Bo (Valentina de Angells) on bir yışında bir kız çocuğudur ve kendi kurduğu dünyasında, New Mexico eyaletinin çöllerindeki ücra bir kasabada yaşamaktadır. Arlene (Joan Allen) Bahçelerinde çıplak çalışmayı tercih eden özgür ruhlu bir kadın; babası ise Sam Elliott girdiği depresyon sonucu içindeki şeytanlarla yaptığı savası kaybetmek üzere olan bir adamdır. Bir gün kasabaya gelen George (Jim True-Frost) adlı bir vergi memuru, yüksek kazançlarına rağmen ailenin, yıllardır vergi ödemediğini ve bu yüzden de inceleme altına alındıklarını söyleyerek isine başlar. Ancak bir süre sonra bu ilginç ailenin ve çölün mistik güzelliğine kapılan George, görevini unutarak aileyle birlikte yaşamaya başlar. Ailenin tüm üyelerinde büyük değişikliklere ve keşiflere yol açacağını henüz bilmemektedir. Cennetten Bir Köşe, kendini keşfetmek, önceden tahmin edilemeyen güzelliklerin ortaya çıkışı ve aşkın karşı konulamaz doğası üzerine dokunaklı bir film.
“Freud’un bahsettiği biçimiyle ‘tekinsizlik’ filmin ruhuna cuk oturdu.” Simon her şeyden önce utangaç bir adamdır. İşyerinde herkesin unuttuğu, annesi tarafından küçümsenen ve rüyalarının kadını tarafından bir türlü fark edilmeyen bir adamdır. Dışlanmışlığını ve dünyanın ona kayıtsızlığını değiştirmek içinse elinden pek bir şey gelmemektedir. Ta ki, işyerine ona tıpatıp benzeyen James gelene kadar. James onun fiziksel olarak ikizidir ama karakter olarak tam zıttıdır. Kendine güveni, karizmatikliği ve kadınlarla çok iyi geçinebilmesiyle bir anda herkesin gözdesi oluverir.
Simon’ın tam da korktuğu gibi, James yavaş yavaş onun bütün yaşamını ele geçirmeye başlar. Dostoyevski’nin ‘Öteki’sinin oldukça yaratıcı bir uyarlaması olan film, kurduğu karanlık ve Kafkaesk atmosferle dikkat çekiyor. Richard Ayoade bu ikinci filminde, nev-i şahsına münhasır mizah anlayışıyla tedirgin edici ama oldukça da komik, daha önce pek görmediğimiz tuhaf bir dünya yaratıyor. Tek kelimeyle muhteşem!
Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.
'Having broken away from my illusory self, I was desperately seeking a path and a meaning to life.' This phrase perfectly sums up Alejandro Jodorowsky’s biographical project: reconstituting the incredible adventure of his life. He was born in 1929 Tocopilla, a coastal town on edge of the Chilean desert, where he discovered the fundamentals of reality, as he underwent an unhappy and alienated childhood as part of an uprooted family.
Gerçek bir bilgisayar dehası olan Qohen Leth, hapsolduğu işinden ayrılıp eski bir şapelin yıkıntıları içerisinde içine kapanık, yalnız bir hayat sürmeye başlar. Bu tek kişilik hayatındaki tek uğraşı Yönetim tarafından kendisine verilen gizlice projeyi yürütmektir. Yönetim, yaşadığı yere 'Sıfır Teorisi' adlı teorinin varlığını kanıtlaması için özel bir bilgisayar sistemi ve programı kurar; eğer başarılı olursa da hayatın anlamsızlığını kanıtlamış olacaklardır. Saatlerce çalışmasına rağmen başarılı olamayan Qohen, Bainsley adlı çekici bir kadının hayatına dahil olmasıyla iyice delirmenin eşiğine gelir. Üstüne Bob adlı genç bir adamın projeye dahil olması işleri iyice tuhaflaştırır.
Dışarıdan bakıldığında Helen (Ashley Judd) mükemmel bir hayata sahiptir Çekici bir kocası, mutlu bir ailesi, güzel bir evi ve başarılı bir kariyeri vardır O aslında büyük bir depresyon geçirmektedir Bu zor zamanlarında öğrencisi Mathilda (Lauren Lee Smith) ile arkadaş olur Helen ve onunla benzer ruhsal sorunlar yaşayan Mathilda, birlikte bir çıkış yolu bulmaya çalışır...