklık yapmış Manchester gecelerini yaratan kişilerden biri olarak anlatıyor öyküsünü. 24 Saat Parti İnsanları, konserlerden arşiv görüntüleri, insanı coşturan müzikleri, stilize kostüm ve set tasarımı ile seyirciyi 80’lerin Manchester’ına götürüyor.