1971 Hindistan-Pakistan savaşı sırasında geçen bu filmde Hindistan kara, hava ve deniz kuvvetlerinde görev yapan üç asker, zorlu savaş şartlarıyla karşı karşıya kalır.
18 Eylül 2016 da Hindistan'da Uri askeri kamp bölgesinde 19 silahsız Hint askeri şehit edilmiştir. Hint ordusu bunun sorumlusunun Pakistan olduğunu düşünür ve şüpheli olarak ele geçirdiği kişileri yakalayıp sorgulamaya başlar. Hint ordusunun tek isteği bu 19 canın kanını yerde bırakmamak bu terör saldırısını yapan kişilere gereken cevabı vermektir.
Afganistan'da görev yapan genç bir Amerikan askeri, komutanının bazı davranışlarından rahatsızlık duyar. Bu durum, onu ahlaki bir ikilimenin içine sürükler
Bu son derece etkileyici drama, II. Dünya Savaşı'nda gerçekleşen Bulge Savaşı sırasında Alman hatları arkasında kalan savaş yorgunu bir piyade bölüğünü anlatmaktadır. Ev özlemiyle yanan ve karla kaplı siperlerde soğuktan titreyen askerler acıya, ıstıraba ve üzüntüye bastırılamaz bir mizah ve amansız bir alay ile katlanmaktadırlar. Hiçbiri kahraman olmak niyetinde değildir ama hepsi de kendilerinden beklenen cesareti göstermeye hazırdır.
After the fall of Tobruk in June 1942, U.S. Army sergeant Joe Gunn leads his tank into the Sahara desert, in order to evade advancing Rommel's forces and reach Allied lines. Along the way he picks up few Allied soldiers, but soon they are running out of water. They find water at the ancient well, but the well is a goal of an entire German battalion. Despite the impossible odds, Sergeant Gunn decides to defend the well.
Film, 2. Dünya savaşının sonlarına doğru, Teğmen Henry Mucci kumandasındaki 6. bölüğün bütün olanaksızlıklara meydan okuyarak başarılması neredeyse imkânsız olan kurtarma görevinin başarılış öyküsünü seyirciye sunuyor. 6. bölüğün askerleri, düşmana esir düşmüş 500 Amerikan askerini, düşman sınırlarından 30 mil içeri girip, kötülüğü ile ün salmış kamptan hayatlarını hiçe sayarak kurtarıyorlar.
Film Japonlara esir düşmüş İngiliz ve Amerikalı askerlerin Singapur'daki Changi kampındaki son günlerini anlatıyor. Filmde Japonları neredeyse hiç görmüyoruz. karaborsanın, yalanın dolanın gırla gittiği, yüce askeri değerlerin, rütbelerin hiç bir anlam ifade etmediği kampın kralı amerikalı onbaşı king rolünde George Segal [ki kendisini just shoot me'nin babası olarak hatırlayabilirsiniz], king'in gerçek hayatta aynı salonlarda bulunmasının pek mümkün olmadığı kankası pete marlowe rolünde james fox ve bu ikisine beslediği düşmanlıkla ayakta duran sevimsiz teğmen grey rolünde tom courtenay harikalar yaratıyorlar.