The story follows a dedicated actor as he prepares for a frightening task. He becomes trapped in both dimensions as the line between truth and imagination blurs.
After a mysterious bout of amnesia, a beloved children’s television host struggles to piece together his fractured memories, only to find his once-cheerful puppet co-stars behaving with sinister intent. As reality unravels, the line between performance and nightmare begins to blur.
Garip ve yalnız bir sakin olan Patrick (Brendan Rock), bir karavan parkının arka tarafındaki karavanda yaşamaktadır. Şiddetli bir fırtına patlak verdikten sonra, gizemli bir genç kadın (Jordan Cowan) hava koşullarından korunmak için kapısına dayanır. Gece uzadıkça ve kadın Patrick hakkında daha fazla şey keşfettikçe, oradan ayrılmakta daha da zorlanır. Kısa süre sonra kadın Patrick'in niyetini sorgulamaya başlarken, Patrick de kendi gerçeklik kavramını sorgulamaya başlar.
Genç bir kadın, gece yarısı beklenmedik bir ziyaretçinin bıraktığı gizemli bir hediye ile karşılaşır. Bu hediye, onu huzursuz edici bir tavşan deliğine çeker ve gece boyunca varoluşsal bir mücadeleye sürükler. Tavşan deliği, kadını kendi içsel korkularıyla yüzleşmeye zorlayarak, gerçekle hayal arasında gidip geldiği karmaşık bir yolculuğa çıkarır. Bu esrarengiz macera, kadının kendi benliğiyle hesaplaşmasını ve hayatına dair önemli keşifler yapmasını sağlar.
Elizabeth ve Kevin’ın 8 yaşındaki oğulları Joshua ile mutlu ve sakin bir hayatları vardır. Oğullarının Z adında hayali bir arkadaşla konuşması ve oyun oynaması başlangıçta çifti rahatsız etmez. Ancak bu tanımlayamadıkları arkadaşlık Joshua’yı zamanla saldırgan biri haline getirir ve gittikçe hepsi için bir tehdit haline gelir. Oğlunu geçmişten gelen bu yaratığa kurban etmek istemeyen Elizabeth, Z’yi çok geç olmadan durdurabilecek midir?
Oyunculuğa heveslenen Edward, yüzündeki şekil bozukluğunu neredeyse tamamen gidermek için çok kapsamlı ve deneysel bir ameliyat geçirir. Ancak hayallerini süsleyen yeni suratı yüzünden kısa sürede hayatı kâbustan farksız bir hal alır. “Bu rolü oynamak için doğdum” dediği rolü kaybeder ve elinden kaçırdıklarını geri almayı takıntı haline getirir; eski hayatını konu alan bir oyunda kendisini canlandıran oyuncuya kafayı takar. Toplumsal ve kişisel hırslar üzerine gotik, felsefi ve gerçeküstü bir hikâye anlatan film, prömiyerini Sundance’te yaptı ve ardından başrol oyuncusu Sebastian Stan’ın ödül kazandığı Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarıştı. Kendimizi nasıl gördüğümüz ve başkalarının bize nasıl baktığına dair bu bağımsız film epey karanlık ve tuhaf olsa da mizahi bakışını kaybetmiyor.