Violet tecavüze uğrar ve ikiz çocukları olur. Bu çocukları yıllarca herkesten saklar. Hastalanır, vücudunun bir tarafı felç olduğu halde yine de çocuklarını kimseye göstermez. İkizlerin biri on yaşında ölünce Nell'i (Jodie Foster) ormanda saklar. Ancak Violet de ölünce Nell'i bulurlar. Doktorlar onu akıl hastanesine kapatmak isterler çünkü Nell dünyayı bilmemekte ve kendine has bir dille konuşmaktadır. Konuştuğu dili kimse anlamaz. İki doktor da mahkemeden üç ay isterler. Üç ay zarfında Nell'i insanlara alıştıramazlarsa hakimin kararına uyacaklardır.
Jerry ve Rachel, daha önce hiç tanımadıkları bir kadın tarafından rehin alınırlar. Fakat kadın bu iki kişiyle ilgili her şeyi bilmektedir. Politik bir suikast için kullanılmakta olduklarını anlayan bu iki rehine işbirliği yapmaya karar verir.
Siyah beyaz bir gerilim klasiği. Yıllar önce öldürülen teyzesinin uğursuz evine geri dönen bir kadının, kendisinden bir şeyler saklayan kocasının garip davranışları neticesinde deliliğin sınırına geldiği bu atmosferik gerilim, tahmin edeceğiniz gibi başroldeki Ingrid Bergman‘a En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını getiriyor. Evin siyah-beyaz atmosferinin başarısı nedeniyle film En İyi Sanat Yönetimi (Siyah-Beyaz filmde) Oscar’ını alıyor.
Bir insan zihnini başarılı bir şekilde bilgisayara aktarabilmenin eşiğindeki adamın dünyası, ailesinin hayatını kaybettiği bir trafik kazası ile altüst olur. Onları diriltmek için çaresizce uğraşan Foster, ailesinin klonlarını yaratmak için meslektaşı Ed Whittle ile çalışmaya başlar. Ancak kaybettiği 4 kişilik ailesinden yalnızca 3 kişiyi geri getirebilme şansı olduğunu anladığında büyük bir karar vermek zorunda kalacaktır...