The explosive story of the world's most expensive heist, valued at $4.5Billion, and the real life lovebirds, hipsters, and wannabe rappers at its center.
Hapisten yeni salıverilmiş ünlü soyguncu, Alman asıllı suç üstadı Doc Erwin Riedenschneider (Sam Jaffe) Cincinnati'ye gelerek vakit kaybetmeden yeni bir soygunun hazırlıklarına başlar. 'İçerde'yken bir mücevher şirketini soymak için kusursuz bir plan yapmıştır, ama bunun için bir ekip toplaması ve para kaynağı bulması gerekir. Para kaynağı için düzenbaz avukat Alonzo D. Emmerich'e (Louis Calhern) başvurur. Ekibin diğer elemanları ise at çiftliği alma hayalleri kuran İrlanda asıllı meteliksiz kabadayı Dix (Sterling Hayden), soygunda şoförlük yapacak olan kafe sahibi kambur Gus (James Whitmore) ve kasa açma uzmanı Louis'dir (Anthony Caruso). Bir de bu kişiler arasında ara buluculuk yapan at yarışı oynatan kumarhane sahibi Cobby (Marc Lawrence) vardır....
Yağmurun sağanak halinde yağdığı karanlık bir gecede, beş adam iyi planlanmış bir tren soygunu düzenler ve 10 milyon dolarlık, dokuz tonluk altın sevkiyatını alıp kaçarlar. Devasa sevkiyatı, üç gizli kamyon yüküne bölen ekip, mükemmel bir kaçış olacağını umdukları bir yere doğru, ülke çapında göze çarpmayan bir kaçış planı yapmışlardır.
Thief Duke Anderson—just released from ten years in jail—takes up with his old girlfriend in her posh apartment block, and makes plans to rob the entire building. What he doesn't know is that his every move is being recorded on audio and video, although he is not the subject of any surveillance.
Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.
Jason Derek Brown, müsrif yaşam tarzını bir dizi dolandırıcılık yoluyla finanse eden karizmatik bir dolandırıcıdır. İnatçı bir FBI ajanı olan Lance Leising ise Brown’ı parmaklıklar ardına koymaya kararlıdır. Fonları azaldığında ve geçmişi onu yakaladığında Brown, şimdiye kadarki en ayrıntılı planını yapar ve bu süreçte kendisini Leising'e karşı ölümcül bir kedi ve fare oyununun içinde bulur.
1929 ekonomik bunalımı; yirminci yüzyılın başından itibaren inanılmaz bir süratle kapitalistleşmeye başlayan ve adeta tepe noktasına ulaşan bir ekonominin büyük çöküşünü ifade etmektedir. Bu çöküş Amerika’nın gelişmiş serbest piyasa ekonomisine entegre olmuş tüm ülkeleri derinden etkilemiş dolaylı olarak da olsa ikinci dünya savaşına ön ayak olmuştur. Krizin yarattığı işsizlik, yoksulluk kısacası açlık muazzam boyutlara ulaşınca kanunsuz işlerde büyük bir patlama olmuştur. Özellikle kaçakçılık had sayfaya çıkmış, çıkar çatışmaları bugün gangster(yaşça büyük olanların deyimiyle gangaster) diye adlandırılan yapıyı oluşturmuştur. Haraç, kadın ticareti, alacak tahsili, kumarhane işletmeciliği gibi klasik yöntemlere ilaveten sendikacılık, içki ve silah kaçakçılığı gibi yeni yaklaşımlar ortaya çıkmış, belli bir forma bürünmüş yarı-düzenli suç şebekeleri peyda olmuştur...