Fotoğraflarında şiddet içeren görüntüler bulunan moda fotoğrafçısı Laura Mars, bir katilin gözünden görme yeteneğini geliştirir. Etrafındakiler arasında şoförü Tommy, menajeri Donald, eski kocası Michael ve polis memuru John vardır.
Elijah Wood’u tatlı küçük bir hobbit olarak tanıyanlar, onu karşılarında mükemmel bir ‘manyak’ olarak gördüklerinde afallayacaklar. ‘Tek Yüzük’ onu ele geçirmeye başladığında kocaman gözlerinde oluşan ifade belki de onun bu filmdeki gibi rollere uygunluğunu gösteren bir sinyaldi. Filmde, antika taş mankenleri, öldürdüğü güzel kadınların kafa derileri ile restore eden Frank’i izliyoruz. Derken, onun işine hayranlık duyan genç fotoğrafçı Anna çıkıyor ortaya ve karakterimizin arkadaşı oluyor. Frank, Anna’yı takıntı haline getirdikçe, öldürme açlığı tamamen kontrolden çıkıyor. Manyak, William Lustig’in 80’lere damgasını vuran, büyük bir fan kitlesi olan şiddet dolu korku filminin yeniden çevrimi. Orijinal filmin en şüpheci fanatikleri bile, Aja’nın versiyonunun orijinalinin hiç gerisine düşmediğini; atmosfer, müzik ve farklı New York görüntüleriyle fazlasını bile kattığını söylüyor...
Cinsel yönden düş kırıklığına uğramış bir eş ve anne olan Kate Miller, onu tatmin etmeyen erotik yaşamından yakınmak üzere, muayenesi Manhattan'da bulunan pek revaçtaki psikiyatrı Dr. Robert Elliott'ı ziyaret eder. Bir yabancıyla tatmin edici bir cinsel ilişki içinde geçirdiği öğleden sonranın ardından Kate, adamın binasının asansöründe usturalı sarışın bir kadın tarafından öldürülür. Katili şöyle bir gören sarışın fahişe Liz, hem baş zanlı, hem de katilin yeni hedefi haline gelir.
Film, Alexandra Barnes (Debra Winger) adında bir FBI ajanının, zengin erkekleri baştan çıkarıp öldüren bir kadın olan Catharine Peterson'ı (Theresa Russell) takip etmesini konu alır. Catharine, her cinayetten sonra kimliğini değiştirerek yeni bir hayata başlar ve izini kaybettirir. Alexandra, Catharine'ın izini sürerken, onunla yakınlaşmak için sahte bir kimlik yaratır ve kendisini zengin bir iş kadını olarak tanıtır. İkili arasında tehlikeli bir kedi-fare oyunu başlar. Catharine, Alex'in gerçek kimliğinden şüphelenirken, Alex de Catharine'ın bir sonraki kurbanını korumak için zamanla yarışır.
Deprem Kuşu, arkadaşının kaybolması ile kendisini büyük bir girdabın içinde bulan genç bir kadının hikayesini konu ediyor. Lucy Fly, Tokyo'da yaşayan genç bir kadındır. Sorunlu bir yaşamı olan Lucy, gönlünü yakışıklı bir fotoğrafçı olan Teiji'ye kaptırır. Lucy ve kendisi gibi sorunlu olan Teiji arasında çok geçmeden yoğun bir ilişki yaşanmaya başlar. Bu sırada Lucy, eğlenmek için gittiği bir barda Lily adında bir kadın ile tanışır. Kısa sürede yakın arkadaş olan Lucy ve Lily, zamanlarının çoğunu birlikte geçirmeye başlar. Ancak bir gün Lily'nin ortadan kaybolması işlerin karışmasına neden olur. Lily'nin kaybolmasıyla soğukkanlılığını kaybetmeye başlayan Lucy, polisler tarafından sorgulanmaya başlar. Üstelik polisler Lily'nin öldüğünden şüphelenmektedir.