When a new gang of ruthless child traffickers begins to abduct the children in town, Juan Cantu (Angel Negrete) must once again join forces with former bounty hunter Rey Moncada (David Fuentes) to take down the kidnappers one by one.
Billy Wong, ortağını bir soygunda kaybeden bir New York polisidir. Zengin bir adamın kızı Laura Shapiro kaçırıldığında, Billy ve yeni meslektaşı Danny Garoni bir defilede güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır. Laura'nın babasının Hong Kong'lu bir uyuşturucu baronu olan Bay Ko ile bağlantılı olduğundan şüpheleniliyor, bu yüzden NYC polis komiseri soruşturma için Hong Kong'a iki memur gönderir. Hong Kong'a vardıklarında, ikisi Bay Ko ve yetkililer için bir takım sorunlar yaratır.
Miami’nin önde gelen mafya tetikçisi Cuda (Banderas), patronu Estelle’in (Kate Bosworth) siber seks kaçakçılığı işine bulaştığını ve arkadaş olduğu genç bir kız olan Billie’yi (Zolee Griggs) tehlikeye attığını öğrenir. Cuda, hayatını ve ailesiyle ilişkisini kurtarmak için kendi suç örgütünü yıkmaya karar verir. Genç dövüşçü Stray (Mojean Aria) ile iş birliği yaparak Billie’yi kurtarmaya çalışır, ancak bu süreçte mafyanın hedefi haline gelir. Film, Cuda’nın kefaret arayışını ve fedakârlıklarını konu alıyor. Banderas’ın güçlü performansı öne çıksa da, klişe bir hikâye ve yavan senaryo eleştirilmiştir.
The Grissom Gang, 1949 yapımı No Orchids For Miss Blandish filminin yeniden çevrimidir. 1920'lerde zengin bir genç kadın (Kim Darby), Grissom ailesi tarafından kaçırılır. Acımasız ve sapkın bu ailenin bir üyesi (Scott Wilson) kurbanına ilgi duyunca, aile içinde kanlı bir çatışma patlak verir.
When his young son is viciously murdered by a classmate, a grieving father with a history of violence kidnaps the child responsible, igniting a frenzied manhunt fueled by a powerful politician -- the father of the kidnapped boy.
İlgi çekici, iyi oyunculuklarla öne çıkan, Amerikan yapımı bir Japon gangster filmi. Robert Mitchum, yakuza tarafından kaçırılan Amerikalı bir kızı kurtarmak üzere Japonya’ya giden özel dedektif rolünde, efsanevi Japon yıldız Ken Takakura ona yardım eden eski bir gangster. Kishi Keiko ise Mitchum’un İkinci Dünya Savaşı sonunda Japonya’da görevliyken bir aşk yaşadığı ve şimdi tekrar karşılaştığı kadın. Paul Schrader’in, kardeşi Leonard’ın bir hikâyesinden sinemaya uyarladığı Yakuza, Japon tür sineması geleneklerinin Amerikan seyircisine tanıtımı açısından kayda değer bir girişim. Halâ geçmişin değerleri ile yaşayan ve kapitalist Japonya’da var olmaya çalışan modası geçmis¸ bir yakuza olan Ken karakteri (kardeşi ona “yalnız kurt” diyor), eski ritüel ve geleneklerle çağdas¸ değerleri, ilgi çeken bir biçimde karşılaştırma imkanı sunuyor.