Film, Cadılar Bayramı'nda geçen dört ayrı hikâyeyi birbiriyle harmanlıyor. Filmin ana kahramanları; bir seri katil hakkında gizli bir sırrı saklayan okul müdürü, bir adamla buluşmak üzere olan kolejli bir bakire, eşek şakası hazırlamakta olan bir grup genç ve kocasıyla tartışmaktan usanmış bir kadından oluşuyor * Klişelerle yüklü bir film olduğu doğru. Ancak film, o klişeleri yaslanmak için değil basamak olarak kullanıyor. Durağan bir kurgusu yok. Çok hızlı ve aktif bir film
Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.
Kötü bir hayatı olan ve hayatını stand-up gösterileriyle devam ettiren Brandon, son komedi gösterisini çıktığı akşam, hikâyeleri ve esprileri anlattıkça, bu hikâyelerin geçmişiyle güçlü bir ilişkisi olduğunu fark etmektedir. Her anlattığı hikâyeden sonra henüz tamamlanmış hikâyeden ilham alan makyajıyla yeniden ortaya çıkar ve anlattığı hikâyelerin sonunda birbiriyle bağlandığını fark eder. Her hikâye geçmişinden izler taşımaktadır.
Her biri çölde yolculuk eden beş gezginin kesişen yollarına dair beş farklı korku hikayesi. Yolcuların her biri, en karanlık sırları ve en korkunç kabusları ile yüzleşecektir.
Dört ürkütücü hikâyenin anlatıldığı bu kanlı korku filminde: Fırındaki Dehşet: Bir seri katil, küçük bir çocuğu fırında pişirip yemek ister. Mumyanın İntikamı: Bir grup arkadaş, lahitini açtıkları mumyanın geceleri dirilip öldürmeye başlamasıyla korku dolu bir mücadeleye girer. Şeytani Kedi: Garip kazalarla akrabalarını kaybeden yaşlı bir adam, katilin şeytani bir kedi olduğunu keşfeder ve onu durdurmak için acımasız bir kiralık katil tutar. Kanatlı Canavarın Laneti: Alkolik bir yazar, devasa kanatlı bir yaratığın arkadaşını öldürdüğüne tanık olur. Yaratık onu bağışlar ancak gördüklerini kimseye anlatmaması için uyarır, yoksa geri dönecektir.
1982’deki Romero-King işbirliğinin meyvesi Creepshow’un başarısı, ilki kadar tatmin edici olmasa da kendince kültleşmeyi bilen bu devam filmine vesile oldu. Bir kez daha 50’lerin E.C. Comics dönemi korku çizgi romanlarına öykünen bu hikaye derlemesini bu kez Romero yönetmediyse de, senaryoya imza atmayı bilmiş. King’in çok sevilen Raft’ını da içeren derlemede İhtiyar Şef Odunkafa ve Otostopçu diğer öyküler. Kalitesi, içerdiği öykülerle paralel yükselip alçalan filmin yönetmeni Michael Gornick’in, Romero’nun yetiştirmesi olduğunu da ekleyelim...