1981 yılının kışında, New York'ta geçen gerilim dolu hikayede göçmen bir ailenin yaşamına odaklanıyor. New York şehri tarihinin en çetin dönemini geçirirken New York'a yerleşen Anna ve Abel Morales çifti karşılarına çıkan fırsatları değerlendirip bir yandan işlerini büyütürken, diğer yandan şehrin yolsuzluk, şiddet ve suç sarmalında ayakta kalmaya çalışmaktadır. Petrol sektöründe çalışan Abel, piyasanın şartlarının ve rakiplerinin acımasızlığını keşfeder. Sonrasında mücadele edebilmek için tek yolun en az onlar kadar vahşi olmaktan geçtiğini fark eder. Abel yasal yolları bırakıp ailesi için kurduğu tüm düzeni yok edecek olan bu tehditlere karşı savaşmak zorunda kalacaktır. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini J.C. Chandor üstlenirken kadroda Oscar Isaac, Jessica Chastain, David Oyelowo ve Alessandro Nivola gibi isimler yer alıyor.
İğrenç bir insan olan korkunç haydut Albert, adamları ve karısı Georgina ile birlikte her akşam aynı lokantada kurdurduğu açgözlü sofrada yemek yemektedir. Albert'in saçtığı dehşet, Fransız aşçı Richard'ın, yemek aralarında Georgina'nın aşığı Michael ile mutfak köşelerinde yatıp kalkmasına göz yummasına sebep olmaktadır. Kan, seks, yamyamlık ve dünyevi iştahın görsel bir şölene dönüştüğü hem eğlenceli hem de korkunç film, her türlü uyarıcı etkiye rağmen, sıradışı İngiliz auteur Peter Greenaway'in geniş kitlelerce yenilip yutulabilmiş belki de tek eseri.
Based on the writer/director's childhood, FARMING tells the story of a young Nigerian boy, 'farmed out' by his parents to a white British family in the hope of a better future. Instead, he becomes the feared leader of a white skinhead gang.
Mutlu bir ailenin hayatı bir anda kızlarının psikopat biri tarafından kaçırılması ile alt üst olmuştur. Fidyeci adam ise paranın haricinde hayatları boyu çalıştıkları her şeyi istemektedir ve hatta bu başka birisinin hayatını almak bile olabilir...
Özgür ruhlu Inez, 6 yaşındaki Terry'yi koruyucu ailesinden kaçırır. Sırlarına ve birbirlerine tutunan anne ve oğul, değişen New York'ta evlerinin yanı sıra kimliklerini ve istikrarlarını geri almak için yola çıkarlar.
30'ların Amerika'sında Rock dağlarında bir kasabadayız. Peşindeki gangsterlerden kaçan güzeller güzeli Grace, bir kasabaya sığınmak zorunda kalır. Kadına acıyan kasaba halkı, başlangıçta iyi niyetlerle kadına sahip çıkar ve arasına alır. Fakat kadının konumunun kendileri açısından da bir tehlike arz etmesiyle aralarındaki ilişki farklı boyutlar kazanmaya başlayacaktır. Grace, kasabalının öteki yüzünü görmeye başlar ve çaresiz bir şekilde kendini kurban olarak bulur.