Wes Anderson'ın aslına sadık kalarak uyarladığı dört Roald Dahl öyküsünden oluşan antolojinin Oscar ödüllü ilk filminde, bir kumarbaz şaşırtıcı bir yetenek geliştiriyor.
Filmleriyle tam 4 kez "En İyi Yabancı Film" dalında Oscar® kazanan Vittorio de Sica, aldatma ve kadın-erkek ilişkisi hakkında 7 farklı öyküyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Yönetmenin "İtalyan Usulü Evlilik" ve "Dün, Bugün, Yarın" filmlerinin kazandığı başarının ardından çektiği "Yedi Kere Kadın" son derece eğlenceli. Shirley McLaine, güçlü oyunculuğunu bir kez daha kanıtladığı filmde farklı sınıflardan, farklı dünya görüşlerine sahip, farklı durumlardaki yedi kadına hayat veriyor. Yastaki Paulette, kızgın Maria Teresa, kurnaz Linda, âşık Edith, hırslı Eve, umutsuz Marie ve romantik Jean, Shirley McLainein müthiş performansıyla kadın dünyasının hikâyelerini anlatıyor.
Eleanor, soğuk savşın püfür püfür esmiş olduğu 1962'lerde, ABD topraklarında gönüllerince seyahat eden Amerikalı iki genç kızın öyküsünü ele almaktadır.
Hebalon İmparatoru dramatik bir ölümle hayatını kaybedince tahta oğlu Hal Tara gelir. Hal Tara'ya kalan ilk miras ise babasının ölümünün intikamını almaktır. Babasının düşmanları, Zeritler, tarafından öldürüldüğüne inandırılan Hal Tara köle kılığına girer ve çocukluk arkadaşı savaşçı Erito ile büyük bir yolculuğa çıkar. Bu amansız yolculukta kendilerini bekleyen macera Hal Tara'nın kendisini tanımasını sağlar. Savaşla dostluğu, sevgiyle nefreti ve yaşamla ölümü öğrenecektir * Danimarkalı yönetmen Anders Ronnow Klarlund'ın İpler'inin en büyük özelliği, bugüne kadar çekilmiş ilk uzun metrajlı kukla filmi olması.
Jack, ağzı çok iyi laf yapan herkesi ikna edebilen bir temsilcidir. Günün birinde Jack'in yaşadığı evin bahçesinde Bodhi ağacının çıkmasıyla Jack'in hayatı zindana döner. Jack'in her konuşmasında Bodhi ağacında bir yaprak eksilir ağaçta son yaprağın düşmesi demek hem Jack'in hem Bodhi ağacının yok olması demektir. Jack, artık konuşmayı bırakıp insanlarla iletişim kurabileceği bir yol aramak zorundadır.
Ruhunuz size ağır mı geliyor? sorusunun cevabını arayan Paul Giamatti, buna bir çözüm yolu bulmuş gibidir.
Düşsel komedi tarzı işlenmiş Cold Souls’ta Paul Giamatti, Paul Giamatti adında bir aktörü canlandırıyor.
Paul, The New Yorker’da insanların ruhunu ayırıp, donduran ve saklayan bir yüksek-teknoloji şirketiyle ilgili bir makaleye rastlar. Uzun zamandır aradığı mutluluğun anahtarının bu olabileceğini düşünür fakat Ruh-Karaborsasının bir sonraki talihsiz kurbanı o olunca, sorunlar başlar…
Giamatti çalınan ruhunu, yeteneksiz ama hırslı pembe dizi aktrisinden geri alabilmeyi umarak ta Rusya’ya kadar gider.
Duygusallık ve duygusuzluk ile gerçeklik ve hayal arasında çok ince bir denge kuran Cold Souls, gerçek bir ruh araştırma komedisi.