Haunted by their past and desperate for a fresh start, a struggling writer and an architect must confront their deepest regrets and unearth unsettling secrets while isolated in a remote forest house, testing the limits of their love and challenging their future together.
New parents Adrienne and Matteo are forced to reckon with trauma amidst their troubled relationship. They must revisit the memories of their past and unravel haunting truths in order to face their uncertain future.
Çocukluk travmalarından kaçan genç yazar Edith Cushing (Mia Wasikowska), Sir Thomas Sharpe (Tom Hiddleston) adında gizemli bir yabancıya aşık olur ve onunla evlenir. Yeni bir hayata adım atıp geçmişe sünger çekmeye kararlı olan Edith, kocası ve onun kız kardeşi Leydi Lucille Sharpe'ın (Jessica Chastain) birlikte yaşadığı eve taşınır ve onlarla birlikte yaşamaya başlar. Ancak Edith zamanla yakışıklı ve çekici kocasının tanıdığından çok daha farklı biri olduğunu keşfedecektir. Geçmişin hayaletlerinden kaçmaya çalışırken ise kan kırmızısı toprağa sahip dağın tepesindeki evin de kendi hayaletleriyle dolu olduğunu fark edecektir.
Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.
Silahlı bir soygun suçundan hapse giren Wayland, hapiste kaldığı 15 yılın ardından özgürlüğüne kavuşur. Memleketine geri dönen Wayland burada üç çocuğuna bakmaya çalışan, bekar bir anne olan eski sevgilisi Dolores ile karşılaşır. Yeniden bir araya gelmelerinden kısa bir süre sonra Wayland, ailenin yanına taşınır ve farkında olmadan ihtiyaç duyulan bab figürü haline gelir.
Genç yaşta anne olan Sandra, kocasından gördüğü şiddete artık dayanamaz. Kocasından ayrılmayı kafasına koyar ancak bir yandan da Dublin’deki konut kriziyle de uğraşmaktadır. Ev bulmakta zorlanan Sandra, kızları ile geçici olarak bir otel odasına yerleşir. Kendisine yardım etmeyi reddeden bu sistemle mücadele eden Sandra, kızlarına güvenli ve mutlu bir yuva sağlayabilmek için sıfırdan başlayarak evini inşa etmeye karar verir. Bu süreçte kendi hayatını da yeniden inşa eder ve benlik duygusunu da geri kazanır.
Ivy ve Theo, başarılı kariyerleri, mutlu evlilikleri ve harika çocuklarıyla ideal bir hayat sürüyor gibi görünmektedirler. Ancak Theo'nun kariyeri düşüşe geçerken Ivy'nin kendi hedefleri yükselişe geçince bu kusursuz görüntünün altında bir fırtına patlak veriyor. Kusursuz görünen çiftin çatırdayan ilişkisinde gizli rekabetler, bastırılmış öfkeler ve komik olduğu kadar keskin çatışmalar gün yüzüne çıkmaya başlar.